yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÇürümüşlüğün sessizliğindeki çığlık – Özkan Yıkıcı

Çürümüşlüğün sessizliğindeki çığlık – Özkan Yıkıcı

Çok basit kuraldır: anormal bir olay peşpeşe duyulursa, ona alışıp, normaleşir. Artık, anormalik size normal şekle gelip, önemi de kaybolur. Yanlış veya kötü konu ilk duyulduğunda tepki korsunuz. Korkmaya dahi başlarsınız. Günceleşip tekrarlanma halini alınca da bunu kabullenirsiniz. Bunları her gün etrafımızda yaşayarak kanıtlamak mümkün. Yolsuzluk, uyuşturucu, yalan söylemek, baskılar gibi pratikte karşılaştıklarımıza artık bize anormal gelmiyor. Hat ta çoğu kesim bu olumsuzlukları yapanları da haklı bulup özenilir. Yaşamın kuralı olduğu için de giderek uygulamayanlar eleştirilmeye başlanır. Bal tutan yalar lafı oldukça prim yapıyor. Birisi size “çok para yedirip işimi yaptırdım” demesi kadar normal bir şey yoktur. “Yesin de halka da bir şey versin” deyimleşti. Bunlar hep kültürleşme konusunun nedenli önemli olduğunun basit kanıtıdır.

Daha vahim olguları da aştık. Herkesin bilip, fırsat bulunca da uyguladığı güncel yaşananlar, sanki olmamış resmi tutumla da ikilemler gelişti. Birisini bulup işini yaptırma, komisyon verip avantaj sağlamak, size iş yaparken karşılık alma tutumları artık kurumsallaştı. Yeter ki resmi veya mesleki deyil normal akıştaki gibi davran. Her olguyu yakalarsınız. Yurtaşlık hikayeleri, devletden avanta alma, olmayan işinizin görülmesi, daha nicesi, ikilemimizin aynası gibi yaşanarak öğrenildi. Kendimizi abartma, övme, mahsumlaştırma duygusallıklarımız gayet iki yüzlülükle oluştu. Zaten ta baştan torpil diyerek bbaşlayan tercih, sonunda ek yasalarla da kurumlaştı. Bir de size tanık olduğunuz bazı önemli gerçekleri anlatmama korkusu yerleştirince, çürümüş ve teslim olmuş K. Kıbrısın haritasını da çizeriz.

Yaklaşık 1  ayı geçti. Sadece Türkiye deyil,dünyanın birçok yerinde Sedat pekerin videyoları konuşuluyor. Bir kısmı bilinmesine karşın ilgilenilmezken, şimdi mafya liderinin açıklamalarıyla da gündeme gelişi de düşündürücü deyilmi? K. Kıbrıstan başlayan, Suriye karanlık yollarında dolaşılan, Azeri oligartlarının da katılımlı uygulamalar, kolonbiyadan Venezuela limanları, ABD merkez bankasının dolandırılmasının ta Soylunun da içine alınan maceralar, bolca zengin yönler vardır. Arada çıkan resimler de işe kanıtsal örnekler olarak eklenmekteydi. Türkiyedeki devlet içi ilişkilerin adeta nedenli çürümüşlük yaratığının düşündürücü idiyalarıdır. Bir mafya lideri oluşan devlet içi güç mücadelesi sonucu, yaptığı açıklamalarla, resmen deprem yaratacak etkisi oldu. Milyonlar Pazar sabahını bekleyip, ne söyleyecek merakına girdi. Milyonlarca izleyeni oluyor. İnandırıcı bulanların sayısı ise oldukça fazla. Fakat, Türkiyedeki ana akım ve havuz medyası ile bizdeki yerel medya konunun uzağında. Hele yerel medyamız, burayla alakalı mafya ve benzeri idiyaları görmezden geliyor. İndipendıt gazetesine dek düşen haberler, söz konusu olan ülkemizde duyulmuyor.

Bu arada klasik çaresizliğin çıkışı seslendiriliyor: “temiz eller savcısı aranıyor”! Diyer denizlerin de benzer tehlikelere doğru gidildiği sinyalleri de imdat çağırmaktadır. Bunlar da burası için pek önemli deyildir. Biz bizim hikayemizle dans edip oynuyoruz. Hat ta K. Kıbrısta olanlar da alakadar etmiyor. Çürüyen siyasal yapıdan, çirkeften çıkar sağlamanın yalakasını yapıyoruz. Ne pekerin dedikleri, ne Maraşla ilgili çıkan bilgiler, nede hala onca çöküşe karşın yandaşa olanak sağlama uygulamasına devam edilmektedir. Zaten işler Fuat beye devredildi. Sadece paydan pay alma işi kaldı. Bir de kapılar açılıp, kimisi para kazanır kimisi de dostlarıyla buluşup barışçıllık oynuyor ya: yetip artıyor.****

İkindinden geceye geçtim. Kulaklarım biraz çınlıyor. Dışarısı sesiz. Ekran izleyip bilgisayarla uğraşmaktan sıkıntı geldi. Ama, durmadan belirli kesimler Pekerin videyolarını anlamaya çalışıyor. Kimsenin yapmadığı etkiyi başardığı kesin. Ama, çürüyen yapı kendi kendini de yok etmez. Bunu deyiştirecek seçenek de siyasal örgütlenme ile başlar. Türkiye ve K. kIbrıs bu konuda hala çok uzakta bulunıuyor. Her iki yerde de onca yaşanmışlıklara karşın, “sandık gelsin” demenin ötesine gidemiyor. Ama, şu dersleri K. kIbrıs hiç almıyor: belli ki seçime gidilecek. Bol bol yurttaşlıkla her seçimlik yatırım da yapılıyor. Dolaşan söz çok. Ama, muhalefet de yıldızlarda dolaşıyor. Şimdilik oyaalacak  Adalı cinayetiyle romantizimle eğleniliyor. Tüm saçılanlara ve yaşanmış yaargı gerçeklerine rağmen, çareyi savcıda bulma çaresizliği gibi paradoks oluştu. Bunlar çürümüşlüğün hem de karşılıklı itiraflarla nerelere dek gelindiğinin işaretleridir. Bu arada, Pekerin devleti koruma adına, bazı kesimlere dokunmak istemediği açıklmasını da ekleyelim. Siyasetin çürümüşlüğü ile yolsuzların nnerelere gelindiğinin, nasıl yönetilindiği hepsi havada savruluyor. Bunu savunmak da oldukça güç. Hele milyarlarla ifade edilen deyişmeler, bağışlanma durumları da sermaye hareketindeki gayrı nizami boyutu göstermektedir. Hele de bunları vatan millet sakarya ile yapıp, ötekileri de suçlarken, konulaan klişe ifadelerle boğma çabası, konunun nerelere gelindiğinin acı çığlığıdır.

Peker yetmezmiş gibi birden Marmara denizi de gündeme geldi. Öyle masmavi suların hoş kokularıyla deyil. Çürümüşlüğünn kokuşmuş çirkefin deinizi tüketmeye başladığının örneklemiydi. Çürümüşlük ve çirkefin ada, denizden vuran kusmuklukla, denizin ne hale getirildiğinin acı göstergesiydi.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Canlı yayın