yazılariktibasCennet Tapınağı turu ve kırılgan uzlaşı - Kerem Gökten

Cennet Tapınağı turu ve kırılgan uzlaşı – Kerem Gökten

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Uluslararası sistemdeki göreli güç kaybını durdurmak isteyen ABD’nin Trump yönetiminde ekonomik ve askeri şiddet almaşığına başvurduğu bir konjonktürden geçiyoruz. Ticaret savaşlarının ikinci fazının damga vurduğu 2025’in ardından içinde bulunduğumuz yılın gündemini askeri zor belirliyor. Maduro’nun kaçırılması ve İran-ABD-İsrail Savaşı küresel güç mücadelesinin asli taraflarına yönelik analizleri bir süre için geri plana itmişti. Bitirmekte olduğumuz hafta dünyanın en önemli ikili ilişkisine, Trump-Xi görüşmesine sahne oldu. İran-ABD anlaşmasına yönelik tarafların çelişkili açıklamaları süredursun dünya metropolleri Trump’ın dokuz yıl sonra gerçekleşen Çin ziyaretine dikkat kesildiler. Dünya ekonomisi “Hürmüz arz şokunun” etkilerini iyiden iyiye hissetmeye başlarken Trump ve Xi iki ay gecikmeli de olsa bir araya geldiler. Trump’ın Çin ziyareti, İran Savaşı’nı ve amaçlanmamış sonuçlarını yönetmekte güçlükler yaşadığı bir döneme denk geldi. Xi ile görüşmeye İran’a karşı açık bir zafer elde etmeksizin yakalanan Trump’a, bir yıl önce yeniden izlemeye başladığı tarife politikasına Yüksek Mahkeme tarafından getirilen engel de eşlik ediyor. Çin tarafı ise ABD’nin Hürmüz’e yönelik ambargosunun uzamasından etkilenecek olsa da ticaret ateşkesinin önemli unsuru olan nadir elementler kartının daha önemli olduğuna inanıyor.

Geçtiğimiz ekimde gerçekleşen ticari ateşkes sonrası gerçekleşen zirve öncesinde her iki taraf da birbirlerine mesajlar verdiler. Çin, zirveden bir hafta evvel İran Dışişleri Bakanı Arakçi’yi ağırladı ve şirketlerine İran petrolüne yönelik kısıtlamalara uymama talimatı verdi. ABD ise Çin’i önde gelen terör destekçisi bir ülke ile petrol alışverişini sürdürmekle suçladı ve İran’ın askeri operasyonlarına destek sağladıkları gerekçesiyle Çin uydu şirketlerine yönelik yaptırım kararı aldı.

Zirve öncesinde görüşmelere jeopolitiğin egemen olacağı yönünde birtakım kaygılar bulunuyordu. Trump’ın kendisi için en sıcak konu başlığı olan İran için Xi’den destek isteyeceği ve bu desteği alamaması halinde ilişkilerin yeniden gerileceğinden korkuluyordu. Daha uzun geçmişe sahip bir sorun alanı olan Tayvan için tersi söz konusuydu. Tayvan’ı ülkesinin ayrılmaz parçası olarak gören Xi’nin, özellikle silah satışını sınırlama konusunda Trump’ı ikna etmeye çalışabileceği ileri sürülüyordu. Görüşmeye yönelik ilk haberler gösteriyor ki bu tür zirvelerde en sık rastlanan senaryo gerçekleşti. Ne Çin İran ve Rusya konularında kendisini bağlayıcı sözler verdi ne de Trump ülkesinin Tayvan’a yönelik yaklaşık seksen yıldır sürdürdüğü güvenlik taahhütlerinden geri adım attı. Tarafların pozisyonlarını tekrar vurguladıkları iki saati aşan görüşmede, Xi’nin Tayvan’a yönelik ikazının tonunu biraz sert bulmak mümkün. Trump, Tayvan’a yönelik soruları yanıtlamaktan kaçınarak hem Xi’nin mesajını aldığını gösterdi hem de olası gafları tevil etme hazırlığındaki Beyaz Saray bürokrasisini ve Tayvan hükümetini rahatlattı. Xi’nin Hürmüz Boğazı’nın açık kalması gerektiği ve İran’ın nükleer programına karşı olduğuna ilişkin ifadeleri görüşmeler dizisinin ilkinin hasarsız atlatıldığını gösteriyor. İki liderin bu yıl Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) forumunda, Miami G20 Zirvesi’nde ve Xi’nin Washington’a iadeiziyaretinde tekrar bir araya gelmesi bekleniyor.

