yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBuhranların kaynattığı Fransa - Özkan Yıkıcı

Buhranların kaynattığı Fransa – Özkan Yıkıcı

Sıralacağım gelişmeler, öyle uzun zaman diliminde gerçekleşmiyor. Yine, belirteceğim koşullar, sömürge ülkede değil en gelişmiş katagorisindeki yerde yaşanıyor. Elbet gelişen kapitalist ülkede olması da etkileri salt kendinde değil bağınlı olduğu ağın her tarafında görülmektedir. Salt devlet toplum değil hükümet ekseninde dahi krizler peşpeşe geliyor. Değişik siyasal kurumlar da rollerini kendi eksenleriyle alıyorlaar. Tepki ile sosyal muhalefet denkleminde de son dönemde başka yapıları da sokakta dahi oluşturma durumuna gelindi. Hem sınıfsal, hem sosyal muhalefet ve hem de devlet içi kurumlarda krizlerle boğuşan bir kapitalist ülke. Adı Fransa. Fransa deyince de hemen foncuların ağzı dolu dolu konuştukları AB gelmeden de olmaz. Fransa Ab içinde önemli lokomotiflerden biridir. Aksayınca da genel yapıda da sancıları oluşmadan olamaz.

Tekrar edelim; krizler öyle uzun zamana dayalı değil. Tek tip muhalif dalga da değildir. Hem devlet halk hem de devlet içi krizler birbirini beslemektedir. Örneğin, Fransa sokakları ısınıyor. Hükümete karşı olmaktan, Filistine desteğe varan çeşitli eylemler sertleşerek sürüyor. Bu tepkilerin ışığında, Her şeği engeleyeceğiz hareketi de oluştu. Oldukça yankı da getirdi. İsrailin soykırımına karşın da sık sık gösteriler yapılıyor. Devletin yeni ekonomik tetbirlere de ezilenlerin sesi yükselmektedir.

Ama madalyon tek yönlü değildir. Tüm bunlar olurken, devlet içi krizler direk hükümeti de sarstı. Parlamentonun güven oyu vermemesi veya oluşan tepkilerin sertleği kısa zamanda üç hükümeti gönderdi. Enson kurulan hükümet ayı dahi doldurmadan istifa ediyor. Ama bir Makron gerçeği de var. geleneksel Fransın tutumunu dahi ret edip kendi bildiğini çalıp okudu. Örneğin, son parlemento seçimlerinde en güçlü kesim  Halk cepesi oldu. Bu cepenin de en büyük partisi “Boyun eymeyenler partisi” idi. Fransız geleneklerine göre en büyük partiye başbakanlık verilir. Fakat Makron bunu yapmaı. Alay edercesine kendine yakın ama üçüncü sıradaki bloka başbakanlık verdi. Birisi güven oyu, ötekisi dayanamayarak ve en sonuncusu da ayı bitirmeden, oluşan halk dalgası karşısında istifasını verdi.

Makron hep bir korkuyu probagandalaştırarak cumhurbaşkanı oldu. “ben kazanmazsam, Ulusal cepe kazanacak” retoriği tutuyordu. Sol partiler dahi onu destekledi. Ama iş pratikteki uygulamaya gelince birinci sıradaki boyun eymeyenler partisine başbakanlığı vermedi. Karışık parlemento rakamlarına güvnip işi ağlatacağına inandı. Ama bir iki olurken yine de tekrarlaması da olayın öyle olmadığını da anlamamıza neden oldu. Çünkü sokak ret ediyordu. Makron uygulatmak istediği baştta ekonomik prokram kemer sıkmaya dayalı olduğu için birçok hareketi adeta ayağa kaldırtıp sokağa çekti. Yeni yeni hareketler oluştu. Orta sınıfa yakın, kırsal alandaki kesimler ve net protestolu sistemsel eylimler hepsi kendi örgütsel hareketlerini eylemlerle sokakta kuruluş ilanıyla yaptılar.

Makron yine de direndi. Ayni prokramla ve kendine yakın particiklerle devam dedi. Hükümet sağlıksız oldu. İki ayda beş hükümet “bay bay” dedi. Ama direniyor. Buna bir de Filistin sorunu eklenince, tepkiler de çeşitlendi. Sonradan göstermelik de olsa filistin devletini tanıyacağını söylese de uyguladığı politik gerçeklik sonucu halk protestolarla sokağa çıkmaya devam ediyor.

Böyle bir Fransa yaşıyoruz. Olaylar önemli. Solun nedenli seçenek olacağı güce de bağlıdır. Çünkü Fransada adına merkez siyaset denilen güçler çöktü. Sol eksenli ve çoğu muhalefet yapılı örgütler ve faşist yapılı Ulusal cepe iki kanat olarak güçleniyor. Makron iki defa seçimi alırken “aman Ulusal cepe kazanmasın” korkusu sonucunda soldan aldığı destekle saraya girdi. Ama sarayda da uyum olması gereken kurala uymayıp kendini saraya taşıyan önemli güçlerden Boyun eymeyenler partisini başbakanlığa taşımadı. Üstelik yine kemer sıkmanın nedenli tehlikeli olduğunu defalarca sokakta yaşayıp atadığı başbakanların kelesini almalarına rağmen, yine de ısrarlı olmaya devam etti.

Yukardaki gelişmeler, gelişmiş bir kapitalist ülkede oluyor. Öyle ki URO düşüşüne dek genel ekonomik etkisi oldu. AB politikalarında zaten sancılar varken, daha bir belirsizliği tetikledi. Süper güç olması ise ona bağımlı yeni sömürge ülkelerde de epey sarsıntıya adaydır. Buna ek olarak Trumpun dayatmasıyla da militarisleşme için bütçeği artırma payı da işin tuzu biberi oldu.

Yükrda özetlenenler şu mesajı da veriyor. Makronla birlikte zaten çöken merkezi siyaset adeta öteki ülkelerin aksine, seçenekler de vardır. Güçlü sokak desteği de potansiyel kulanıma hazır. Faşist Ulusal cepe saraya gitme olasılığında. Sol eğer birleşmeğe devam edip siyasal örgütlerle sınıf bağrında birleşirse, değiştiriecek çok koşul hazıra doğru geliyor. Bunlar gelecek Fransanın öngjörülerdeki ihtimaler. Bir de iş Fransa denilince de salt ülke değil AB yapısında veya birçok etkisindeki sömürge devletinde de sarsıntıları olacağı kesin.

Kısaca, Fransa kaynıyor. Bu kaynayış birçok ülkeden farkı, örgütlü siyasal yapıların olması, sokakların da memnun olmama birleşmesi vardır. Hem devlet içi hem de toplum ile yönetim arasında önemli sorunlar var. Makron da miyadını yasal olarak da dolduruyor. Birçok konuya gebe. İzleyip de gereken uyarıları, hareket halinde dersleri almak da başkalarına kaldı.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın