iktibasKavel AlpaslanKavel Alpaslan yazdı: Mostar'ın sınıfsal fay hatları

Kavel Alpaslan yazdı: Mostar’ın sınıfsal fay hatları

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

Bosna dendiğinde aklımıza başkent Saraybosna’dan önce Mostar’ın meşhur köprüsü geliyor. Malum, köprü tarihsel önemi kadar, özellikle Yugoslavya savaşında Hırvat güçlerinin bombardımanıyla yıkılışı nedeniyle ‘ünlü’.

Bu olay Yugoslavya’nın 1990’larda yaşadığı kanlı etnik çatışmanın sembolü olarak tarihe geçti. Fakat sınıfsal çelişkinin mirası futbolda vücut buldu. İşçilerin ‘kızıl yıldız’ armalı takımı Velež Mostar ile milliyetçilerin takımı Zrinjski Mostar arasında bugün hâlâ devam eden rekabet bölgenin gerçek toplumsal fay hatlarına işaret ediyor. Birinin kökü bir teneke işçisine giderken öteki Hırvat asilzadelere dayanıyor.

Bulunamayan kızıl kumaş
Balkanlarda sosyalist ülkelerde kurulan işçi takımlarına aşinayız. Fakat Velez Mostar’ın hikayesi, diğerlerinin aksine İkinci Paylaşım Savaşı’ndan epey önceye uzanıyor. Her şey bir devrimci işçi önderinin çabasıyla başlıyor.

Mostarlı Teneke İşçisi Gojko Vuković’in hayatı, 20. yüzyılın ilk yarısını özetler nitelikte. 1887 doğumlu Vuković, kentte sendikacılıkla tanınır. Cihan harbiyle birlikte Avusturya-Macaristan ordusuna çağırılır. Savaştan sağ çıkar ancak emperyalist kasaplığın gerçek yüzüne tanıklık ederek memleketine bir işçi önderi olarak döner. Yeni kurulan Yugoslavya Komünist Partisi (KPJ) içerisinde yer alır.

Bu sırada Vuković kentte işçi mücadelesinin sesini güçlendirmek için bir futbol kulübü kurma girişiminde bulunur. İsmini Mostar yakınlarındaki bir dağdan alan Velež, ‘İşçi Spor Kulübü’ ön ekiyle (RŠD) 1922’de kuruluşunu ilan eder. Kızıl Yıldızlı logosu ve aynı renkle temsil edilen kulüp kurulmuştur ancak takımın ‘kırmızı kumaş’ alacak parası olmadığı için ilk maçlar siyah-beyaz formalarla oynanır. Nihayet bir üye Zagreb’e gidip kırmızı kumaş alınca eksik parça tamamlanır.

Fakat Velež, şehrin tek takımı değildir: 1905 yılında kurulan Zrinjski Mostar ile karşılaşarak Bosna’nın en eski derbisi ortaya çıkar. Mostar’daki Hırvatlarca kurulan Zrinjski, milliyetçiliği ön plana koyar. Hatta kulübün ismi Orta Çağ’ın soylu Hırvat ailelerinden, Zrinskilerden gelir.

Aralarında oynanan maçlar ‘basit, lümpen bir derbi’den ziyade sınıfsal-etnik milliyetçi çatışmasının futbol aracılığıyla dışa vurumu olarak şekillenir. Erken dönem derbiler bu gerilimi açıklıyor: Mesela Zrinjski takımı, Velež’li futbolcuların formalarındaki kızıl yıldızı ‘Sosyalizmi temsil ettiği’ gerekçesiyle çıkartmalarını talep eder. Bu maç aynı zamanda yeni kırmızı formalarla oynanacak ilk maçtır. Velež’liler reddeder ve maç iptal edilir.

Derbi savaşta iki cepheye dağılınca
Bu sırada Velež, açık siyasi kimliği nedeniyle sadece rakiplerinin değil Yugoslavya Krallığının da tepkisini çeker. Diğer pek çok komünist kadro gibi Vuković de bu sürede tutuklanır, çıktığında devrimci çalışmalarına ve işçi önderliğine kaldığı yerden devam eder. Fakat 1934’te Mostar’da, teneke işleri yaptığı bir evin çatısından düşerek hayatını kaybeder. ‘Eseri’ de Velež de çetin bir mücadelenin içerisindedir. Aidat veren tam 3 bin 500 üye hakkında kayıt tutulur. Oyuncular, yöneticiler ve taraftarlar sistematik bir şekilde baskılarla mücadele etmek durumunda kalırlar.

Bu politika 1940’ta kulübün faaliyetlerini yasaklayan kararla birlikte doruk noktasına ulaşır: Podgorica’dan gelen bir takımla yapılan dostluk maçı, rejim karşıtı gösterilere dönüşür. Her iki takımın taraftarları stattan sokağa çıkar. Polis eylemcilere ateş açar, iki kişi yaşamını yitirir. Ve iki gün sonra Velež’in kapısına kilit vurulur.

Yine de Mostar’daki derbi gerilimi tam olarak yok olmuş sayılmaz. Zira aralarındaki uzlaşmaz çelişki kapıdaki savaşla birlikte farklı kulvarlarda bir anlamda devam eder.

Teneke işçisinin kulübü, milliyetçi soyluların kulübüne karşı… Bu sembolizm İkinci Paylaşım Savaşı’nda birlikte bir kez daha ete kemiğe bürünür. Yugoslavya’nın Alman işgaliyle birlikte Zrinjski, Hırvatların Nazi iş birlikçisi kanadı Ustaşa yönetimine katılır, maçlarını iş birlikçi faşistlerin liginde oynamaya başlar. Velež de tarihin kendisine yüklediği sorumlulukla hareket ederek partizan saflarında yerini alır.

Velež kulübünün resmi sitesinde kayıplar şöyle açıklanıyor: “Neredeyse tüm üyeleri ve taraftarları ilk günden itibaren faşizme, işgalcilere ve onların yerli destekçilerine karşı mücadeleye katıldı ve 77’si savaşın sonunu göremeden vatanlarının özgürlüğü için canlarını feda etti. Bunların arasında dokuz futbolcu milli kahraman ilan edildi; sekizi hayatını kaybetti, sadece biri hayatta kaldı – Mehmed Trbonja”.

Vuković’in partizana katılan dört çocuğu ve eşi Zlatka da aynı hikayeyi paylaşır. Mostar işçi sınıfının bu öncü ailesi, faşizme karşı mücadelede en ağır bedeli öder. Vuković’in ölümünden sonra ailesi onun devrimci mirasını sahiplenir. 1941’de Ustaşa polisinin evlerine düzenlediği baskında toplantıdaki yoldaşlarını korumak için Zlatka, gelenlerin üzerine el bombası atar. Bu fedakarlık toplantıdaki diğer katılımcıların kaçmasını sağlasa da Zlatka olay yerinde hayatını kaybeder. Aynı gün oğlu Slobodan kurşuna dizilir. Diğer üç çocukları Mladen, Radojka ve Rade ise savaşın farklı cephelerinde can verir. Altı kişilik bir aileden hiç kimse özgürlüğü göremez.

Devrimci irade ve ihanetin arasında geçen zorlu yılların ardından 1945’de Yugoslavya yeni bir yüzüyle tarih sahnesine çıkar: Partizanların zaferiyle o güne kadar Velež’in formalarında binbir güçlükle ayakta duran kızıl yıldız artık ülkenin tepesinde dalgalanmaktadır. Hesap verme sırası faşistlerde ve onların iş birlikçilerindedir.

Zrinjski, Ustaşa rejimiyle bağlantıları gerekçesiyle yeni kurulan sosyalist Yugoslavya tarafından yasaklanır ve kulüp 1945’te resmen kapatılır. Velež ise sahalara geri döner. Yugoslav Birinci Ligi’nin mücadeleci takımlarından birine dönüşür.

Yine savaş, yine futbol
Yugoslavya’nın çöküşü ve ardından başlayan savaş her şey gibi futbolu da altüst eder. Etnik çatışmaların tırmanmasıyla birlikte Bosna kanlı bir savaşla sarsılır. Mostar, Hırvat güçlerince kuşatılınca kent fiilen ikiye bölünür. Daha sonra Bosna’nın ayrı bir devlet olarak kurulması kentteki etnik gerilimin futbol ayağında hissedilmesini engellemez. Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte yasaklar da son bulur, böylece Zrinjski geri döner.

