yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBir çocuğun ölümünden sonrası - Özkan Yıkıcı

Bir çocuğun ölümünden sonrası – Özkan Yıkıcı

İnsan brskın geneli kişisel yaşadıkları olaylar dahi zamann olur yeniden canlanma koşuluna da tekrardan gelir. Sanki duyduğu haverle, kendi yaşadığının hyüküyle ezilmeğe dek gelir. Başarı ise sevincine sevinç katarken, acın olan da acısına acı katarak yeniden yaşanma gerçeği oluşur. Birçok konuyu bilirsiniz. Hat da konumuz olan olay geneli hakında da prokram veya dosya da gerçekleştirme durumuna dek geldiniz. Artık sorunu gayet doğal şekilde anlatma normalliğine dek geldiniz. Fakat: benzer bir olayla yeniden karşılaştığınızda hem yaşanan konuyu hem de oluşan vbirikimin etkisiyle bir başka hale gelirsiniz.

Son hastahane hastahane gezerek, sonunda ölümüyle sonlanan dokuz yaşındaki çocuk haberi beni son anlatığım noktaya getirdi.. senelerdir biliyoruz. Konuyla alakalı prokram dahi yaptım. Bol bol yazılar yazdım. Seksenden beri de bu politikanın uygulanması sonucu felaketlerin güçleneceğini de anlatım. Nitekim senebaşındaki hastahane rezaletimde bazı kişilere “biz bu duruma gelmemek için mücadele yaptık. Ama neyazık ki başaramadık. Yenildik” itirafını hasta yatağımdan anlatıyordum.

Gerçekten K. Kıbrısta sorunlarrın temeli net. Uygulanan politikalarla da sonucun böyle olacağı kesindi. Boşuna anlatmaya gerek yok: yaşananlar ortada. Bir çocuğun hem de dokuz yaşında bir kızın ölümü, bir anda herkesi etkiledi. Olayın münferit veya şu yanlış bu yanlış ekseniyle değil, biriken olumsuzluıklarda herkesin ayni benzer anısı olması da yardımcı oldu. Ama tersinden bakacak olursak, kanıtsanan bu koşullar bedel ödetilmeği, suçlunun açığa çıkmasını da engelemektedir. Normaleşen olumsuzluklar artık normaldır. Normal olan ise enayi derecesinde karşılık bulmaya çoktan başladı.

Her konuda olduğu gibi: sağık konusunda da sorunun temeli hemen ayni yerde kesişir. Uygulanan sömürgesel ilhaklaşma politikasının sonuçlarını yaşıyoruz. Nicel birikimin artık nitel patlamaya geldiği aşmamadayız. Hangisi yanlıştır desen, ötekini dışta brakmanın “ayıbıyla” karşılaşacağız. Zaten hastahanelere giden ilk lafı bu nifusa u hastahane yetmez sorusunun yanıtıyla birlikte verir. Devamında içteki işleyişle de çürümüşlüğün adeta elinizde kalan çirkefi ile savrulup durursunuz.

Nifus yığarak, sayısının bilenmeme derecesine sokulması, sosyolojik olarak karmakarışık bir yapısal kültürleri sıkıştırmak bunlarla da bir yer oluşturma sonucu sorundan başka bir şey çıkarmaz. Yine kamusal alan olması gereken sağlıkta brakın ayrışmalarla özel kamuyu, kamu içinde dahi rant ile para dolaşımlı ilişkiler olması, nerede kamu nerede özelin iyice silikleşmesi de kurumsal tükenişin ta kendisi oldu. Buna kurum içi ilişkileri de eklersek, rekabet, görev rant sıkışması ve konuya kamusal bakmama sonucu artık çürüyen sağlık sisteminden söz etmenin dışına gidilememektedir.

İnce çizgilerle kamudan öözele kayışlar veya değişik kalabalık nifus gerçekleri, çalışanların darmadağın haleri hepsi bir bitmiş ama kendi kendine işleyen sağlık sistemi oluşturdu. Ne kamusal nede özel ilkeleri olmayan, mesleki çizgilerde dahi söylenen ile yapılan tersliklerin yayıldığı bir karmaşada savrulup gidilir. Ölümler oldukça tartışmalrla dolu olur. Hele yurtaş olmayanlardansanız, yerel ilgi de pek olmaz. Irkçılık, rant, mesleki ahlaksızlık, rüşvet ve nicesi sistemin içinde alır başını gider. Sizi özele çekme, paranızı alma ve tehtitle susturma olmazsa olamzlardır.

Bir ölüm daha duyuldu. Ölen çocuk. Nasıl öldüğü daha haberden khemen sonra tartışma başladı. Birçok gelişme anlatılır. Aslındanhiçbirinin olmaması gerekenlerin nasıl gayet doğal olduğunu anlarsanız. Arada başka sesler de gelir. Daha önce benzer ölümlerin yeniden hatırlatılmasıdır. Makamcılar ise pişkinlikte üstlerine yoktur. Herşey normalmış, sorun yokmuş ve söylenenlerin yalanolduğu, isdikrarı bozma amaçlı halini belirtirler. Şu basit soruya yanıt dahi yok: madem herşey yolunda neden olanağı olan güney veya Türkiyeye tedaviye gidiyor. Neden kamu hastahanesi hem de bedava iken neden özele tonlarca para hem de bazen ayni doktora verilip tedavi seçiliyor. Bu sorular dahi yanıtıyla herşeği anlatmaya yetiyor.

Hastahaneler ve genelde sağlıkla alakalı seksenden beri epey makale yazdım. Neoliberalizimden sömürgeciliğe sağlık sistemlerine deyindim. Deyindim ve gelecek tehlikeleri de sıraladım. Tüm son dönemin olanları bana hiç yabancı gelmedi. gelmedi de yine senebaşında yaklaşık sekiz haftalık hastahane kalışım bana söylenenlerin, yazılanların dahi yetersiz olduğunu yaşayarak kanıtladı. Tekrar edeyim: orada çalışan bir kişinin uğraşı ve çevremin çabası olmasa ben hayata çoktan fatihamı okudum. Şimdi bu yazıyı okuyamayacaktınız.

Daha tam iyleşemezken, peşpeşe gelen ve belli ki hatadan çok sistemin kendinden kaynaklanan sonuçlarla karşılaşınca, birden kendimi de içinde buldum. Ama ölen kız çocuğu Nijeryalıdır. Garip bir itirafla, bemin Hataylı komşum, Nijeryalıdır diyerek konunun sosyolojik ırksal sömürgeleşen kültür bakışını dışa vuruyordu. Peşinden Türkmenistanlı aylenin başına gelenler de arada hatırlandı. Kimisi di o işne oldu sorusu hatırlandı. Ama sonuçta hatalar değil çürüyen sistemin sağlıktaki resmiyle karşılaştık. Yanlışı net. Ama işe devam da deniliyor.

Son en acı olanı belirtecem: insan katliyamına varan, rant kazandıran bu uygulama, sonuçta en çirkin uugulamalar olsa da birileri kazanıyor. Kimisi de faydalanıyor. Hele de bunlar üst elit olunca da öyle kolay kolay dokunmak da zor haldedir. Gerçek, tam bir Kuzey Kıbrıs gerçeği. Sosyolojik durum, nifus yığılması, çürüyen sistem ve yola devam. Makamla da konuşmak başka tatlı bir yalanın hikayesidir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın