yazılariktibasAlmanya’nın ‘Manhattan Projesi’ - Murat Çakır

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’ – Murat Çakır

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Alman silah tekellerinin görevlendirdiği bir grup “savunma stratejisti”, Avrupa’nın ABD’den bağımsız bir silahlanma stratejisi geliştirmesini talep eden bir belgeyi dolaşıma soktu. “Avrupa’nın savunma otonomisine giden yol: Kritik bağımlılıkların aşılmasına yönelik bir kılavuz” başlığını taşıyan belge, Avrupa’nın “ABD’den gelen yazılımlar ve sistemler ile Beyaz Saray’ın izni olmaksızın hiçbir savaş operasyonu yapamayacağını” tespit ettikten sonra, Avrupa’nın 500 milyar avroluk bir yatırımla bu “bağımlılıktan” kurtulabileceğini iddia ediyor. Ve Avrupa’nın “savunma otonomisinin ancak Almanya’nın mali ve endüstriyel kaynaklarının kullanılmasıyla sağlanabileceği” vurgulanarak, Alman silah tekellerinin üstleneceği role atıfta bulunuyor.

Avrupa’nın askeri açıdan her düzeyde ABD’ye bağımlı olduğu biliniyor. Bununla birlikte başta Almanya olmak üzere, Avrupalı ABD vassallarının üstlerine düşen görevleri (!) yerine getirebilmeleri – Transatlantikçilerin jargonuyla “Rusya’yı dize getirebilmeleri” – için daha fazla silahlanmak zorunda oldukları da açık. Belgede Almanya’daki “siyasetin ve düşünce kuruluşlarının silah endüstrisiyle daha sıkı bir şekilde iç içe geçmelerinin olumlu olduğu” belirtilerek, “Avrupa’nın daha özerk savunma yapabilmesi için Alman silah sanayine daha fazla ihtiyaç duyulacağı” vurgulanıyor. Tarafsız bir belgeden ziyade silah tekellerinin reklam broşürüne benzeyen metinde yapılan önerilerin öneminin altını çizmek için, “savunma sanayinin bağımsızlık hedefine ulaşılmasını Avrupa’nın (siz bunu Almanya’nın olarak okuyun) Manhattan Projesi olarak görülmesi” isteniyor. ABD’nin “Manhattan Projesi” sonrası olanları burada anımsatmaya gerek yok…

Almanya son haftalarda “strateji belgeleri” sağanak yağmuruna tutulmuş gibi. Neredeyse hemen her gün televizyon ekranlarından veya gazete sayfalarından falanca stratejistin veya filanca askeri uzmanının “Almanya savunmasız”, “Rusya bize saldıracak”, “Almanya sorumluluk almazsa Avrupa medeniyetinin sonu gelecek” biçimindeki kehanetlerini duymaktayız. Burjuva medyasında tek bir aklı başında gazeteci bırakmadıklarından, bu sözde uzmanların kehanetleri sorgulanmıyor, kehanetler üzerine kurulu korku senaryoları ekranlardan, gazete sayfalarından ve sosyal medya kanallarından yayılıyor. Silahlanmanın ve kadim düşman Rusya’ya savaş açılmasının “gerekli olduğu” böylece yaygın kamuoyu görüşü haline getiriliyor.

Militarizmin yaşamın her alanını boyunduruk altına almasına, demokratik ve sosyal haklara yönelik masif saldırılara ve devasa silahlanma bütçelerine karşı ciddi bir toplumsal karşı koyuşun olmadığı Almanya’da silah tekellerinin ve savaş çığırtkanlarının işi kolay oluyor elbette. Hani kendilerini, aynı 1914 ve 1939’daki gibi, marşlar ve çiçekler eşliğinde ölüm tarlalarına göndereceklerini fark eden bazı gençlerin zorunlu askerlik karşıtı eylemleri olmasa, Almanya’da mezarlık sessizliği – ya da kasabının bıçağını yalayan koyunların sessizliği – hakim diyeceğiz. Ama her hâlükârda kesin olan bir şey var: O da militarist dönüşümün Almanya’daki çoğunluk toplumunu neoliberal dönemin korku toplumundan, salt bireysel çıkarlarını düşünen ve emperyalizmin nimetlerinden faydalanmak isteyen itaatkar kullar kitlesi haline getirdiğidir.

En önemli özelliği sorunlar karşısında tüm hiddetini sorumlu egemen siyaset yerine, günah keçisi olarak gösterilen göçmen ve mültecilere yönlendirmek, kendinden zayıf olana tekme atmak olan itaatkar kullar kitlesi söylenen her yalana inandığı müddetçe, değil 500 milyar, 1 trilyon avro dahi harcansa kabul edecektir. On yıllarca antikomünizm zehrine maruz kalmış, çağımızın vebası olan milliyetçilikten kopamamış ve emperyalist sömürünün kedi masasının kırıntılarından faydalanan bu kitle, yeniden “Büyük Almanya” hayalleriyle avutulmaktadır. Pandemi döneminde bir torba makarna veya birkaç tuvalet kâğıdı rolosu için birbirini boğazlayanları gördükten sonra, olası bir savaş durumunda bu kitlenin neler yapabileceğini düşünmek bile ürkütücü.

O nedenle strateji belgelerini uzun uzadıya analiz etmeye, militarist dönüşümün ne denli hızlandığını tespit etmeye veya nükleer cehennem tehdidinden bahsetmeye pek gerek yok. Burjuva toplumlarının rezaleti insanlığın geleceğinin çok karanlık olacağını yeterince gösteriyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,910TakipçilerTakip Et
918AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın