iktibasGözde BedeloğluGözde Bedeloğlu yazdı: Nükleer tehdit ve Akdeniz'in geleceği

Gözde Bedeloğlu yazdı: Nükleer tehdit ve Akdeniz’in geleceği

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Kuzey Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşım savaşlarının ve ekolojik yıkımın ortasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. CTP Kadın Örgütü tarafından Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) salonunda düzenlenen “Enerji Jeopolitiği ve Ekolojik Talan: Türkiye’den Doğu Akdeniz’e Ekopoilitik ve Hak Mücadeleleri” başlıklı konferansta, bölgede yaşanan ekolojik tahribat, madencilikten nükleer projelere uzanan geniş bir çerçevede ele alındı. CTP Kadın Örgütü Başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya’nın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, ada kıyılarına yalnızca 90 kilometre uzaklıkta bulunan Akkuyu Nükleer Santralı’nın ve bölgedeki madencilik faaliyetlerinin yaratacağı sınır aşan ekolojik yıkım kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Türkiye’den Yeşil Sol Parti ve DEM Parti temsilcileri ile uzmanların katıldığı etkinlik, doğa talanının bir çevre meselesi değil, doğrudan bir sistem ve güvenlik sorunu olduğunu ortaya koydu.

“BUZULLARIN ERİMESİ ŞİRKETLERİN SUÇUDUR”

Konferansın açılışında konuşan Doğuş Derya, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gerilimlerin ve enerji savaşlarının faturasını doğrudan halkların ödediğine dikkat çekti. Ekoloji mücadelesinin ana akım siyaset tarafından “tali” bir konuymuş gibi gösterilmesini eleştiren Derya, iklim krizinin kapitalist sistem tarafından bireysel bir suçluluk duygusuna indirgendiğini vurguladı:

“Bugün buzulların erimesi bireysel hata değil, şirketlerle ilgilidir. Kapitalizm ve sosyal medya dünyası bu krizi kişiselleştirerek perdelemeye çalışıyor. Gerçek bir küresel mücadele, ancak bu sistemi deşifre ederek mümkündür.”

FOSİL YAKIT KUŞATMASI VE ENERJİ DEMOKRASİSİ

Panelin ilk sunumunu yapan Araştırmacı-Yazar Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Dr. Ecehan Balta, Doğu Akdeniz’deki kaynak savaşlarının perde arkasını aktardı. Bölgedeki rekabetin sadece petrol ve doğalgazdan ibaret olmadığını; askeri varlık ve savaş, şirketlerin ve devletlerin pazarlık masalarıyla örülü bir denklem olduğunu belirten Balta, Kıbrıs’ın da bu denklemin tam merkezinde yer aldığını ifade etti. EastMed ve Türkiye’nin gündemindeki boru hattı projelerinin deniz ekosistemine geri dönülmez zararlar vereceğini hatırlatan Balta, bölgedeki gerilimlerin tek çıkış yolunun “enerji demokrasisi” yaklaşımı olduğunu savundu.

TALAN MADENCİLİĞİ VE DOĞA GASPI

Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Didem Göçer ise madencilik yasaları eliyle yürütülen “ekstraktivizm” modeline odaklandı. Doğanın ve emeğin gasp edilerek sermayeye aktarıldığı bu sömürü modelinin yaşam alanlarını insansızlaştırdığını belirten Göçer, yeni maden yasalarının çevresel denetimleri tamamen işlevsiz kıldığını söyledi. Göçer, doğanın sadece bir ham madde deposu olarak görülmesine karşı işçilerin, köylülerin ve kentlilerin yerelliği aşan, uluslararası bir dayanışma zemini kurması gerektiğinin altını çizdi.

AKKUYU’NUN SINIR AŞAN TEHDİDİ

Konferansın en somut ve ürkütücü verilerinden biri, Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Aykut Alyanak’ın Akkuyu Nükleer Güç Santralı’na dair yaptığı sunumla ortaya kondu. Akkuyu’nun Kıbrıs’a sadece 90 kilometre mesafede olduğunu hatırlatan Alyanak, santralın Akdeniz ekosistemine vereceği zararı şu çarpıcı rakamlarla açıkladı:

“Santral, soğutma amacıyla saatte yaklaşık 1 milyon metreküp deniz suyunu çekecek ve bu suyu 40 derece sıcaklıkla yeniden Akdeniz’e bırakacak. Deniz çayırları 30 derecenin üzerinde yaşayamaz. Akdeniz’in ormanları sayılan deniz çayırlarının yok olması, balıkçılığı ve kıyı ekosistemini bitirir. Bu yıkımdan Kıbrıs doğrudan etkilenecektir.”

“BİZİ TOROSLAR KORUYOR, KIBRIS’I KORUYAN HİÇBİR ŞEY YOK”

Konferans öncesinde adaya gelerek temaslarda bulunan Yeşil Sol Parti MYK üyesi Aykut Alyanak ve Ankara İl Eşsözcüsü Aydın Şimşek, Bugün Kıbrıs gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ayşemden Akın’a verdikleri röportajda meselenin siyasi ve coğrafi vahametini çıplak bir şekilde ortaya koymuştu.

Akkuyu’nun Girne kıyılarına olan yakınlığına dikkat çeken Aykut Alyanak, adanın açık bir tehdit altında olduğunu şu sözlerle vurgulamıştı:

“Kıbrıs, Akkuyu’dan Ankara’dan daha doğrudan etkilenir. Olası bir kazada bizi Toroslar koruyor; ama Kıbrıs’ı koruyan hiçbir doğal engel yok. Kıbrıs’ın kuzeyindeki resmi sessizlik teknik bir bilgisizlikten değil, tamamen siyasi bir irade yoksulluğundan kaynaklanıyor. Açık havada Toroslar’dan Beşparmak Dağları görünebiliyorken bu yakınlığı ve tehlikeyi görmemek imkânsızdır. En kötü senaryoda rüzgâr güneye estiğinde Kıbrıs doğrudan serpinti hattında kalacak ve kaçacak hiçbir yeriniz olmayacak.”

Aydın Şimşek ise projenin “yerli ve milli” olduğu yönündeki resmi propagandayı eleştirerek, Türkiye’nin enerji altyapısının “yap-sahip ol-işlet” modeliyle 60-80 yıllığına Rusya’ya teslim edildiğini belirtti. Sürecin şeffaf yürütülmediğini ve Kıbrıs halkının karar mekanizmalarından dışlandığını ifade eden Şimşek, projenin özünde gelişmiş ülkelerde ömrü tükenmiş nükleer teknolojilerin bağımlılık ilişkileri üzerinden pazarlanması olduğunu ve meselenin teknik olmaktan ziyade anti-demokratik ve politik bir dayatma olduğunu vurguladı.

AKDENİZ’İN İKİ YAKASINDAN ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI

Ekolojik krizlerin teknolojik filtrelerle ya da yüzeysel yasal düzenlemelerle çözülemeyeceğini belirten Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Ahmet Asena, ekolojinin sol siyasetin asli merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı. Kıbrıs’taki enerji meselesinin bir planlama sorunu olduğunu ifade eden Asena, şirket kârı yerine toplumun ihtiyaçlarını gözeten yeni bir ekonomik modele ihtiyaç olduğunu söyledi.

Son olarak söz alan DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’nin iktidar tarafından bir prestij ve şirketlere yeni alan açma projesi olarak kullanılacağını belirtti. Akın, bu ranta karşı Kıbrıs’ın her iki yakasından, Türkiye’den ve bölge ülkelerinden temsilcilerin katılımıyla alternatif bir “Halkların İklim Zirvesi” örgütleyeceklerini duyurarak, gerçek iklim politikasının ancak tabandan gelen ortak bir halk baskısıyla inşa edilebileceğini vurguladı.

📌 Nükleer Karşıtı Platform İstanbul’da Buluşuyor: “Yaşamı Savunuyoruz”

Yarım asırdır nükleer enerji ve silahlara karşı mücadele yürüten Nükleer Karşıtı Platform (NKP) bu yıl olağan kongresini “Yaşamı Savunuyoruz” temasıyla İstanbul’da gerçekleştirecek.

NKP tarafından yapılan açıklamada, Çernobil felaketinin 40. yılında Akkuyu’nun devreye alınma çabaları ile Sinop ve İğneada projelerinin iklim kriziyle mücadele kılıfı altında meşrulaştırılmak istendiğine dikkat çekildi. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek olan BM İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde nükleer enerjinin “iklim dostu” bir çözüm gibi pazarlanacağını vurgulayan platform, şu uyarıları paylaştı:

• Geleceğimiz İpotek Altında: Yüksek fiyattan uzun vadeli elektrik alım garantileriyle çocukların geleceği ipotek altına alınıyor. Nükleer yatırımlar enerjide bağımsızlık değil, daha fazla dışa bağımlılık getiriyor.

• Kalıcı Atık Çöplüğü: Dünyada hâlâ kalıcı bir çözümü bulunmayan nükleer atıklar nedeniyle Türkiye bir radyoaktif atık çöplüğüne dönüştürülme riskiyle karşı karşıya. Su, toprak ve hava kirlenirken kanser vakaları tırmanacak.

• Savaş Tehdidi: Ortadoğu’da savaş ve kan dökülürken, bölgeye nükleer santraller kurmak barıştan hızla uzaklaşmak anlamına geliyor.

Kongre Bilgileri: NKP, tüm çevre örgütlerini, bileşenlerini ve yaşam savunucularını nükleersiz bir dünya için ses çıkarmaya davet ediyor. Kongre, 27 Haziran Cumartesi günü saat 13.00-17.00 arasında TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde (Karaköy) gerçekleşecek.

Kaynaklar: 

www.ozgurgazetekibris.com

www.bugunkibris.com

www.mersinhaberci.com


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Gözde Bedeloğlu yazdı: Atı Üsküdar’dan geçirmeyen kadın

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık her iki Üsküdarlı’dan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kim bu eşit egemen?

Hayal edin. Bir gün, Alman Federal Meclisi toplanıyor ve...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta Turanlı’ya aktarılacak 19 milyon euroyu Türkiye halkı ödeyecek!

Kuzey Kıbrıs’ta Ercan Havalimanı’nın işletmesini elinde bulunduran T&T şirketinin...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Peki ya görüntü olmasaydı?

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir gencin elinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
917AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Canlı yayın