yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÇin-Amerikan Zirvesinden Görülen Bazı Durumlar - Özkan Yıkıcı

Çin-Amerikan Zirvesinden Görülen Bazı Durumlar – Özkan Yıkıcı

Dünya bir haftadır Ping ve Trump’ın zirvesini konuşuyor. Tabii ki konuşulan iki ülke, sistemin de en önemli güçleridir. Üstelik karşı karşıya gelip savaş hâllerinde, kriz dönemlerinde bunların rekabetiyle gelecekleri net şekilde ele alındığı günlerde zirve gerçekleşiyor. Zirve salt iki ülke değil, bölgesel durumlardan sistemin gelecek yakalamalarına varan birçok tahminle de yüklendi. En yakınıyla, Trump dönemiyle ısıtılan savaşlardan alınan genel ekonomik tedbirlere varan adımların ne olacağı soruları hep peş peşe gelmekteyken Çin’de zirve yapıldı.

Diplomasiyi bilenler de şu noktada odaklanıyordu: Zirve önemli gelişmeleri fazla yansıtmayabilir. Daha önceden mutlaka iki lider öncesi bazı ön görüşmelerle nerelere gelindiği az çok belliydi. İki lider bunları imzalayacak veya oyalayacaktı. Fakat krizlerde öyle aşmazlıklar vardı ki bazıları gelecek için o denli korkutucu hâle ulaştı ki ister istemez iki sistemin temel gücü bir araya gelince odaklanmalar bir başka olur.

Tabii bir de şu var: Genellikle Trump dönemi yapılan görüşmeler ve sonrasında bazı adımlar, görsel şovlar vardı. Bunların mutlaka değerlendirmelere takılması önemliydi. Ama net olan şu: Ping ne Netanyahu, ne Maduro ne de Amerikan yakını liderdi. Karşıt görülen rakip kişidir. Onun için Trump’ın şovları veya küstahça alayları da olması mümkün değildi. Öyle de oldu. Hatta Trump’ın basın toplantısındaki duruşunu görüp de ötekileri görmeyen mutlaka yanılırdı. Olguları ters yakalayanlar ise yanılırdı. Trump, Ping’e karşı ne alaylıydı ne de tepeden bakan biriydi. Öyle “uysaldı” ki tanıyanlar için karşıtının Çin olduğunu gözetmeyenler şaşırırdı. Ne alay ediyor ne de küçümsüyordu. Hatta aşırı övgülerle de ödüllendirmeler yapıyordu. Hatırlarsak Trump kiminle görüştüyse hep alay ediyor, istekleriyle kızdırıyor, dostluğu aşırıya çekip meşruiyet dahi veriyordu. Bundan toplantılarla ilgili de algılar çıkartıyordu. Ama Çin lideri karşısında öyle olmadı. Bir anlamda çıkan önemli sonucun adeta duruştaki aynasıydı.

Herkesin merakla beklediği birçok konuda net yanıt yoktu. Ama bir tutum yansıyışı vardı. Kriz öncesi gerginleşen rekabetlerin bir anlamda daha da tırmanması yerine kontrollü kriz rekabet çizgisinde olma olasılığı belirtiliyordu. Biliyoruz ki doksanlardan beri Amerika iki Çin propagandasında dolaşıyordu. Birisi sömürgeleştirip krizleri atlatma pazarı, diğeri ise gelecekte en tehlikeli kuşatılması gereken rakip şeklindeydi. İşte bugünlerde konuşturulan Çin, varılan rekabet sonucu olan koşullarla sistemin girdiği krizlerdeki aşmazlıkların adeta tırmanma veya yok etme değil, kontrollü şekilde devam etme eğiliminin daha da ağırlıkta olacağını veya yapılmak istendiğini gösteriyor. Ama bu duruş ister istemez net beklenen sonuç da çıkarmadı. Sadece Çin lideriyle olan ilişkilerin öteki bildik lider tutumlarından farklı olduğu da net biçimde yansıtıldı.

Bir devamlı nokta da Trump’ın birçok lidere takındığı alaylı ve tehditkâr duruşla söylediği sözlerin zerresini Çin lideri karşısında görmememizdi. Ama krizlere devam ve daha kontrollü yaklaşım ikileminde konuları yaşayacağımız da kesin. Sonuçta yine de Trump… Hemen sonra Pekin’e Putin’in gidecek olması ise hızlanan temaslarda denklem oluşumlarına dikkat etmemizi de uyarıyor.

