yazılariktibasAh Tanrım; Savaş Ne Güzel! - Thomas Jusquiame

Ah Tanrım; Savaş Ne Güzel! – Thomas Jusquiame

Orjinal yazının kaynağımonde-diplomatique.fr
alıntı yapılan kaynaklmdturkce.com.tr

Fabrikalarımızdan çıkan bir füzenin silahlı kuvvetlere teslim edilmek üzere yola çıktığını görmek, mesleğimi son derece mutlu kılıyor; bunda benim de payım var.” Silah üreticisi MBDA için hazırlanan bir tanıtım videosunda sözlerine yer verilen Thibault adlı teknisyen, farkında olmadan gerçeği dile getiriyor. İşvereninin ürünleri, kısa süre önce Gazze’deki okulları, camileri ve mülteci kamplarını yerle bir etti, aralarında yüz kadar çocuğun da bulunduğu 500’den fazla insanın ölümüne yol açtı.(1) 44 milyar Avro gibi kabarık bir sipariş defterine sahip olan bu Avrupalı silah devi (Challenges, 23 Şubat 2026), ürünlerini cilalamak için her şeyi yapıyor: “Temel özgürlüklere ve insan haklarına saygıyı gözeten” bir etik kurallar dizisi, personel arasında toplumsal cinsiyet kimliği, nöroçeşitlilik veya menopoz konularında farkındalık çalışmaları, ağaçlandırma ve yeraltı sularının korunması projeleri, hatta “çevresel etkiyi kaynağında azaltma” amacıyla savaş mühimmatı için “eko-tasarım” uygulamalarının benimsenmesi gibi…(2) Yani bir sonraki adım “organik bombalar” mı olacak?

Medya, başlıca iktidar partileri ve cumhurbaşkanlığı, büyük yeniden silahlanmayı ve askeri faaliyeti hep bir ağızdan överken, itibar riskini yönetmeye yönelik bu strateji ne kadar anlamlı?(3) L’Express, Le Point veya Le Parisien okurları son dönemde Fransız savaş makinelerinin tanıtım kataloglarını bu yayınların sayfalarında inceleyebildi. France Culture dinleyicileri, “insanlar savaşa nasıl hazırlanır” sorusunun yanıtlarını öğrenme fırsatı yakaladı (30 Ekim 2025). Le Monde gazetesinin aboneleri ise Mart 2025’te, ilk makalesi “Askeri harcamalar, büyümenin itici gücü” başlığını taşıyan altı bölümlük bir dosya ile bilgilendi.

Bu dosya, “Savaşa hazırlanan bir ekonomi” arzusunu dile getiren “2025 Ulusal Stratejik İnceleme” direktifleriyle örtüşüyor. Sektöre “kamu veya özel kaynaklı devasa yatırımların aksmasını sağlamaya çalışan Silahlı Kuvvetler ve Ulusal Güvenlik Genel Sekreterliği, devlete şu öneride bulunuyor: “Bankaların ve sigorta şirketlerinin kendi iç etik politikaları, yasal sınırlamaların ötesine geçmemelidir.” Açıkça söylemek gerekirse amaç şu: “ÇSY (çevresel, sosyal ve yönetişim) kriterleri, yatırımcıları Savunma Sanayi Teknolojik ve Endüstriyel Tabanı (BITD) şirketlerini finanse etmekten caydırmasın.”(4)

20 Mart 2025’te, Bercy’de (Fransa Ekonomi Bakanlığı) bir araya gelen yatırımcı ve patron topluluğuna hitap eden dönemin Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu, “son kültürel ve mevzuata dayalı engelleri de kaldırma” kararlılığıyla, askeri sektörün “kirli” bir yatırım olmadığını “kararlı bir şekilde” hatırlatıyordu. Avrupa Komisyonu ise “Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir finans ilkelerinin, savunma sektörüne yatırımla uyumlu olduğuna” karar verdi.(5) Böylece; tanklar, toplar, savaş uçakları, mermiler ve gözetleme yazılımlarının yanı sıra, belirli nükleer ve yakıcı silahlar ile zayıflatılmış uranyum içeren mühimmatlar bile “etik” yatırım kapsamına girebilir hale geldi. Şimdilik sadece kullanımı yasaklanmış silahlar tabu sayılmaya devam ediyor. Rusya’nın Şubat 2022’de başlayan Ukrayna işgalinden bu yana, nükleer silah endüstrisine yatırım yapan ÇSY fonlarının sayısının yüzde 50’den fazla arttığı belirtiliyor (Bloomberg, 24 Ağustos 2025). “Çevresel, sosyal ve yönetişim” kriterlerine göre yönetilen bu yatırımların, artık sürdürülebilir kalkınma ile bağlantılı olduğu kabul ediliyor…

Bir gazeteciler konsorsiyumu, Crédit Agricole, Crédit Mutuel, Banque Populaire ve Caisse d’Épargne (BPCE) gibi bankaların “yeşil” fonlarından gelen 120 milyar Avro’nun, 2021–2025 arasında silah endüstrisine yatırıldığını ortaya çıkardı; üstelik bu yatırımların bir kısmı Gazze’deki soykırıma karışan şirketlere aktarıldı. Avrupa Komisyonu ise bu yatırımları “sosyal sürdürülebilirliğe” katkıları gerekçesiyle haklı çıkardı. Küçük Avrupalı tasarruf sahipleri, “iklim geçişine” adanmış ESG fonları aracılığıyla, Gazze’deki tarım arazilerinin yok edilmesinde rol oynayan İsrail’in en büyük silah üreticisi Elbit Systems’ın hisselerine farkında bile olmadan değer katmış oldu.(6)

Şirketleri Kapı Kapı Dolaşan Kamu Bankası

Özel sektör yatırımlarının askeri-sanayi komplekse yönlendirilmesi, daha geniş bir kurumsal destek stratejisinin parçasını oluşturuyor. “ReArm Europe” planı ile Avrupalı vergi mükelleflerinden toplanan 800 milyar Avro ve son iki askeri programlama yasasıyla Fransız vergi mükelleflerinden toplanan 700 milyar Avro’nun süreçte dahil edilmesine, Avrupa’nın en büyük yatırımcısı olan Bpifrance’ın seferber edilmesi eşlik ediyor. Devlete ait olan “girişimci bankası” olarak bilinen Bpifrance, Ekim 2025’te BPCE ile birlikte bireysel yatırımcılardan fon toplama girişimi başlattı. Böylece Fransızlar, emeklilik tasarruf planları (PER) veya hayat sigortaları üzerinden artık doğrudan silah şirketlerine yatırım yapabiliyor. Yüksek riskli olmalarına ve garanti edilmiş bir getiri sunmamalarına rağmen, Bpifrance tarafından 2021’den bu yana sektördeki “genç girişimlere” her yıl aktarılan bir milyar Avro’ya ekleniyor.(7)

Bu paketi tamamlayan üç mekanizma bulunuyor: Silahlanma Genel Müdürlüğü (DGA), Alman sigorta şirketi Allianz ve savunma sanayi şirketi MBDA tarafından finanse edilen 400 milyon avroluk “Savunma İnovasyon Fonu”, umut vadeden şirketlere ortak olmak için kullanılıyor. Ayrıca şirketlerin stratejik kararlarını destekleyen bir “savunma hızlandırıcı” programı yürütülüyor ve son olarak da nakit akışı ihtiyaçlarını karşılamak için avantajlı koşullarda sunulan “DEF’FI kredisi” veriliyor. Kamu yatırım bankası, bu finansman imkânını tanıtmak için yüzlerce şirketi kapsayan bir “kapı kapı dolaşma” kampanyası düzenlediğini övünerek anlatıyor.

Bu küçük ve orta ölçekli işletmeler bir kez kurulup güçlendikten sonra, birkaç büyük askeri grubun kurduğu ağlara düşecek kadar otoriter liberalizm olarak niteliyor. Bu çerçevede “gizlilik” rejimi kritik bir rol oynuyor. “Savunma sırrı” gerekçesi, Sayıştay gibi denetim kurumlarının kamu kaynaklarının kullanımını tam olarak incelemesini zorlaştırıyor. Ayrıca devlet, askeri şirketleri, hem “müdahaleci denetimlere” karşı koymak için hem de mecburi olarak bilinen 26 Temmuz 1968 tarihli yasaya başvurmaya teşvik ediyor.(12)

Özel Sermaye Fonlarının Silah Sektörüne İlgisi

Ekonomist ve savunma sanayisi uzmanı Claude Serfati’ye göre, kurumsal yatırımcılar silah şirketlerini portföylerine katıl çok olsa da “asıl yenilik, alternatif finans olarak adlandırılan özel sermaye fonlarının silah sektörüne duyduğu iştah.” Serfati, bu durumun, “piyasaların savaşı sevmediği” yönündeki yaygın söylemin tam aksi yönde bir gidişata işaret ettiğine dikkat çekiyor. Savaşların ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, devlet tarafından cömert sübvansiyonlarla ve uzun vadeli siparişlerle desteklenen şirketlere yatırım yapmak son derece mantıklı bir hamle. Serfati, “Savunma sanayisi ile eşdeğer ciro artış oranına sahip çok az endüstriyel sektör var” diyor. 2025 yılında, büyük oranda Kuzey Amerikalı aktörlerin domine ettiği risk sermayesi yatırımları, Avrupa’daki savunma teknolojisi şirketlerinde yüzde 132 oranında bir artış gösterdi. Bu rakam, tüm sektörler arasındaki en yüksek artış oranını temsil ediyor.(8)

Diğer sanayi kolları da pastadan paylarını almak istiyor. Bpifrance tarafından Ekim 2025’te yayımlanan “Silah Başına, Ey Yöneticiler!” başlığını taşıyan bir araştırmaya göre, askeri sektörle bağlantısı olmayan her iki şirketten biri, “ya büyüme fırsatı gördüğü için (…) ya da mecburiyetten” bu alanda gelişmek istiyor. Zor durumdaki otomobil üreticisi Renault’nun askeri drone üretim projesi başlatması ve popüler yapay zekâ şirketi Mistral IA’nın Savunma Bakanlığı ile ortaklık kurması gibi örnekler de bu eğilimi yansıtıyor.

Claude Serfati’nin de anımsattığı gibi, eğitim, ulaşım ya da iletişim gibi kamu harcamaları ekonomik ve toplumsal açıdan silahlanmaya kıyasla çok daha yüksek getiriler üretir. Serfati bunu çarpıcı bir biçimde şöyle özetliyor: “Şirketler başka bir şey üretmek için kapılarını kullanamazlar; haneler de füze tüketmez.” Sağlık veya konut alanlarına yapılan yatırımlar, askeri yatırımlar ve ekonominin diğer sektörleriyle kurdukları güçlü bağlar sayesinde, askeri ağırlıklı sektörlerden daha fazla dolaylı istihdam yaratır. Örneğin, sosyal amaçlı faaliyetler, askeri üretim sektörlerine kıyasla üç kat daha fazla istihdam alanı oluşturuyor.(9)

