yaklaşımlarÖzkan Yıkıcıİngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! - Özkan Yıkıcı

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle günümüzde değişik yöntemlerle devam ediyor. Hem sömürgecilik hem de emperyalist merkezli bir devlet şekli vardır. Kapitalist sistemde çoğu önemli şekillendirmede rolü tartışılmazdır. Aynı şekilde Ukrayna’dan Orta Doğu’ya günümüz savaşlarında açık rolü vardır. Birikim gerçeğiyle birçok konuda tavır koysa da gizlemeye veya daha basit gösterme algılarını da gayet güzel kullanmaktadır. Hafta sonu bu İngiltere emperyalist yakın tarihsel yaşananların sonuçları Londra sokaklarında adeta tanıklıkla yaşatıldı. Orta Doğu’da klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçişte kurdurulan İsrail devletinin günümüze dek gelen yaşananları, Londra sokaklarında karşılıklı iki gösteriyle adeta mesajlarıyla bilgilerini ortaya seriyordu.

Konunun özeti şu: İsrail Devleti, İkinci Paylaşım sonrası taşınan Yahudi nüfusla birlikte 15 Mayıs 1948 tarihinde ilan edildi. Bir gün sonra ise tarihin öteki büyük felaket dönemi başladı. Taşınan ve beslenen nüfusla kurdurulan İsrail, Orta Doğu’ya saplanan kama gibi yara açıyordu. Öte yandan yerleşen nüfusla devlet kurdurulurken, topraklarda yaşayan Filistin halkı da sürgün ve mültecilik dönemini yaşıyordu. Başlayan bu yakın tarih süreci günümüzde de devam etmektedir. Öyle ki son yıllarda Gazze bölgesinde yüz bin kişinin katli, soykırımla sürülen iki milyon insan gerçeğiyle felaketin boyutunu göstermektedir. Aynı şekilde Batı Şeria’da ise ilhak ve işgal politikası sonucu hâlâ devam eden nüfus taşıma yoluyla oluşan yerleşimcilik, yine Filistinlileri topraklarından koparmaya devam ediyor.

Özetlenen bu yakın tarihten günümüze gelen gerçekler, cumartesi günü İngiltere’nin başkenti Londra’da iki değişik gösteriyle sokaklarda boy gösterdi. Milyonlarca sterlin güvenlik için harcandı. Binlerce polis, Londra’da olay çıkmasın diye görevlendirildi. Bir anlamda İngiltere, seneler öncesi ta Orta Doğu’da sapladığı kamanın yarasını Londra sokaklarında yaşayarak gelinen sonucu gösteriyordu. Dahası: artık Filistin konusu yakın tarihle sınırlı değil; son yıllardaki yeni planın sürgünleştirme, soykırımlaştırma girişimlerinin uygulamasından doğan İsrail’i şimdi Orta Doğu’da işgalci, soykırımcı ve bölgesel saldırgan bir timsah faşist devlet şekline dek getirdi. Hem de başta İngiltere ve Amerika’nın açık desteğiyle.

İngiltere sokaklarında bir taraf İsrail’in kurulma yıl dönümünü kutlarken, geniş öteki kesim de yapılan en son soykırımı Gazze gerçeğiyle protesto ediyordu. Aynı dönemde İsrail, İran’a saldırmaya devam etme yöntemlerini; Lübnan’ı işgal ederek yeni verimli topraklara el koyma hamleleriyle yine yıkım yaratmayı, işgal altındaki Filistinlileri kovmayı devam ettiriyordu. Suriye’nin Şam yakınına dek olan toprakları şu veya bu şekilde kontrolüne aldı. Denizden başta Gazze’ye göstermelik destek olsa da yardım taşımaya uğraşan teknelere de el koyarak uluslararası denizde hukuk ihlali yapıyordu. İşte bu birikimli ve İngiltere’nin zamanındaki sömürgeciliğin klasikten yenisine geçiş doğum devleti olan İsrail, bu hâle geldi. Tabii ki başta İngiltere’nin her türlü desteğinin de olduğunu unutmayalım.

İngiltere, yakın tarihindeki yaptıklarını Londra sokaklarında geniş polisî tedbirlerle yaşarken başka madalyonun yüzü de vardı. Yaklaşık bir hafta önce yapılan yerel seçimlerde merkez partiler çökmeye doğru giderken, başta faşist parti reformcular ilk sırada boy gösteriyordu. Düzenlenen İsrail’i destekleme kutlamalarında bu partinin rolü de vardır. Bir anlamda yakın tarih ile günümüz siyasal İngiltere gerçekleri, Londra sokaklarında karşılıklı boy gösterileriyle sürmektedir.

İngiltere deyip de geçmeyelim. Kıbrıs’la alakalı gerçeği de var. Kıbrıs’ın İngiltere’nin sömürgesi olduğunu akılda tutmamız önemlidir. Buradaki önemli kavşak gelişmelerde İngiltere’nin siyasal hesaplarını da görmezden gelmeyelim. Örneğin klasik sömürgecilikten yeni sömürgeciliğe geçiş sürecinde nasıl ısrarla Türkiye’yi de devreye koyduğu olayı bizde pek konuşturulmaz. Yine adanın garantörü olduğu hep unutulur. Adanın bir kısım toprağının İngiltere toprağı olduğu ise hep şaşırtılarak yok saydırılır. Oysa adamız, hâlâ son İran saldırılarında da gördüğümüz ve yaşadığımız gibi, İngiltere tarafından hep kullanıldı. Üsler olarak Amerika’ya da olanak vererek saldırılarda yer aldı. Bölgesel istihbarat ağının da oluşu sır değildir. Hele de adanın şimdiki durumu ile geleceği konusunda İngiltere’nin etkin sözü vardır. Yine de tarihsel birikim ve uygulama dersleriyle çoğu defa çaktırmadan bunlar gerçekleşir. İngiltere konuşturulmadan veya başka gözle algılatılarak bizde hep gündeme taşınmaktadır. Ama hâlâ İngiltere, hele de Orta Doğu’da yeniden hesaplarıyla birlikte açık politik tutumlarda dolaşmaktadır.

Kısaca, bizim de garantörümüz olan, adadaki toprak ve askerî gerçekleriyle İngiltere; cumartesi günü kendi yazdırdığı, oynattığı yakın tarihin kendisiyle yaşadı. Öyle bir yaşam ki bir tarafta kurdurulmasına açık onayla katkı koyduğu faşist emperyal bölge gücü İsrail kutlamalarıyla, topraklarını kaybeden vatansız Filistin dramının kendisi yaşatıldı. Beraberinde İngiltere siyasetinin de nerelere doğru kayışının mesajları vardı. Onun için İngiltere emperyalist gerçeğini doğru kavramak, gelecek Kıbrıs hedeflerini daha iyi anlamak açısından önemlidir. Şu foncu teslimiyet algılarından da sıyrılıp kapitalist durumu anlamalıyız. Örneğin hâlâ bazı foncularımız sıkılmadan “İngiltere Dışişleri eski bakanı, kırk sekizde sömürgeciliği tasfiye edeceklerini söyledi.” açıklamasını alıp İngiltere’nin sömürgeciliği sonlandırdığı imajını anlatıyorlar. Hâlbuki olan, İngiltere’nin İkinci Paylaşım sonrası yükselen sömürge karşıtı hareketler nedeniyle yeni sömürgecilik stratejisine geçişini haykırmasıydı. İşte ilk örnek de aynı anda İsrail Devleti’nin kuruluşuyla kanıtlanıyordu.

Diğer yazıları

Büyük Felaket’in yıl dönümünden – Özkan Yıkıcı

Bugün 15 Mayıs. Çoğumuzun bilip de unutturulan önemli yakın...

Çin konusu sessizce ama yükselen yel gibi – Özkan Yıkıcı

Dünyada hissedilirken Orta Doğu kaynıyor. Bazen sıcak savaşlar, bazen...

Lübnan saldırıları ve sessiz dünya ikilemi – Özkan Yıkıcı

Herkes daha çok İran’la olan savaşa odaklandı. Şimdi de...

İki örnekle genele gidiş – Özkan Yıkıcı

Son günlerde gündem istemese de K. Kıbrıs’ta ilgili konuda...

Macaristan, Polonya deneyimlerinden izler – Özkan Yıkıcı

Macaristan’da son seçim sonrası yankılar sürmeye, kuşkularla sevinçlerin harmanlanıp...
4,445BeğenenlerBeğen
1,530TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kamu yararı yargılanırken – Gözde Bedeloğlu

Bu ülkede kamunun yararını gözetmek, halkın sağlığını ve hakkını...

Çernobil’in 40. yılında COP 31’e giderken: Nükleer enerjiyle zamanın gaspı – Pınar Demircan

Enerji politikalarının küresel siyaseti belirlemesi, iklim krizini yalnızca çevresel...

İhmal zatürresi, sivil ölüm, yargısal taciz – Pınar Öğünç

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nün hemen ertesinde, önce...

Devletsiz bir ulusun ulusal sineması – Kıvanç Eliaçık

Filistin sineması, ‘Filistin’de çekilen’ veya ‘Filistin’i anlatan’ filmlerden çok...

Parsy Zartarian: “Surp Magar hepimizin hafızası”

Alevkayası’nın derinliklerinde kaderine terk edilen Surp Magar Manastırı, yıkılma...

Büyük Küresel Kurumu Kıbrıs’ta Ağırlayalım – Takis Hadjigeorgiou

Eski Avrupa Parlamentosu üyesi Takis Hadjigeorgiou, Kıbrıs Meclisi'nin yeni...

ABD-Çin ziyaretinden İran’a yansıyan: Trump aşağılanıyor – Ela Ava

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinde İran, beklendiği gibi...

Canlı yayın