Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan’da başlayan ve Hamam Böcekleri hareketiyle kimlikleşen yapılanış, sonuçta başarılı ilk adımına da ulaştı. Olayın merkezinde olan Hindistan eğitim bakanı istifasını sundu. Protesto dalgasından kutlama şenliğine dönüşen bir sokak gerçeği yaşandı.
Kısa zaman önce Hindistan’daki gelişen protesto dalgasını yazarak yorumladım. Konu aslında bize ve Türkiye’ye hiç yabancı değildi. Tıp fakülteleri giriş sınavında soruların satıldığı bilgisi üzerine protestolar başladı. Hindistan Yüksek Mahkemesi başkanı da protestocuları “hamam böcekleri” gibi suçlamalarla önemsizleştirmek istedi. Tam aksi oldu. Yapılan aşağılama terimi birden muhalefet ismi olarak siyasallaştırıldı. Hamam Böcekleri hareketi internetten örgütlenerek hayata sunuldu.
Protestolar arttı. Güvenlik adıyla baskılar da geldi. Fakat, diktatör Modi bunu engelleyemedi. Önce öğrenci örgütleri, sonrasında sendikalar da destekle konu büyüdü. Muhalefet partileri istemeseler dahi destek çizgisine geldiler. Bu defa Modi öğrencileri anladığını ve görüşerek halletme diye bir öneri sundu. Artık ok yaydan çıktı. İstifa talepleriyle yolsuzluk karşıtı eylemler yükseldi. Parlamentoya yürününce de güvenlik güçleriyle çatışma oldu.
Sonuç mu: eğitim bakanı istifasını verdi. Sıkılmadan bir de öğrencileri anladığını söyledi. Protestolar birden sevinç gösterisi kutlamalarına dönüştü.
Hindistan’da olanlar fazla öne çıkarılmadı. Ancak, benzer konular hem Türkiye’de hem de bizde bolca iddia edilir. Ama ne tedbir, ne istifa, ne de karşıt protesto dalgaları oluşur. Devletin kutsiyeti veya bizdeki çağdaş sömürge siyasal kültürünün bir yansıma şekli olacak gibidir.
Ortadoğu’da savaşlar sürüyor. Her an başka bir fay hattı kırılması da sürpriz değildir. Bu konuda ülkemizde de kitabı yayınlanan Kutay dostum, her konuyla alakalı yorumunda, konunun daraltılmadan aslında dünya savaşının bölgede yaşandığını söylemektedir. Doğrusu da tartışılmazdır. Hatta salt savaş değil, ekonomik kriz, iklim veya ekolojik bozulma da birlikte yaşatılmaktadır. İran’daki bir füze veya Yemen’in hamlesi dünya piyasasını sarsmaya yetiyor. Bu da direkt genel ekonomilere dek etki yapıyor.
Tabii merkezi tetikleme hep Amerika’dan geliyor. Nitekim hafta ortasında yeni bir dinamit daha ateşledi. Suudi Arabistan’a nükleer tesis yapması için anlaşma yapıldı. Bir yanda İran nükleer sahibi olmasın diye bölgeyi altüst eden Amerika, aynı bölgedeki Suudilere nükleer silaha giden yolu bizzat açıyor.
Suudi Arabistan turnusol belgeseli gibi. Ne zaman emperyalizm özgürlük ve demokrasi dese, ilk aykırı destekleme örneği Suudi Arabistan oluyor. Fakat, Suudiler hem petrol hem de mükemmel bir silah alıcısı.
Yine de soru olması normal. Çok geçmeden bu da sızdı. Amerika’nın dengesiz denilen, sermayenin yeni lideri Trump, nükleer destek karşısında Suudilerin İbrahim Anlaşmaları’na katılmasını da istedi. İbrahim Anlaşmaları’yla İsrail ile normalleşme olduğunu da eklemek şart.
Ortadoğu böylesi yeni ivmelerle alevlenirken, arada yine Ortadoğu taş yığınına çevrilen Yemen’in yine sesi duyuldu. Kızıldeniz ticaretinde Suudi çıkarlarını engelleyeceklerini, yani gemilerini vuracaklarını belirttiler. Burada da dünyanın tuhaf paradoksu var. Aslında Yemen, başkent de olmak üzere önemli kesimi Husilerin kontrolünde. “Yemen yönetimi” denilmesi gerekir. Oysa batılı şaheserler Husilerden hoşlanmadığı, daha doğrusu Yemen’i kullanmalarına izin verilmediği için, Yemen’de sözü geçmeyen kendi kuklalarını hükümet olarak tanıyıp “Riyad’daki” deniliyor.
Suudiler bölge savaşında Amerikan yanlısı olunca da Yemen’le çatışmaları yeniden yükseldi. Suudiler Yemen havaalanlarını vurunca, karşılık olarak Suudi Arabistan’daki petrol tesisleri füzelerle vuruldu. Yeniden Bab el-Mandeb geçişi gündeme geldi. Hürmüz Boğazı’na Bab el-Mandeb de eklendi. Bunun anlamı Suudilerin petrol ihracatında önemli bir sıkıntı demektir.
Kısaca, dünya kaynıyor. Emperyalist rekabet ve kriz derinleşmesi hızlanıyor. Çözümlerde savaş seçeneği daha da artırılıyor. Üstelik sonucu alınsa da hemen ötekine geçiş de hazırlanıyor. Bölgemiz böylesi bir kaynayışta. Hindistan gibi ülkelerde de protestolar yeni dalgalar yaratıyor. Fakat, hâlâ emperyalizme karşıt değişim seçeneği pek ufukta yok. Olmayınca da kriz ve öfke giderek daha faşist rejimlere kapıyı dibine kadar açıyor. Açılan ülkelerde olanların en somutları da Hindistan’da yaşanıyor. Ortadoğu ise doksanların proje ayağından günümüzde bir kan gölü savaş alevli bataklığında yaşam tutunmasına çoktan geçti. Her Amerikan füzesi yıkım getirirken, insanların da cebini yakmaya hız vermektedir. Hele şimdi Yemen’in taşlaştırılan gerçeğiyle girişilen yeni cephe, bir bilinmezlik girdabına sokulmaktadır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