Kamu Kaynaklarının Nasıl Kullanıldığı İncelenemiyor

Peki ama savaş ekonomisini sıradan bir sanayi dalı olarak görmek gerçekten mümkün mü? İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana silahlı çatışmaların neden olduğu milyonlarca ölüme, bu çatışmaların yol açtığı ekolojik felaketler de ekleniyor. Çatışmaların doğrudan etkisi bir kenara bırakıldığında bile, askeri-sanayi kompleksinin başına küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 5.5’inden sorumlu olduğu tahmin ediliyor.(10) NATO tarafından belirlenen, gayrisafi yurt içi hâsılanın yüzde 3.5’inin askeri harcamalara ayrılması hedefine ulaşılması için 2030 yılına kadar 2.33 milyar ton karbondioksit eşdeğeri emisyon salınması gerekiyor. Bu miktar, Brezilya ve Japonya’nın toplam yıllık tüketimine yakın.(11)

Silahlanma Gözlemevi’nde de araştırmakta olan Tony Fortin, askeri pazardaki kuralsızlaşmayı, “sanayicilerin istediklerini yaptıkları, şeffaflıktan uzak bir otoriter liberalizm” olarak niteliyor. Bu çerçevede “gizlilik” rejimi kritik bir rol oynuyor. “Savunma sırrı” gerekçesi, Sayıştay gibi denetim kurumlarının kamu kaynaklarının kullanımını tam olarak incelemesini zorlaştırıyor.

Tony Fortin’e göre yeniden kontrol sağlamak için devlet silah ihracatlarında çok daha yüksek bir şeffaflık düzeyi benimsenmesi gerekiyor: “Örneğin Hollanda’da, askeri şirketlere verilen ihracat lisanslarının iki hafta içinde kamuya açıklanması zorunlu. Almanya’da ise 25 milyon Avro’yu aşan tüm savunma ihaleleri parlamento denetimine tabi.” Fortin’e göre, Fransa’da bu ihracatı denetlemek amacıyla 2023’te kurulan parlamento komisyonu, “sivil toplumdaki tartışmalar büyüdüğü takdirde rolünü tam olarak yerine getirmeye başlayacak olan içi boş bir kabuktan” ibaret.

Sivil toplum kuruluşu Fransız Silahlanma Gözlemevi, silah şirketlerini izlemek için bir ağ kurdu ve vatandaşları bu şirketlerin faaliyetlerini araştırmak üzere eğitti. 2025 yılında kurulan “Savaşa Hayır” adlı aktivist örgütler koalisyonu da eylemler ve mitingler yoluyla sivil toplumu harekete geçirmeye çalışıyor. Bu kapsamda Le Bourget Hava Fuarı’nda bir araya gelen dört bin kişi, “ölüm tacirlerine” tepki gösterdi.

Kentte düzenlenen 50 bin kişilik bir yürüyüşle desteklenen Cenova’da liman işçilerinin, Marsilya ve Tanca’nın yanı sıra İsveç ve Belçika’daki meslektaşlarının İsrail’e giden askeri mühimmatı engellemek için gerçekleştirdikleri bu eylemler, toplumun bir kesiminin söz sahibi olma iradesini yansıtıyor.(13) Renault’nun askeri üretim yapmasına karşı çıkan fabrika işçileri arasında da dalgalanmalar neden oluyor. Zira Avrupa Birliği’nin kurtuluş yolu olarak sunduğu “büyük yeniden silahlanma” aslında tam olarak, barışı kârlılığı açısından tehdit olarak gören ve kamu kaynaklarını tüketen bir endüstriden ibarettir.

(1) Ariane Lavrilleux ve diğerleri, “Gaza: le missilier MBDA complice de crimes de guerre”, 17 Temmuz 2025, https://disclose.ngo

(2) “Sustainability report 2024”, Haziran 2025, www.mbda-systems.com

(3) Jérémie Younes, “Atmosphère de guerre et militarisation du débat public”, 2 Şubat 2026, www.acrimed.org

(4) “Revue nationale stratégique 2025”, SGDSN, Paris, Temmuz 2025.

(5) Sırasıyla: “Le gouvernement renforce le financement de l’industrie de défense”, 20 Mart 2025, www.info.gouv.fr; “Commission notice on the application of the sustainable finance framework and the corporate sustainability due diligence directive to the defence sector”, Journal officiel de l’Union européenne, Brüksel, 30 Aralık 2025.

