yazılariktibasEnver Şat yazdı: Türkiye'de ama Türkiye'nin değil

Enver Şat yazdı: Türkiye’de ama Türkiye’nin değil

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Her ülkenin enerji politikası kendi kaynaklarına, coğrafyasına ve teknolojik olanaklarına göre şekillenir. Türkiye enerji seçenekleri sınırlı bir ülke değildir.

Türkiye güneş, rüzgar, su, jeotermal ve biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklar açısından iyi durumdadır. Güneş panelleri ile rüzgar türbinlerinin maliyeti düşerken verimleri artıyor, depolama teknolojileri gelişiyor. İstediğimiz ölçüde planlı, kamucu ve çevreye duyarlı olmasa da GES ve RES kurulu gücü her yıl artıyor.

Bu nedenle nükleer enerji Türkiye için zorunluluk değil, siyasi bir tercihtir. Ben bu tercihe karşıyım. Önemli nükleer mühendislerden Prof. Dr. Tolga Yarman mevcut teknolojinin risklerine ve Akkuyu projesine karşı çıkıyor. Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar’ın da aralarında bulunduğu birçok bilim insanı, enerji uzmanı ve çevre örgütü nükleer karşıtı mücadeleyi sürdürüyor. Bu karşı çıkış romantik değil; bilimsel, ekonomik ve güvenlik gerekçelerine dayanıyor.

Akkuyu’nun hikayesi yeni değil. TEK’in Nükleer Enerji Dairesi 1972’de çalışmaya başladı, yer lisansı 1976’da verildi. 1990’larda açılan ihale, yoğun itirazların yaşandığı sürecin sonunda Ecevit Hükümetince 2000’de iptal edildi. AKP ise Rusya ile 2010’da anlaşma imzalayarak santralin yapımını başlattı.

Ortaya çıkan tabloya bakalım: Santral Türkiye’de kuruluyor ama Türkiye’nin değil. Proje şirketi Rosatom’a bağlı Rus şirketlerinin mülkiyetinde. Yakıtı, teknolojisi ve işletmesi Rusya’ya bağlı. Türkiye’nin şirkette hissesi, yönetimde temsilcisi ve söz hakkı yok. Bu yalnızca ekonomik bağımlılık değil, enerji egemenliği sorunudur.

Üstelik Türkiye, ilk iki ünitede üretilecek elektriğin yüzde 70’ini, diğer iki ünitedekinin yüzde 30’unu on beş yıl boyunca kilovatsaat başına ortalama 12.35 ABD sentinden almayı garanti etti. Enerji Bakanlığının 2025 yenilenebilir enerji kaynakları alanı (YEKA) yarışmalarında güneş için 3.25, rüzgar için 3.50 avro-sent fiyat açıklandı. Koşullar aynı değil. Ancak aradaki büyük farkın ve Rusya’ya sağlanan ayrıcalığın açıklanması gerekir.

Maliyet bununla da sınırlı değil. Nükleer santralleri “beşikten mezara”; kurulumundan sökümüne, yakıt döngüsünden radyoaktif atıkların saklanmasına kadar değerlendirmek gerekir. Bütün süreçler hesaba katıldığında yeni nükleer yatırımlar en pahalı elektrik seçenekleri arasında yer alıyor. Kaza, güvenlik ve çevre maliyetleri de cabası. Savaşların ve gerilimlerin arttığı dünyada nükleer santraller askeri hedef ve sabotaj riski taşıyor. Büyük bir kazanın bedelini şirket değil; halk, toprak, deniz, bütün canlılar ve gelecek kuşaklar öder.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Rosatom’un önüne yeni vergi ayrıcalıkları kırmızı halı gibi seriliyor. Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, daha önce sağlanan vergi indirimleri ve teşvikleri 9 milyar 819 milyon dolar olarak hesaplıyor. Meclise getirilen damga vergisi ve KDV istisnalarıyla finansman kolaylıklarının yaklaşık 5 milyar dolarlık yeni avantaj yaratacağını belirtiyor. Hükümet ise bunların kamuya toplam maliyetini gösteren kapsamlı bir etki analizi sunmuş değil.

Peki, bu neyin savurganlığıdır? Bu ülkede çiftçi ürettikçe yoksullaşıyor. En düşük emekli aylığı açlık sınırının üçte ikisine bile ulaşmıyor. Asgari ücret açlık sınırının altında, memur maaşları yoksulluk sınırının çok uzağında kalıyor. İşçiye, çiftçiye ve emekliye gelince “Kaynak yok” deniliyor; Rusya’nın devlet şirketine gelince milyarlarca dolarlık alım garantisi, teşvik ve vergi ayrıcalığı bulunuyor. Demek ki sorun kaynağın yokluğu değil, kimin için kullanıldığıdır.

Bu cömertliğin yalnızca enerji hesabıyla açıklanıp açıklanamayacağı ve Türkiye-Rusya ilişkilerindeki daha geniş siyasi pazarlıkların parçası olup olmadığı yanıt bekliyor.

Akkuyu’da mülkiyet Rusya’nın, gelecekteki gelir Rusya’nın; risk, alım garantisi ve vergi yükü Türkiye halkınındır. Bunun adı enerji bağımsızlığı değildir. Gerçek bağımsızlık, ülkenin yenilenebilir kaynaklarını kamucu bir anlayışla halkın yararına kullanabilmektir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Ertan Erol yazdı: İspanya seçimleri ve Milei’nin ziyareti

İspanya 29 Kasım’da erken genel seçimlere giderken ve ülkedeki...

Kansu Yıldırım yazdı: Küresel borç ve jeopolitik şoklar

Emperyalist devletler ile bölgesel güçler arasındaki jeopolitik gerilimler, jeoekonomik...

Özge Güneş yazdı: Kapıdaki tehlike El Niño

İstanbul’da geçen hafta evleri, işyerlerini ve yolları su altında...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,170AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Özge Güneş yazdı: Brezilya’da yeniden mücadele kazandı

Üç hafta önce bu sayfalarda “Brezilya’da oyun bitmedi” demiştik....

Enver Şat yazdı: COP31’de asıl soru: Dönüşümün bedelini kim ödeyecek?

Dünya fosil yakıtlardan uzaklaşmaya çalışıyor. “Yeşil enerjiye adil geçiş”...

Volkan Yaraşır yazdı: Guy Debord: Yağma mı metanın değer yitimi mi?

2008 sonrası yeni bir isyan dalgasıyla karşı karşıyayız. Önce...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Bir demokrasi şöleninde “gombina” olur mu, olmaz mı?

Ulusal Birlik Partisi, cumartesi günü “aday sıralama” kurultayı düzenledi. Dokuz...

Yonca Özdemir yazdı: Azerbaycan-Türkiye Gerginliği: Kardeşlik başka, vesayet başka?!

Türkiye ile Azerbaycan arasında son zamanlarda esen soğuk rüzgârlar,...

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Canlı yayın