yazılariktibasBülent Damar yazdı: Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin devreye alınması ile Türkiye elektrik...

Bülent Damar yazdı: Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin devreye alınması ile Türkiye elektrik sektöründe olacaklar

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Bu yıl içerisinde Akkuyu Nükleer Enerji Santralının (NES) devreye alınacağı yetkililer tarafından sıkça ifade edilmeye başlandı. Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Akkuyu birinci reaktörüne simülasyon yakıtının yüklendiğini çok büyük bir başarı imiş gibi açıkladı. Halbuki yapılan gerçek yakıt yükleme değil, denemelerin yapılması için rutin bir prosedürün yerine getirilmesi idi.

Bilindiği gibi Akkuyu NES, sermayesi %100 Rus devlet kuruluşu Rosatom şirketine ait Akkuyu Nükleer A.Ş. isimli Türkiye’de tescilli bir şirket tarafından inşa edilmektedir. Yapımına 2010 yılında Rusya Federasyonu ile yapılan milletlerarası bir anlaşma/sözleşme ile başlanan bu elektrik üretim tesisi özünde üreteceği elektriğin bir bölümüne devlet tarafından alım garantisi verilen yabancı bir şirketin Türkiye toprakları içerisinde elektrik üreterek, ürettiği elektriği devlete ve Türkiye elektrik piyasasına satacağı bir elektrik üretim tesisidir. Bu niteliği ile öteki yabancı yatırımlardan pek bir farkı yok gibi görünmektedir. Nitekim Azerbaycan devlet şirketi Socar’ın rafineri şirketleri gibi benzer şirketler Türkiye’de vardır. Mevcut iktidar bu hususu öne çıkararak Akkuyu NES sanki benzer bir yatırımmış gibi algı yaratmaya çalışmaktadır.

Ancak nükleer santrallar öteki yatırımlar gibi sıradan bir yatırım değildir. Bir nükleer santralın en önemli riski bir kaza halinde eğer nükleer çekirdek erimesi olursa bulunduğu ülkeye telafisi imkânsız insani ve maddi zararlar veren felaketlere neden olmasıdır. Çernobil ve Fukuşima felaketleri nükleer santral kazalarının en bilinen örnekleridir. Bu iki felaket de neden oldukları insan kayıpları dışında bulundukları alanların yüzlerce yıl tehlikeli alan olarak kalmasına ve radyasyon yayabilecek nükleer yakıt hareketliliği tehlikesine neden olmaktadırlar. Bu nedenle çevreleri insansızlaştırılarak sürekli kontrol ve bakım altında tutulan mahaller olarak kalmaktadırlar. Maddi zararların giderilmesi yüz milyarlarca dolara mal olmakla ve çok uzun yıllara yayılmaktadır.

Bu nedenle ülkeler öteki tüm elektrik üretim tesislerini teşvik ederken nükleer enerji santralı yapmak için kılı kırk yarmakta ve eğer alternatifleri varsa nükleer enerji santralı yapmamaktadırlar.

Hele hele bir başka ülkenin malı olan bir nükleer santralı kendi topraklarında yaptırmak Türkiye’den başka hiçbir ülkenin aklına bile gelmemiştir. Bu açıdan Akkuyu NES ilk ve tek örnektir. Yani bir nükleer enerji santralının en büyük dezavantajı olan kaza ihtimalinin sonuçlarını kendi ülkesine yaşatmak riskini alarak başka bir ülkenin sahip olduğu nükleer enerji santralından elektrik almayı Türkiye dışında hiçbir ülke yönetimi yapmamıştır.

Türkiye’deki yönetim tüm bu riskleri almış ve Akkuyu NES’in inşasına devam etmiştir.

Akkuyu NES’in ilk ünitesinin (reaktörünün) bu yıl içesinde deneme üretimine başlaması ve sonrasında ticari üretime geçmesi halinde Türkiye elektrik sistemine ne şekilde etki edeceği önemli olmaktadır.

Akkuyu NES’in birinci reaktörü 1200 MW gücünde ve %90 kapasite ile çalışabilecek, işletmeye alındıktan sonra sürekli çalışması gereken bir elektrik üretim tesisidir. Yani günlük olarak sisteme 1080 MW güç ile günlük 25 920 Mwh, aylık 776 600 Mwh elektrik verecektir. 2026 yılında aylık elektrik talebi Nisan ayı sonuna kadar 117 949 000 Mwh (TEİAŞ 2026 Aylık Elektrik Üretim Tüketim Raporları) olmuştur yani dört aylık ortalama 29 487 300 Mwhdir. Nisan ayı sonuna kadar olan tüketimi karşılamak için yapılan üretim %45,45 oranında termik kaynaklardan (Kömür, doğalgaz ve diğer), %29,20 hidrolik kaynaklardan (Barajlı ve akarsu), %25,35 oranında ise yenilenebilir kaynaklardan (güneş, rüzgâr ve jeotermal) karşılanmıştır. Kaynak çeşitliliği göz önüne alındığında bu üretimin 12 ayrı kaynaktan elde edildiği görülmektedir. Akkuyu NES 1. Reaktörü devreye alındığında mevcut tüketimin aylık olarak karşılanmasında yaklaşık %2,63 oranında bir ilave kaynak kullanılmış olacaktır.

2026 yılının dört aylık döneminde mevcut kaynaklar ile rahatça sağlanabilen günlük talep Akkuyu NES’in ilk reaktörünün devreye girmesi sonrası öteki kaynak kullanımından %2,63 oranında bir kısıntıya gidileceğini göstermektedir. Burada genel olarak düşünülen doğalgaz veya ithal kömür gibi ithal kaynaklardan kısıntı yapılabileceğidir. Böylece sistemin ithal yükü azalacaktır. Ancak Türkiye’nin baz yükü (minimum yük-sistemden devamlı çekilen en az yük) 30 000 MW’dır. Bu yükün karşılanmasında güneş hariç diğer tüm kaynaklar kullanılmaktadır.

Akkuyu NES de bir yabancı ülke yatırımı olup tüm geliri döviz olarak yurt dışına aktarılacak bir tesistir. Yani bir nevi dövizle elektrik satın alınmaktadır. Doğalgaz ve ithal kömür santralları ile ayni statüdedir. Bu durumda fiyat bu seçimde ana unsur olacaktır. Ancak Akkuyu NES’in özel yasası nedeni ile Devlet Akkuyu NES’in üretiminin alım garantili bölümünü EÜAŞ üzerinden, geri kalanını piyasa vasıtası ile almak zorundadır. Dolayısı ile Akkuyu NES tam yükü ve üretimi ile fiyatı pahalı da olsa, sisteme girmek durumundadır. Yani hem baz yük karşılanmasında hem de elektrik talebinin karşılanmasında Akkuyu NES tam kapasite ile yer alacaktır.

Burada açıklığa kavuşması gereken bir husus daha vardır. EÜAŞ Akkuyu NES’in üreteceği elektriği satın almak için bir Elektrik Satın Alma Anlaşması (ESA) yapmış mıdır?  Yapmış ise koşulları nedir? Bu konu kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Dolayısı ile Akkuyu NES’in satış fiyatı da tam olarak bilinmemektedir. Bilinen yasada belirtilmiş olan satın alma garantili bölüm için 15 yılın ortalama fiyatı olarak verilen12,35 cent/kwh (Rus şirketinin talebi halinde ilk yıllarda 15;33 cent/kwh’e yükselebilir) fiyattır. Nasıl uygulanacağı, koşulları ESA açıklanmadığı için bilinmemektedir.

Akkuyu’da üretilecek elektriğin sisteme verilmesinin piyasa etkileri de olacaktır. Tam olarak açık olmamakla birlikte muhtemelen devreye girecek olan birinci reaktörün üretiminin %70’ i EÜAŞ tarafından satın alınacak ve piyasaya satılacaktır. Bu satış ya piyasada ikili anlaşma ile veya gün öncesi piyasa araçları vasıtası ile olabilir. Her iki durumda da ortaya çıkacak sonuç farklı olmayacaktır.

EÜAŞ eğer ikili anlaşma ile satış yapmak isterse Akkuyu Nükleer AŞ’den alış fiyatı olan 12,35 cent/kwh (veya 15,33 cent/kwh) piyasa da oluşan PTF fiyatının iki katından fazla olacağından bu fiyat ile müşteri bulamayacaktır.

EÜAŞ bu elektriği gün öncesi piyasada satmak isterse alış fiyatı piyasa maksimum fiyatından yüksek olduğu için gün öncesi piyasanın en yüksek fiyatını teklif etse bile %50 oranında zarar ile piyasaya vermiş olacaktır. Bunun yanında EPDK tarafından tayin edilen ve dağıtım şirketleri ve tedarik şirketleri için geçerli olan tarife ile satabilirse de bugün için 225 krş/kwh olan bu fiyat Akkuyu Nükleer A.Ş.ye ödeyeceği fiyatın yine yarısından daha düşüktür.

Sonuç olarak EÜAŞ Akkuyu Nükleer A.Ş. den alacağı her kwh elektriğin satışından zarar edecek ve bu zarar da Türkiye Cumhuriyeti Hazinesinden karşılanacaktır.

Türkiye’de ve Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarının artan kullanımı sonucu özellikle güneşli bahar ve yaz aylarında elektrik arz fazlası oluştuğu ve bu nedenle de günün belirli saatlerinde PTF’in 0 (sıfır) olarak belirlendiği bilinmektedir. Özellikle 2026 yılında bu durum Türkiye elektrik piyasasında net olarak yer almıştır. Örneğin 28 Nisan günü PTF (Gün Öncesi fiyat) saat 9:00 ile 15:00 arasında altı saat, SMF (Gün içi fiyat) 05.00 ila 15:00 saatleri arasında 10 saat sıfır olmuştur.

