toplumsal muhalefetKıbrıslılar Barış ve Dayanışma HareketiKıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi'nden Guterres açıklaması: 28 Temmuz eylemine dayanışma

Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi’nden Guterres açıklaması: 28 Temmuz eylemine dayanışma

Yeni Kıbrıs Partisi’nin de bileşeni olduğu Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi adına yazılı açıklama yapan Şener Elcil, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önümüzdeki hafta adaya yapacağı ziyaretin, Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne yönelik kapalı kapılar ardında uzun süredir sürdürülen diplomatik temaslarda bir gelişme olduğuna işaret ettiğini söyledi. Elcil, sorunun Kıbrıslılara dıştan dayatılmasına karşı çıkarak, çözümün Crans Montana’da bırakıldığı yerden, toplumların siyasi eşitliğine dayalı Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti temelinde aranması gerektiğini vurguladı. Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Arif Hasan Tahsin Vakfı ve yurtseverlerin oluşturduğu Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi konuya dair yaptığı açıklama şöyle:

Önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çok güçlü bir heyetle adamıza yapacağı ziyaret, Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne yönelik olarak, uzun bir süreden beri kapalı kapılar arkasında sürdürülen diplomatik çalışmalarda birtakım gelişmeler olduğunu göstermektedir.

Yüzyıllarca birlikte, barış içinde yaşamış Kıbrıslılar’ın, bölgemizde çıkarları olan emperyalist güçlerin planladığı ve bölgemizdeki işbirlikçileri tarafından sahnelenen kanlı oyunları yüzünden içine düşürüldükleri çıkmaz aşılmaz değildir. Ancak bugüne kadar sorunu yaratan dış güçler, kendi çıkarlarına uygun çözümleri Kıbrıslılar’a dayatmışlardır. 1960’ta NATO planlarına uygun şekilde geliştirilen ve Kıbrıs’a şartlı bağımsızlık getiren, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı ortak Kıbrıs Cumhuriyeti çözümü, NATO’nun kurdurduğu yeraltı örgütlerinin kanlı terör faaliyetleri nedeni ile sürdürülememiştir. Yine NATO’nun marifeti ile 1974’te faşist Yunan cuntasına yaptırılan darbe ile Türkiye’ye adanın %37’sini işgal etme ve adayı ikiye bölme görevini yerine getirme fırsatı verilmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir diğer garantörü olan İngiltere, sadece adadaki askeri üslerini düşündüğünden, gelişmeleri sadece izlemekle yetinmiştir. Tüm bu siyasi gelişmeler yaşanırken, milliyetçilik ve ırkçılık bataklığına saplanan Kıbrıslılar’ın kendi sorunlarına kendilerinin çözüm bulmalarına asla izin verilmemiştir.

Birleşmiş Milletler “iyi niyet misyonu” çerçevesinde, tarafları bir araya getirmek ve soruna çözüm bulmakla ilgili çabalarını sürdürmekle birlikte, Genel Kurul ve Güvenlik Konseyinde Kıbrıs konusunda alınan kararların hayata geçmesi ile ilgili yeterli ağırlığı koyamamıştır. “Güçlünün hukuku dayattığı” bir sorun haline getirilen Kıbrıs konusu, Türkiye’nin uluslararası hukuku ve altına imza koyduğu antlaşmaları açık açık çiğnemesine ve Kıbrıslı Türkler’i Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği çatısından uzaklaştırarak, adayı kalıcı bölünmeye yönelik bir hedefe doğru gitmektedir. Türkiye, 4 Mart 1964’te alınan 186 sayılı Birleşmiş Milletler kararına destek vererek, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Kıbrıslı Türkler’i dışta tutan siyasetle ve adanın kuzeyine yönelik devam ettirdiği kolonicilik faaliyetleri ile çözüm konusunda samimi olmadığını göstermektedir. Türkiye’nin izlediği ayrılıkçılık stratejisinden yararlanan Kıbrıslı Rum elitlerin ise, 1960 ortaklık devletini Kıbrıs Türk Toplumu ile paylaşmayan bir siyaset izlemelerinden dolayı, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Helen ırkı temelinde bir devlete dönüştürmeleri kabul edilemez, açık bir hukuk ihlalidir.