Tabii ki bazı ince noktalar vardır: Tayvan konusu hep bekleniyordu. Ama Trump eskisine göre daha açık, net tutum göstermedi. İran konusunda eski şahin atılımlı yükseliş durumu da olmadı. Rekabet ise bitmedi. Ama bazı konularda daha yumuşak tutumlar belirtildi. Tabii şu eksiklik hep sırıtıyordu: Konuları eğer yanlış değerlendiriyor durumdaysanız, bilgilenme eksik ve daha taraflı birikim içinde dolaşıyorsa bazı önemli durumları anlamamak da kolaydı. Hele de ekonomik rekabet, kriz ve uluslararası ilişkiler denkleminde mutlaka iyi izlemenin önemli olduğunu bilmenin gereksinimi görüşmelerde ortaya çıktı. Yine de net olan, rekabetin kontrollü adıyla devamı ve bazı sorulara direkt yanıt verememe kuralının işleyeceğiydi. Ama artık Çin eskisine göre ilerleyip sessizlik çizgisinden şimdi konuşmaya başlayan, bazı konularda adını duyurtmaya başlayan döneme sıçradığını anlıyoruz.

Trump ise alaylı ve saldırgan hâlinden birden sanki olanları o yapmamışçasına sakin birisi gibi karşımızda duruyordu. Hatta klasik bildiğimiz Tayvan veya tedbirlerle ekonomideki dizayncı kendisi değilmiş gibi oldu. Bir anda gümrük vergilerini yükselten, karşısındaki liderleri azarlayıp veya aşırı abartıyla kul gibi öven kişi gitmiş, yerine sakin ve ölçülü bir diplomat duruyordu. Ping ise bildik Çin liderlerinden başka biri değildi. Ama hesaplar net olmayınca kimisinin şaşırdığı, kimisinin de ilk defaymış davranış karmaşasıyla geçti. Hatırlayın, Kanada liderine dek yaptıkları, Güney Afrika lideriyle olanlar veya en yakınımızdaki Erdoğan’la görüşme sonrası resimleriyle Ping’inkini yan yana koyun. Netanyahu ile adeta abartıldı denilip de bedellerin pratikte ne olduğu sonucunu yorumlayın. Bunlar Trump döneminin Amerikan emperyalizminin geldiği aşamanın diplomasideki yansıyışlarıdır. Sermayenin bu süreçteki lider tercihidir. Çin ise adım adım ilerlerken, birçok konuda ses çıkarmazken bu defa hem de en tehlikeli karşıt rakibi karşısındaki duruşuyla yeni bir noktaya geldiğinin mesajını vermektedir. Tüm gördüklerimizi ve ileride duyacaklarımızı bu eksenle ele almak da önemlidir.

Diğer yazıları

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

Çin Düşünce Gerçeklerinden Bir Kesit – Özkan Yıkıcı

Sonuçta insanız. İstemesek de inkâr etsek de fark etmez:...

Çin Denilirken Düşülen Temel Bir Yanılsama – Özkan Yıkıcı

Son dönemde dünya düzeyinde çıkan sorunlarda Çin devletinin de...

Büyük Felaket’in yıl dönümünden – Özkan Yıkıcı

Bugün 15 Mayıs. Çoğumuzun bilip de unutturulan önemli yakın...
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,956TakipçilerTakip Et
836AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Gaza” filmi ve savaş alanında bir kadın gazeteci: Ramita… — Hasan Kahvecioğlu

İngiltere’de yaşayan İran kökenli genç kadın gazeteci Ramita Navai,...

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme — Volkan Yaraşır

İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler...

Enerji üretelim, toprağı öldürmeyelim — Enver Şat

Türkiye’de birçok rüzgar enerji santrali (RES) ve güneş enerji...

Bolivya köylüleri emperyalizme direniyor — Özge Güneş

Geçen aralık ayında Rodrigo Paz yönetiminin ABD destekli kemer...

Mayıs Havamız Limoni – Özkan Yıkıcı

Tıpkı Mayıs ayı gelişmeleri gibi havamız da uyumlaştı. Sıcak...

Türkiye’ye gitmek ya da gidememek: 82 kodlu Kıbrıslı Türkler üzerine – Yonca Özdemir

Geçen haftanın gündemini meşgul eden konulardan biri Cumhurbaşkanı Erhürman’ın...

Seleflerinden Çok Farklı Bir Post-Faşizm – Enzo Traverso

2026 yılında artık hiç kimse faşizmi yalnızca tarihyazımına ait...

Trump Xi’nin Rahle-i Tedrisatından Geçiyor — Cevdet Kadri Kırımlı

Ne nadir toprak elementleri konusunda ne de Trump’ın damardan...

Canlı yayın