Zrinjski’nin yeniden yapılanmasındaki en sembolik ve çatışmalı adım, stadyum meselesinde yaşanır. Bijeli Brijeg Stadyumu, uzun yıllar Velež’in evi olmuş ancak savaş sırasında Hırvat güçlerinin kontrolüne geçmiştir. 1993 yılında Velež bu stattan resmen tahliye edilir ve stadyum Zrinjski’ye verilir. Velež ise yeni bir stadyuma taşınmak zorunda kalır. Stadyumun el değiştirmesi, tıpkı yıkılan köprü gibi Mostar’ın Hırvatlar ile Müslümanlar arasında fiilen bölünmesinin en somut göstergelerinden biri olur.

Bu bölünme, sınıf siyaseti kadar Velež’i de derinden yaralar. Kendini sadece Hırvat takımı olarak gören Zrinjski’nin askine Velež, tarihsel olarak harcını sınıfsal arka planından alır bu sebeple Müslümanların, Hırvatların, Sırpların desteklediği bir takımdır. Fakat 1990’lar Velež için de kolay geçmez. ‘Değişim’ dalgasıyla kulübün logosunun değiştirilmesi dahi önerilir, ancak Kızıl Ordu isimli taraftar grubunun ısrarıyla kızıl yıldız korunur.

Yıllar geçti… Kulüp 2015’te Velež, Bosna Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Nermin Nikšić tarafından satın alındı. Kızıl Yıldızlı bu takımın eski günleri çoktan geride kaldı. Devir ‘serbest piyasanın’ devridir. Ancak çelişkiler hâlâ aynı: Yoksulluk ve bölünmüşlük Mostar’ın yakasını bırakmayınca futbol yine eski hikayeyi anlatıyor. Zrinjski taraftarları Ustaşa marşlarıyla derbilere giderken Velež tribünlerinden gelen ‘Faşizme ölüm’ sloganları sembolik de olsa çatışma hattının özüne işaret ediyor.

Devrimci bir teneke işçisinin ektiği tohum, başkalaşıyor, budanıyor, aşılanıyor ve nihayet dallarından tanınmaz hale geliyor. Fakat gövdesi bize aynı hikayeyi anlatıyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Kavel Alpaslan yazdı: Komünizm bitti de antikomünizm bitmedi mi?

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ‘aşırı-solu’ güncel...

Kavel Alpaslan yazdı: ‘Aşçı, köfteleri tazele! Ülkemizi NATO’ya kötü göstereceksin!’

Normal şartlarda Ankara, bürokrasi trafiğine alışkın bir kent. Hatta...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir mafya örgütüdür?

Mafya denince gözümüzde canlanan resim sadece ‘yeraltına’ aitmiş gibi...

Kavel Alpaslan yazdı: NATO neden bir savunma örgütü değildir

Kuruluşundan bugüne, her birimiyle ABD kontrolünde işleyen Kuzey Atlantik...

Kavel Alpaslan yazdı: Peru’da Fujimori’nin mirası: Neoliberal yağma ve kanlı bir antikomünizm

Latin Amerika ülkesi Peru, 1992 yılında Orta Çağ’ı andıran...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,918TakipçilerTakip Et
911AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özge Güneş yazdı: ABD’de muhalefetin sınırları yeniden çiziliyor

Gün geçmiyor ki Trump yönetiminin “komünizmle mücadele” politikası yeni...

Enver Şat yazdı: Türkiye’de ama Türkiye’nin değil

Her ülkenin enerji politikası kendi kaynaklarına, coğrafyasına ve teknolojik...

Fikret Başkaya yazdı: Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

“Ol mahiler ki, derya içredirler deryayı bilmezler” Hayalî İnsanlar kapitalist bir...

Volkan Yaraşır yazdı: Faşizmin normalleşmesi: Geç faşizm ve geç emperyalizm ilişkisi

Liberal devlet teorisine göre faşizm, kötülüklerin simgesidir ve tarihi...

Arif Mostarlı yazdı: Gruinard ve savaş günahları

İlk paket, 9 Ekim 1981 sabahı İngiltere’nin kimyasal ve...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nefes alır gibi ile beklenti umma arasında sıkışırken

Sıcak havada hele de savaş koşulları ve ekonomik yakış...

Kerim M. Munir yazdı: Adapte Edilebilir Federalizm: Kıbrıs İçin Yeni Bir Anayasal Tasarım

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs ziyaretine hazırlanırken, belki de...

Canlı yayın