iktibasKavel AlpaslanKavel Alpaslan yazdı: Peru'da Fujimori'nin mirası: Neoliberal yağma ve kanlı bir antikomünizm

Kavel Alpaslan yazdı: Peru’da Fujimori’nin mirası: Neoliberal yağma ve kanlı bir antikomünizm

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Latin Amerika ülkesi Peru, 1992 yılında Orta Çağ’ı andıran bir ‘yargı şovuna’ sahne olur: Aydınlık Yol Gerillalarının Lideri Abimael Guzmán yakalandıktan sonra kendisi için yapılmış bir kafesin içerisine koyulur ve üzerine Amerikan filmlerinden bildiğimiz siyah-beyaz çizgili ‘suçlu’ üniforması giydirilir.

Dönemin Peru diktatörü Alberto Fujimori (1938-2024), “Neden bu kıyafeti seçtiniz?” sorusunu şöyle yanıtlar: “Peru’da bu tarz üniformalar kullanılmaz. Ama biz filmlerde çok sık gördüğümüz için onu bu şekilde parmaklıklar arkasında göstermenin Aydınlık Yol’un sonunda kaybettiğini en iyi şekilde göstereceğini düşündük. 

Kameraların yerini almasıyla birlikte kafesin örtüsü kaldırılır. Guzmán yumruğunu kaldırıp siyasi iradesinden geri adım atmayacağını söylerken çekilen karelerde ‘hayvanlaştırılmaya’ çalışılan bir liderin savaşa devam sözleri yansır.

Gerek neoliberal bir mimar gerekse adı kanlı olaylarla anılan bir diktatör olan Fujimori, işlediği suçlar sebebiyle yargılanır. Ardında pek de parlak bir anı bırakmaz. Fakat mirasını devralan aşırı-sağcı kızı Keiko Fujimori, bugün Peru devlet başkanı seçilmek üzere. Dağlık coğrafyası nedeniyle oy sayımı uzun sürüyor. Yurt dışı oyların gelmesiyle birlikte Fujimori yarışta öne geçti.

Göçmen karşıtı ve ABD yanlısı bir ajandayı takip eden Fujimori’nin siyasi çizgisi ‘Fujimorismo’ gibi isimlerle babasıyla özdeşleştiriliyor. Peki ABD ekseninde sert bir antikomünizmle tanınan Alberto Fujimori kimdi? Kısaca hatırlayalım…

Kendi kendine darbe ve Fujişok

Japonya asıllı bir aileden gelen Fujimori, 1990’da başkanlık seçimlerini kazanarak ‘sürpriz’ bir şekilde siyaset sahnesine çıkar. Ekonomik krizin hüküm sürdüğü yoksul bir ülke olan Peru’da attığı adımlar onu kısa süre içerisinde uluslararası sermayenin sadık bir hizmetkarına dönüştürür.

Peru’da neoliberal düzenin yerleştirilmesi, cunta denetiminde otoriter bir baskı mekanizmasının kurulması ve hatta ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan yerlilerin ve yoksulların kısırlaştırılması gibi faşist uygulamaları kapsayan yeşil plan adı verilen stratejinin yürütücülüğünü üstlenir. Ordu aracılığıyla gündeme getirilen bu ‘neoliberal tahakküm’ planı, 1980’lerden itibaren ABD desteğiyle dünyanın pek çok noktasında benzer şekillerde uygulanır (en iyi Türkiye’den biliyoruz).

ABD ve IMF yönlendirmesiyle Fujimori bu doğrultuda iktidara geldikten hemen sonra sosyal reformları durdurur, geniş bir özelleştirme hamlesi başlatır. Seçildikten kısa süre sonra, 1992’de tüm gücü elinde toplayacak bir dizi adım atar. Fujimori’nin anayasayı askıya aldığı, kongreyi feshettiği ve yargıyı tasfiye ettiği bu olay ‘autogolpe’ yani ‘kendi kendine darbe’ şeklinde tarihe geçer.

Sendikal hakların tahrip edildiği, fiyatların serbest bırakılmasıyla özellikle temel gıda maddelerine zamların yapıldığı, özelleştirmelerin küçük bir kesime peşkeş çekildiği bu dönem uygulanan ekonomik politikalara ‘Fujişok’ adı verilir. Peru’nun korkunç sınıfsal eşitsizliği Fujimori döneminde demir yumrukla derinleşir. Fujşok’un yıkıcı etkilerini bugün de görmek mümkün: Peru’da sınıfsal uçurum, kıta ortalamasının epey üzerinde seyrediyor.

Kanlı miras

ABD’nin desteğiyle uygulanan bu siyasetin önemli bir bölümü şiddetli bir antikomünizmden beslenir. Peru’da silahlı mücadele veren ve 1980’lerden itibaren yoksul ve yerli nüfusun belirli kesimlerinden destek alan iki önemli örgüt vardır. İlki 1960’larda kurulan ve özellikle And Dağlarının kırsal bölgelerinde etkin olan Maocu kökenli Aydınlık Yol (Sendero Luminoso). Sansasyonel eylemleriyle adından söz ettiren bu örgüt, ‘halk savaşı’ doktrinini benimser ve çok ciddi bir alana yayılmayı başarır. Diğeri ise daha küçük olmakla birlikte eylem gücüyle dikkat çeken şehir gerillası Túpac Amaru Devrimci Hareketidir (MRTA). Her ikisi de Fujimori yönetiminde çok ağır saldırılarla karşılaşır.

MRTA’nın en dikkat çekici eylemi 17 Aralık 1996’da Lima’daki Japonya Büyükelçiliğine düzenlediği baskınıdır. 400’den fazla rehinenin alındığı bu operasyon, 126 gün sürer. Fujimori, müzakere sürecini uzatarak zaman kazanır ve 22 Nisan 1997’de özel kuvvetlerine baskın emri verir. Operasyon sonucunda 14 MRTA gerillası öldürülür. Ancak olayın karanlık yüzü 2001’de ortaya çıkar. Mezarların açılmasıyla birlikte, sekiz militanın teslim olduktan sonra infaz edildiği belgelenir.

Fakat çatışmanın sınırı devlet için örgütleri aşar. ‘Terörle mücadele’ adı altında ordu ve paramiliter güçler 1980-2000 yılları arasında korkunç katliamlara imza atar. Başta yerliler ve köylüler olmak üzere binlerce Perulu hayatını kaybeder. Çatışmalar nedeniyle 600 bin Perulu büyük şehirlerin gecekondu mahallelerine göç eder.

Barrios Altos’da 1991 yılında düzenlenen katliam en sembolik örneklerden biridir. Bir apartman dairesinde düzenlenen yemeği basan paramiliterler, içerideki çocuklar da dahil olmak üzere 15 kişiyi öldürür.

Gözaltılarda ‘kayıplar’ Şili, Arjantin ve Türkiye’de olduğu gibi Peru’da da Fujimori döneminde isminden söz ettirir. Fujimori’nin kurduğu sofistike istihbarat birimleri, Guzmán gibileri yakaladığı için iktidarın övünç kaynağı olur. Ama bu mekanizma aynı zamanda gözetim, infaz ve işkence ağını yönetir. Barrios Altos’daki katliamın ardından bir yıl sonra La Cantuta’da 9 öğrenci ve 1 öğretim görevlisi evlerinden kaçırılır. Gördükleri işkencelerden sonra toplu mezara gömülür. Peru’da ‘kaybedilenlere’ ait pek çok toplu mezar bulunuyor.

Sonu ne oldu?

Fujimori, 2000 yılında yolsuzluk skandalları patlak verince Japonya’ya kaçar ve istifasını Lima’ya faks çekerek gönderir. Daha sonra 2005’te Şili’de yakalanır, 2009’da Peru’da insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk suçlarından 25 yıl hapis cezasına çarptırılır. Barrios Altos ve La Cantuta katliamlarından sorumlu bulunur. 2017’de sağlık gerekçesiyle affedilse de, bu af Peru’da büyük protestolara neden olur. 2023’te anayasa mahkemesi kararıyla yeniden serbest kalan Fujimori, eylül 2024’te ölür.

Ne tutukluluğu ne de ölümü Fujimorismo’nun sonu olur. Çünkü kızı Keiko’nun dalgalandırdığı bayrak sadece seçimlerde kendisini gösteren bir isimden ibaret değildir. Fujimori’nin partisi ülke içerisindeki gücünü her zaman korur. Bu nedenle Peru son derece ilginç bir şekilde devamlı hükümetlerin düştüğü, başkan seçilemeyen bir ülkeye dönüşür.

Bugün ülkenin geleceği belirsizliğini koruyor: 17 Haziran itibarıyla oy farkı sadece 36 bin, açılmayan sandıksa yüzde 1 civarında. Henüz seçimler sonuçlanmasa da olası bir Fujimori galibiyetinin hangi mirasa yaslandığını tarih bize gösteriyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kavel Alpaslan yazdı: ABD’liler emekli olmak için Vietnam’a gidiyor: Gerekçe ucuz sağlık

Vietnam, ABD’liler için uzun yıllar ‘savaş hezimetiyle’ anıldı. Şimdiyse...

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü...

Kavel Alpaslan yazdı: Komünizm bitti de antikomünizm bitmedi mi?

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ‘aşırı-solu’ güncel...

Kavel Alpaslan yazdı: ‘Aşçı, köfteleri tazele! Ülkemizi NATO’ya kötü göstereceksin!’

Normal şartlarda Ankara, bürokrasi trafiğine alışkın bir kent. Hatta...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
974AboneAbone Ol

Son eklenenler

Halil Paşa yazdı: Matematik değil, siyasal irade

Önümüzdeki seçim sonunda hükümet olması en muhtemel olan iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Mekke İttifakı ve Ortadoğu’da yeni emperyalist hesaplar

Arap ülkeleriyle yakınlaşıp ortak tavra sokuldu. Tabii önemli siyasal...

Yonca Özdemir yazdı: Dünyada Z Kuşağı Protestoları, Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim Talebi

Dünyada Z Kuşağı Protestoları: Gençlerin Büyüyen Hoşnutsuzluğu ve Değişim...

Özkan Yıkıcı yazdı: Libya’dan gelen haber üzerine

Libya'da aslında Kaddafi sonrası kaosla yaşam şekli sürmektedir. İki...

Evren Balta yazdı: Avrupa’nın bekleme odası

Uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Ama günlerdir okuduğum gazetelerin ve...

Ecehan Balta yazdı: Doğanın da hakları var

İnsanın doğaya egemenliği, modern toplumun kurucu anlatılarından biridir. Doğayı...

Hediye Levent yazdı: Süreç içinde süreç

Amerika-İran savaşında uzlaşmaya varılabilmesi için girişimler bir kez daha...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tunus’u hatırlar mısınız?

Dünya siyasetinin önemli davranışlarından biridir: aynı olaylar olsa da...

Canlı yayın