Örnek gün olarak verdiğimiz değerler Mart ve Nisan aylarında çokça tekrarlamıştır. Bu aylarda 4,5TL olan sınırlandırılmış tepe fiyat en fazla 4-5 saat için geçerli olmuş, diğer saatlerde de belirlenen saatlik fiyat üst sınır fiyatın çok altında oluşmuştur. Böyle bir piyasada satış fiyatı 12,35 cent/kwh veya15,33 c/kwh arasında bir fiyattan alınan elektrik enerjisinin EÜAŞ’a çok büyük bir zarar getireceği ve bu zararında Türk şirketi denen Akkuyu Nükleer A.Ş.’ye değil de kamu şirketi olan EÜAŞ’a yazılacağı açıktır. Yani bu zararı yurttaşlar ödeyecektir.

Burada şu soru çok açık bir şekilde sorulmalıdır. Bu şekilde büyük bir zarar vereceği apaçık ortada olan ve bu zararın kamu hazinesinden karşılanacağı belli olan Akkuyu Nükleer enerji Santralı neden kurulmuştur. AKP iktidarı bu nükleer santralı kurma kararını neden vermiştir? Bugün ülkede elektrik üretimi elektrik ihtiyacını fazlası ile karşılayabilmekte ve hatta üreticiler bedelsiz olarak sisteme elektrik vermeyi kabul etmektedirler. Bu iktidar bunu görememiş midir?

Burada Rus şirketine yalnızca birinci ünite için bir yılda ödenecek olan yaklaşık 9 milyar kwh karşılığı 1 milyar 50 milyon doların halkın sırtına yükleneceği açıktır. Bu miktar karşılığı elektrik enerjisi şu anda yenilenebilir kaynaklardan kolayca ve çok daha ucuza sağlanabilmekte iken Rus şirketine bu paranın verilmesi açıklanabilir olmaktan çok uzaktır.

Yani bu yıl deneme üretimine başlayacağı söylenen Akkuyu Nükleer Enerji Santralı yurttaşların sırtındaki yüklere bir yenisini ekleyecektir.

Bu iktidar bunu elektriğe hiç ihtiyaç yok iken neden yapmaktadır?

Akkuyu Nükleer Enerji Santralının yapılmasına karar veren, bu santralın yapılabilmesi için TBMM’den yasa geçiren bugünkü iktidar bu soruların yanıtını kamuoyuna vermek zorundadır.

*TMMOB Nükleer Santral İzleme Komisyonu Daimi Üyesi


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kai Heron yazdı: Ekososyalist siyasetin üç prensibi

Eylül 2019’u hatırlayın. Hafta boyu süren iklim protestolarında dünyanın...

Prabhat Patnaik yazdı: Reforme edilmiş kapitalizm yanılsaması

İlerici liberaller ve genel olarak sosyal demokratlar, kapitalizmin “reforme...

Peter Mertens yazdı: Savaşlarınız için değmez

Belçika İşçi Partisi, Avrupa radikal solunun en hızlı yükselen güçlerinden...

Ertan Erol yazdı: Yurt dışı oyları ile seçim kazanmak

Peru’da başkanlık seçimlerinin ikinci turu artık neredeyse gelenekselleşen bir...

Thomas Posado yazdı: Günümüzde Latin Amerika’da aşırı sağ

1960’lı ve 1970’li yılların askerî diktatörlükleri iktidara zor yoluyla...
4,541BeğenenlerBeğen
1,569TakipçilerTakip Et
3,943TakipçilerTakip Et
871AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Biraz da memleketde duralım

Genelde dünya ekseninde olan gelişmeleri yakalamaya çalışırım. Eldeki birikimle...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Nükleer tehdit ve Akdeniz’in geleceği

Kuzey Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşım savaşlarının ve ekolojik yıkımın...

Hediye Levent yazdı: Trump’a onurlu çıkış mı, savaşa mola mı?

Amerika ve İran arasında sağlandığı söylenen bir uzlaşma gündemde....

Kai Heron yazdı: Ekososyalist siyasetin üç prensibi

Eylül 2019’u hatırlayın. Hafta boyu süren iklim protestolarında dünyanın...

Mustafa Çıraklı yazdı: Güney Kıbrıs-Fransa Askeri Anlaşması ve Hristodulidis’in Lilliput Kumarı

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan askeri...

Yücel Özdemir yazdı: G7 zirvesinde “Ukrayna pazarlığı”

Pazartesi günü Fransa’nın Evian kasabasında başlayan ve bugün sona...

Ceren Ergenç yazdı: BYD, Togg, Hyundai örnekleri otomotiv sanayi için ne anlatıyor?

Türkiye otomotiv ekosisteminin çeperinde olan ülkelerden, küresel tedarik zincirlerine...

Canlı yayın