Elimizdeki ilk ve sınırlı bilgilere karşın söylemek mümkün ki ziyaret en çok Trump’a Air Force One’da eşlik eden Elon Musk (Tesla, SpaceX), Tim Cook (Apple), Boeing CEO’su Kelly Ortberg ve uçaktaki son koltuğa Alaska’da yetişen Nvidia CEO’su Jensen Huang’a yarayacak. Özellikle Trump-Musk ilişkisinin seyri düşünüldüğünde, tüm iç çekişmelere karşın ABD sermayesinin en yüksek katma değerli temsilcilerinin başarılı bir iş seyahati fikri etrafında bir araya getirildikleri görülüyor. Yine de ticaret ateşkesinin uzayıp uzamayacağını ve gerçekleşen somut yatırım ve ticaret anlaşmalarını görebilmemiz için biraz daha zamana ihtiyaç var.

Xi’nin, Amerikan yüksek teknoloji devlerine ülkesinin kapılarını daha fazla açacağını söylemesi ve karşılıklı yarar sağlayan iş birliğinden dem vurması, iki ülke arasındaki ortak yaşam ilişkisinin tüm jeopolitik gerginliklere ve teknoloji yarışına karşın sürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. “Reform ve dışa açıklık” ile edindiği küresel imajı her şeye karşın terk etmek istemeyen Çin’in, çip tedariki ve yapay zekâ alanında kısıtlamaların gevşeyeceğine, yüksek teknoloji yatırımlarının artacağına dair beklentileri güçleniyor. Ancak tansiyonu düşürücü tüm bu adımlara karşın büyük güç rekabetinin hız kesmeyeceği çok açık. Kendimizi jeopolitiğin cazibesinden kurtardığımızda gördüğümüz şey, güç mücadelesinin asli unsurunu ne İran ne de Tayvan’ın oluşturacağıdır. ABD’nin yapay zekâ ve yüksek nitelikli çipler alanındaki üstünlüğünü sürdürme, nadir elementler alanında kendine yeterliği sağlama girişimlerinden geri durmayacağı; Xi’nin ise “Çin rüyası” hedefleri yolunda yerli teknoloji tedarik zincirine yatırımdan vazgeçmeyeceği “stratejik yığınak” sürecini izlemeyi sürdüreceğiz.

Diğer yazıları

Koridor savaşları – Ela Ava

ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarını başlatması, Hürmüz Boğazı'nın...

Ah Tanrım; Savaş Ne Güzel! – Thomas Jusquiame

Diğer önemli yazılar için Le Monde Türkçe gazetesine abone...

ABD-Çin ziyaretinden İran’a yansıyan: Trump aşağılanıyor – Ela Ava

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinde İran, beklendiği gibi...

Afrika Zirvesi: Fransa emperyalizminin yeni rotası – Ali Rıza Yıldırım

Kenya’da 11-12 Mayıs tarihlerinde düzenlenen ve eski “Fransa-Afrika Zirvesi”nin...

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’ – Murat Çakır

Alman silah tekellerinin görevlendirdiği bir grup “savunma stratejisti”, Avrupa’nın...
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

Koridor savaşları – Ela Ava

ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarını başlatması, Hürmüz Boğazı'nın...

Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak! – Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump ticari ve diplomatik fetihler için...

Ah Tanrım; Savaş Ne Güzel! – Thomas Jusquiame

Diğer önemli yazılar için Le Monde Türkçe gazetesine abone...

Trump rejiminde benzin, hamburger, kahve baskısı – Aras Coşkuntuncel

Görünen o ki Trump rejimi yakında İran savaşını bir...

Reddetmek dünyayı kurtarabilir – Serdar M. Değirmencioğlu

15 Mayıs Uluslararası Vicdani Ret Günü dolayısıyla dünyanın birçok yerinde eylemler...

“Thucydides Tuzağı” ve Kıbrıs Boyutu – Larkos Larkou

"Thucydides Tuzağı" kavramı, yükselen bir gücün egemen gücü (Sparta...

Kamu yararı yargılanırken – Gözde Bedeloğlu

Bu ülkede kamunun yararını gözetmek, halkın sağlığını ve hakkını...

Çernobil’in 40. yılında COP 31’e giderken: Nükleer enerjiyle zamanın gaspı – Pınar Demircan

Enerji politikalarının küresel siyaseti belirlemesi, iklim krizini yalnızca çevresel...

Canlı yayın