Türkiye’nin, yıllardan beri karşı tarafı suçlama üzerinden geliştirdiği “iki ayrı devlet” (Taksim) talebi ile Kıbrıs’ın kuzeyini uluslararası hukuka aykırı olarak kolonize etme faaliyetleri Crans Montana Zirvesi sonrası daha da artmıştır. Adanın kuzeyine sistematik nüfus taşınarak, dağıtılan vatandaşlıklar ve Türkiye’nin seçimlerimize asker-sivil bürokratlarını kullanarak yaptığı doğrudan müdahaleler nedeni ile Kıbrıs Türk Toplumu’nun siyasi iradesi ortadan kaldırıldığı için görüşme masasında, Kıbrıslı Türkler’in temsiliyeti tamamen sembolik hale gelmiştir. Kıbrıslı Türkler, görüşme masasındaki al-ver sürecinde, Türkiye’nin “siyasi rehinesi” durumuna düşürülmüştür.

Kapalı kapılar arkasında devam eden pazarlıklara katılanların verdiği mesajlar, Kıbrıs Sorunu’na yine dıştan bir çözüm arandığı izlenimini güçlendirmektedir. Ancak, 1968 yılından beri devam eden, BM öncülüğündeki görüşme süreçlerinde iki tarafın uzlaşıya vardığı genel çerçeve, toplumların siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu, iki kesimli, tek egemenliği, tek vatandaşlığı ve tek uluslararası temsiliyeti olan Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ni öngörmektedir. Bu temelde bir çözümde adadaki yabancı güçlerin ve askerlerin varlığına yer olmamalıdır. Güvenlik ve garanti sistemi askeri varlıkla sürdürülemez. İki toplumun sosyal, kültürel kaynaşması, ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi ve evrensel değerleri içeren, ırkçılıktan, milliyetçilikten ve şövenizmden arınmış ortak eğitim sistemi ile iki toplumun birbirine güveni artırılabilir. Crans Montana’da anayasal konularda iki tarafın uzlaşıya vardığı, sorunun Kıbrıslıların iradesi dışında, garantörlerin sorumluluğunda olan güvenlik ve garantiler konusundan kaynaklandığı bilinmektedir.

Genel Sekreterin gelişini çok önemli bulmakla birlikte, görüşmelerin Kıbrıslıların görüşlerini dikkate alan, Birleşmiş Milletler kararlarında belirtilen ve Crans Montana’da bırakıldığı yerden başlanarak, sonuç alıcı bir sürece desteğimizi ifade eder, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin adamıza yapacağı ziyarette Birleşik Kıbrıs İki Toplumlu Barış İnisiyatifi’nin 28 Temmuz Salı günü düzenleyeceği eylemlere dayanışmamızı vurgularız.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi olarak Türkiye devletinin Kıbrıs’ta uyguladığı işgal ve kolonileştirme siyasetini reddediyoruz

Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi, TC Elçiliği önünde yaptıkları basın açıklamasında, siyasi durumla ilgili muhatabın...

Kıbrıslılar Barış ve Dayanışma Hareketi: Ganimet düzeni daha fazla sürdürülemez!

Yeni Kıbrıs Partisi'nin de birleşeni olduğu Kıbrıslılar Barış ve...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,920TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Marios Epaminondas yazdı: Kıbrıs Sorununda Beklenmedik Bir Gelişme

Kıbrıs sorunuyla karşı karşıya gelen ilk Birleşmiş Milletler Genel...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hindistan, Suudi Arabistan ve Yemen gündeminden

Daha kısa zaman önce yazdım. Hindistan'da başlayan ve Hamam...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kimse Guterres’ten Mucize Beklemesin!

Kıbrıs’ın hem uzun müzakere tarihinde hem de BM’den beklentiler...

Neşe Yaşın yazdı: Zaman sancısı

Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var:...

Ana Vračar yazdı: Britanya’nın yeni başbakanı Keir Starmer’ın siyasi mirasından kopabilir mi?

Keir Starmer, 20 Temmuz 2026’da Britanya Başbakanlığı görevinden istifa ederek yerini İşçi Partisi’nden...

İbrahim Sirkeci yazdı: Andy Burnham’ın “Yeni Yolu”: Thatcherizm sonrası bir siyaset mümkün mü?

İngiltere İşçi Partisi siyasetinde son dönemin en dikkat çekici çıkışı partinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Canlı yayın