iktibasSerdar M. DeğirmencioğluReddetmek dünyayı kurtarabilir - Serdar M. Değirmencioğlu

Reddetmek dünyayı kurtarabilir – Serdar M. Değirmencioğlu

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

15 Mayıs Uluslararası Vicdani Ret Günü dolayısıyla dünyanın birçok yerinde eylemler düzenlendi, açıklamalar yapıldı. Bu açıklamaların hemen hepsinde, yükselmekte olan militarizm ve yayılmakta olan savaşlara dikkat çekildi. Açıklamaların ortak noktası, öldürmeyi reddetmekti.

Ölmeyi reddetmek bir hak olarak görülebiliyorsa, öldürmeyi reddetmek de bir hak olarak görülmeli. Bu anlaşılması zor bir görüş değil. Ancak militarizm ve savaş propagandası o kadar güçlü ki, çok az insan bu görüşü duyabiliyor veya tartışabiliyor.

Vicdani retçiler bugün neler söylüyorlar daha iyi anlayabilmek adına, Uluslararası Savaş Karşıtları (WRI) bileşenlerinin 4 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında söylenenlere kulak verelim.

15 Mayıs Uluslararası Vicdani Ret Günü’nde, günümüz krizlerine çözüm olarak askerlik hizmetini teşvik etme çabalarına karşı, net ve güçlü bir mesaj vermek için bir araya geliyoruz: Askerileştirilmeyi reddediyor ve öldürmeyi reddetme hakkını savunuyoruz.

Bir düşünelim: Bir savaş çıksa, savaşa katılan ülkelerde insanlar askere çağrılsa ve kimse gelmese ne olurdu? Bu iyi bilinen fikir, vicdani ret hareketlerinin en güçlü ufuklarından birini gözler önüne seriyor.

Oysa haberlerde, sosyal medyada, sokaklarda, yani hemen her yerde, her zaman başka bir mantık görüyoruz: Büyük veya küçük bir çatışma ve kriz mi söz konusu? Gelsin militarizm dolu yanıtlar. Peki, bu mantık nasıl ortaya çıkıyor? Bu işin arkasında kimler var? Elbette her zamankiler: Uzun bir militarizm ve ekonomik güç geçmişine sahip çok güçlü devletler ve tek çıkarı her ne pahasına olursa olsun kâr etmek olan şirketler.

Bize bunların kaçınılmaz olduğu söyleniyor. Başka bir seçenek yokmuş. Bu gidişe alışmamız gerekiyormuş.

Biz bu mantığı reddediyoruz. Çünkü hükümetlerin, savaş vurguncularının ve şiddetten beslenen sistemlerin ötesinde, direnen insanlar var. Her gün direniyorlar. Militarizmi besleyen dinamiklere meydan okuyan ve savaş zamanlarında bile direniş araçlarını canlı tutan hareketler var. Bu araçlardan biri de vicdani ret.

Günümüzde aynı anda birden fazla savaş sürüyor. Böyle bir ortamda, hükümetler giderek daha fazla zorunlu askerlik uygulamasına yöneliyor; özellikle yıllar önce bu uygulamanın askıya alındığı yerlerde yeniden başlatılmasını sağlıyor veya ciddi olarak değerlendiriyorlar. Yasama organları ve siyasetçiler zorunlu askerliği, gençleri “güçlendireceği” veya onların topluma katılımını sağlamanın tek yolu olduğu gerekçesiyle savunuyorlar.

Bu söylemler gerçekleri göz ardı ediyor. Askerliğin gençler üzerinde yarattığı ve yaratmayı sürdürdüğü derin psikolojik ve fiziksel etkiler görmezden geliniyor. Sanki genç kuşaklar sosyal topluluklar kuramaz, birbirlerine bakamaz ve sayısız farklı yollarla değişim yaratamazlarmış gibi; topluma katkıda bulunmanın ne anlama geldiğine dair dar ve militarist bir fikir dayatılıyor.

Günümüzde var olan durum endişe verici; ancak tarih göstermiştir ki, reddetmek de var olan duruma uygun bir yanıttır. Kolay olmayan, genellikle birçok zorlukla birlikte gelen bir yanıt. İşte tam da bu nedenle, bugün zorunlu askerliğe karşı örgütlenmek acil ve her zamankinden daha önemlidir.

Vicdani ret çağrısı, bugün tüm dünyanın karşı karşıya olduğu büyük ve küresel bir tehlikeye de çözüm içeriyor. Küresel ısınmanın en açık kurumsal sorumluları, en başta ABD ordusu olmak üzere büyük ordular. Büyük ordular fosil yakıtların bitmez usanmaz tüketicileri. Dahası, fosil yakıtlar sürekli olarak savaş tehlikesi ve bu tehlike bahanesiyle silahlanma gerekçesi yaratıyorlar. Askerlik yapmayı reddetmek ve militarizme bütün yönleriyle karşı çıkmak, aslında iklim değişikliğini yavaşlatmak için yapılabilecek en anlamlı eylemlerden.

Almanya’da zorunlu askerliğe karşı çıkan ve kendi gelecekleri ile dünyanın geleceği arasındaki bağlantıyı gören bir gencin, Frankfurt Antimilitarist İttifakı (Antimilitaristisches Bündnis Frankfurt) üyesi Luca’nın sözleriyle bitirelim: “Gençler olarak şu anda ayağa kalkıyoruz ve gelecek için – kendimiz ve herkes için – mücadele ediyoruz. Bu savaşı durduracağız ve zorunlu askerlik uygulamasını sona erdireceğiz.

Diğer yazıları

Çocuklara yönelik acımasızlık – Serdar M. Değirmencioğlu

İnsanları insanlıktan çıkarmak öyle kolay değil. Birçok insanı toplu...

Çocuklar barış ister – Serdar M. Değirmencioğlu

Dünya çapında sürekli savaş konuşulurken çocuklar ne düşünüyorlar ne...

Emperyalist savaşa din kılıfı – Serdar M. Değirmencioğlu

İran ve Lübnan’a yönelik büyük ve korkunç saldırının nedenlerini...

Tek seçenek reddetmek – Serdar M. Değirmencioğlu

Militarizmin, acımasızlığın ve utanmazlığın her gün ısrarla bütün dünyaya...

“Milli güvenlik” değil, barış – Serdar M. Değirmencioğlu

Dünyanın karşı karşıya olduğu tehlike artık çok daha açık....
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Thucydides Tuzağı” ve Kıbrıs Boyutu – Larkos Larkou

"Thucydides Tuzağı" kavramı, yükselen bir gücün egemen gücü (Sparta...

Kamu yararı yargılanırken – Gözde Bedeloğlu

Bu ülkede kamunun yararını gözetmek, halkın sağlığını ve hakkını...

Çernobil’in 40. yılında COP 31’e giderken: Nükleer enerjiyle zamanın gaspı – Pınar Demircan

Enerji politikalarının küresel siyaseti belirlemesi, iklim krizini yalnızca çevresel...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

İhmal zatürresi, sivil ölüm, yargısal taciz – Pınar Öğünç

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nün hemen ertesinde, önce...

Devletsiz bir ulusun ulusal sineması – Kıvanç Eliaçık

Filistin sineması, ‘Filistin’de çekilen’ veya ‘Filistin’i anlatan’ filmlerden çok...

Parsy Zartarian: “Surp Magar hepimizin hafızası”

Alevkayası’nın derinliklerinde kaderine terk edilen Surp Magar Manastırı, yıkılma...

Canlı yayın