(6) Yann Philippin, Giorgio Michalopoulos ve Stefano Valentino, “Avec l’argent des fonds verts, des banques financent les entreprises d’armement”, 17 Aralık 2025, www.mediapart.fr

(7) “Bpifrance renforce son soutien aux entreprises stratégiques françaises du secteur de la défense”, 20 Mart 2025, https://presse.bpifrance.fr

(8) “The state of defence tech 2025”, 29 Eylül 2025, https://content.dealroom.co

(9) Claude Serfati, “L’État radicalisé. La France à l’ère de la mondialisation armée”, La Fabrique, Paris, 2022.

(10) Stuart Parkinson ve Linsey Cottrell, “Estimating the military’s global greenhouse gas emissions”, Scientists for Global Responsibility & Conflict and Environment Observatory, Kasım 2022, www.sgr.org.uk

(11) “Nato’s 3.5% spending goal. Unsustainable on every count”, Transnational Institute, 19 Haziran 2025, www.tni.org

(12) “Revue nationale stratégique 2025”, a.g.e.

(13) Sophie Boutière-Damahi, “De l’Indochine à Gaza, quand les dockers se mobilisent contre la guerre”, 12 Ağustos 2025, www.slate.fr

Diğer yazıları

ABD-Çin ziyaretinden İran’a yansıyan: Trump aşağılanıyor – Ela Ava

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinde İran, beklendiği gibi...

Afrika Zirvesi: Fransa emperyalizminin yeni rotası – Ali Rıza Yıldırım

Kenya’da 11-12 Mayıs tarihlerinde düzenlenen ve eski “Fransa-Afrika Zirvesi”nin...

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’ – Murat Çakır

Alman silah tekellerinin görevlendirdiği bir grup “savunma stratejisti”, Avrupa’nın...

Siyaseti senaryolarla düşünmek – Kemal Can

Kimin bedduası tuttu bilinmez ama “acayip zamanlarda” yaşadığımız kesin....

Çernobil’in 40. Yılında: Gezegen Nükleer Sevdasını Hâlâ Taşıyabilir mi? – Fatoş Negiş

İnsanlık âleminin nükleerle ilişkisi adeta ölümcül bir sevda. Çernobil...
4,446BeğenenlerBeğen
1,531TakipçilerTakip Et
3,958TakipçilerTakip Et
834AboneAbone Ol

Son eklenenler

Trump rejiminde benzin, hamburger, kahve baskısı – Aras Coşkuntuncel

Görünen o ki Trump rejimi yakında İran savaşını bir...

Reddetmek dünyayı kurtarabilir – Serdar M. Değirmencioğlu

15 Mayıs Uluslararası Vicdani Ret Günü dolayısıyla dünyanın birçok yerinde eylemler...

“Thucydides Tuzağı” ve Kıbrıs Boyutu – Larkos Larkou

"Thucydides Tuzağı" kavramı, yükselen bir gücün egemen gücü (Sparta...

Kamu yararı yargılanırken – Gözde Bedeloğlu

Bu ülkede kamunun yararını gözetmek, halkın sağlığını ve hakkını...

Çernobil’in 40. yılında COP 31’e giderken: Nükleer enerjiyle zamanın gaspı – Pınar Demircan

Enerji politikalarının küresel siyaseti belirlemesi, iklim krizini yalnızca çevresel...

İngiltere emperyalizminin yarattığı çocuk, hafta sonu Londra sokaklarında gezdi! – Özkan Yıkıcı

İngiltere, asırlara varan önemli bir kapitalist ülkedir. Tarihsel sömürgecilikle...

İhmal zatürresi, sivil ölüm, yargısal taciz – Pınar Öğünç

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü'nün hemen ertesinde, önce...

Canlı yayın