yazılariktibasKoridor savaşları - Ela Ava

Koridor savaşları – Ela Ava

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarını başlatması, Hürmüz Boğazı’nın geniş çaplı bir şekilde tıkanmasına ve ABD, İsrail ile İran arasında doğrudan askeri çatışmalara yol açtı. Günde ortalama 20 milyon varil ham petrolün ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği bir geçit olan Hürmüz Boğazı, bugün gemi trafiğinin yüzde 70 ila yüzde 90 oranında azaldığı ve Basra Körfezi’nde 2 binden fazla geminin mahsur kaldığı bir durumla karşı karşıya. Bu süreç diğer yandan enerji ihracatı, yeni transit yollar veya eski yolların daha da genişletilmesi için birçok tartışma yarattı.

Son dönemdeki gerilimlerden önce Birleşik Arap Emirlikleri, İran’ın en önemli ticari ortaklarından biri ve Cebel Ali Limanı da ülkeye mal transitinin ana rotalarından biri olarak kabul ediliyordu. Ancak Hürmüz Boğazı’nda geçişlerin aksaması ile birlikte, bölgedeki diğer ülkelerdeki alternatif rotalar daha hızlı bir şekilde gündeme geldi.

İran alternatif koridorlarını genişletti

Örneğin Pakistan üzerinden 6 yeni koridor rotası aktif hale getirildi; Gvader, Karaçi ve Kasım limanları tamamlayıcı ve alternatif seçenekler olarak kullanılmaya başlandı. Bu gelişmeyi sadece bir ticaret rotasının değişmesi değil, aynı zamanda İran’ın jeopolitik esnekliğini anlamak için de okumak gerekir.

Pakistan’ın yeni koridorları, İran’ın kara ve deniz yolu erişim seçeneklerini çeşitlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda ülkenin tedarik zinciri güvenliğini de pekiştiriyor. Diğer taraftan Kuzey-Güney Koridoru, İran’ı Rusya, Kafkasya, Orta Asya ve Avrupa’ya bağlama kapasitesi sunarken; doğu rotaları da Pakistan, Çin ve Güney Asya pazarlarıyla olan bağları güçlendiriyor. Bu nedenle pek çok uzman, İran’ın kuşatılamayacak bir ülke olduğuna, aksine altyapısını tamamlaması halinde bölgenin ana transit merkezine (hub) dönüşebileceğine inanıyor.

Ancak alternatif transit yollar ve bunun etrafındaki tartışmalar uzun yıllara dayansa da savaş süreci bu tartışmalara yeni boyutlar da kazandırdı. Bir yandan İran kendi içinde yeni koridorlar ve Hürmüz üstünlüğünü korumaya çalışırken diğer yandan emperyalistler ve bağımlı kapitalist ülkeler arasındaki ticaret savaşları eski ve yeni projeleri canlandırıyor.

Suriye’nin “4+1” projesi

Tartışılan projelerden biri de Suriye merkezli “Dört Deniz” projesi ve “4+1” planı. Suriye yönetimini ele geçiren HTŞ lideri Colani, Suriye’nin stratejik konumunu kullanarak enerji ve mal taşımacılığında alternatif bir rota haline gelmesini, Basra Körfezi’ni Türkiye’ye bağlayarak Akdeniz’e güvenli bir erişim sağlamasını umduğunu belirtmişti. Ancak bu iki plan hakkındaki “iyimserliğe” rağmen, projelerin gerçekleşmesi için ciddi engeller mevcut.

“Dört Deniz” planı; Basra Körfezi, Akdeniz, Hazar Denizi ve Karadeniz’i birbirine bağlayan entegre bir ulaşım ve enerji ağını öngörüyor. Planın daha geniş amacı ise Suriye ve Türkiye’yi bölgesel ticaret ve enerji akışlarının merkezi haline getirmek.

Suriye Dışişleri Bakanı Esed Şeybani nisandaki Ankara ziyareti sırasında bu projeyi, ikili stratejik iş birliğinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak nitelendirdi. Suudi Arabistan’a ait Arap medya organı “Al-Majalla” tarafından yayımlanan ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a atfedilen bir belge, Suriye’yi küresel enerji transitinde önemli bir merkeze dönüştürmeye yönelik ABD önerisini detaylandırıyor. Al-Majalla’nın raporuna göre bu plan, Basra Körfezi ve Irak’taki petrol sahalarını Akdeniz limanlarına ve ardından Avrupa’ya bağlayan mevcut ve önerilen geniş bir boru hattı ağının canlandırılması ve genişletilmesine odaklanıyor.

Al-Majalla, Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden inşasının yaklaşık 4.5 milyar dolara mal olacağını ve Suriye’nin yıllık yaklaşık 200 milyon dolar transit geliri elde etmeyi beklediğini belirtiyor. Ayrıca, Mısır’dan başlayıp Suriye üzerinden Türkiye’ye uzanan Arap Gaz Boru Hattı’nın genişletilmesi planlarına ve Katar gazını Ürdün ile Suriye rotası üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya taşıyacak öneri aşamasındaki Katar-Türkiye gaz hattı rotasına atıfta bulunuyor.

Bu projeler, zorlu gerçeklerle karşı karşıya. Uygulanabilirlik; Suriye’nin siyasi istikrarsızlığına, savaşla yıkılan altyapının yeniden inşasına, mali, güvenlik ve jeopolitik kısıtlamalarla ‘mücadeleye’ bağlı. Suriye’nin savaştan önce aktif olan boru hattı ağının bazı bölümleri onarılabilir veya genişletilebilir.

Suriye’nin iç sınırlarının ötesinde; sınır ötesi geniş demiryolu, karayolu ve boru hattı ağlarının inşası muhtemelen mali ve siyasi engellerle karşılaşacaktır. Suriyeli ekonomist Ziad Arabash, güzergahların inşası ve iyileştirilmesi maliyetinin 10 ila 15 milyar doları aşacağını tahmin ediyor. Burada özellikle “yatırımcılar” ve Türkiye sermayesine açılacak yeni bir alana da işaret etmek gerekir.

Türkiye’de Rönesans ve Ceyhan projesi

2027’de faaliyete geçmeyi hedefleyen Rönesans Holding’e bağlı Ceyhan Polipropilen (PP) Üretim Tesisi ve Terminali, Türkiye’de özel sektörün bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük sanayi yatırımlarından biri. Holdingin kendi sitesinde projeye dair “PP Üretim Tesisi ve Terminali, Türkiye’nin cari dengesine yıllık 300 milyon dolar doğrudan katkı sağlayacak. ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu ve İspanya İhracat Kredi Ajansı’ndan sağlanan toplam 1.3 milyar dolarlık finansman, projenin küresel önemini ortaya koyuyor” ifadeleri yer alıyor.

Ayrıca Rönesans, Ceyhan’da hayata geçirdiği Doğu Akdeniz Petrokimya Endüstri Bölgesi ve Limanı (DAPEK) için Singapur sermayeli SJ Group ile ortaklığa imza attı. “4+1” planı Singapur için de muazzam bir finansal/lojistik genişleme fırsatı açısından önemli.

Türkiye açısından Irak (Kerkük) ve Körfez petrol/gaz hatlarının Akdeniz’e çıkış noktası tarihsel olarak Suriye limanları (Baniyas, Lazkiye) ve Türkiye’nin güneyidir (Ceyhan). DAPEK’in Ceyhan’da devasa bir sıvı yük terminali ve petrokimya üssü inşa etmesi, Irak ve Körfez’den gelebilecek ham maddenin işleneceği ve dünyaya dağıtılacağı Akdeniz merkezi haline gelebilir.

Türkiye’nin rolü bu projede bununla sınırlı kalmayacaktır. Zira Suriye’nin yeniden yapılandırılması ve bu projenin olası yapım aşamalarında ABD, Türkiye ve Suriye arasında yapılacak anlaşmalar da bu sürecin önemli bir parçası olacak.

Görünen o ki ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları ve bunun dünya üzerindeki etkisi, bağımlı kapitalist ülkeleri yeni ve alternatif ticaret rotalarına yöneltiyor ve bu rotalar bu yazıda geçenlerle sınırlı değil.

Diğer yazıları

Ah Tanrım; Savaş Ne Güzel! – Thomas Jusquiame

Diğer önemli yazılar için Le Monde Türkçe gazetesine abone...

ABD-Çin ziyaretinden İran’a yansıyan: Trump aşağılanıyor – Ela Ava

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinde İran, beklendiği gibi...

Afrika Zirvesi: Fransa emperyalizminin yeni rotası – Ali Rıza Yıldırım

Kenya’da 11-12 Mayıs tarihlerinde düzenlenen ve eski “Fransa-Afrika Zirvesi”nin...

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’ – Murat Çakır

Alman silah tekellerinin görevlendirdiği bir grup “savunma stratejisti”, Avrupa’nın...

Siyaseti senaryolarla düşünmek – Kemal Can

Kimin bedduası tuttu bilinmez ama “acayip zamanlarda” yaşadığımız kesin....
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

Tukidides Tuzağı’ndan kaçarken İran ve Küba’ya çarpmak! – Fehim Taştekin

ABD Başkanı Donald Trump ticari ve diplomatik fetihler için...

Ah Tanrım; Savaş Ne Güzel! – Thomas Jusquiame

Diğer önemli yazılar için Le Monde Türkçe gazetesine abone...

Trump rejiminde benzin, hamburger, kahve baskısı – Aras Coşkuntuncel

Görünen o ki Trump rejimi yakında İran savaşını bir...

Reddetmek dünyayı kurtarabilir – Serdar M. Değirmencioğlu

15 Mayıs Uluslararası Vicdani Ret Günü dolayısıyla dünyanın birçok yerinde eylemler...

“Thucydides Tuzağı” ve Kıbrıs Boyutu – Larkos Larkou

"Thucydides Tuzağı" kavramı, yükselen bir gücün egemen gücü (Sparta...

Kamu yararı yargılanırken – Gözde Bedeloğlu

Bu ülkede kamunun yararını gözetmek, halkın sağlığını ve hakkını...

Çernobil’in 40. yılında COP 31’e giderken: Nükleer enerjiyle zamanın gaspı – Pınar Demircan

Enerji politikalarının küresel siyaseti belirlemesi, iklim krizini yalnızca çevresel...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

Canlı yayın