yaklaşımlarÖzkan YıkıcıBildik Türkiye değildir - Özkan Yıkıcı

Bildik Türkiye değildir – Özkan Yıkıcı

Genelde şu yanıltmaya kamuoyu hazırdır. Bu kuramlardan biri de Türkiye gerçeğidir. Çoğukez, olan değil de algıyla uğraşılır. Hele K. Kıbrısta tam bir ilhaklaşma siyasal kültürle yaklaşılmaktadır. Psikolojik kültürel olguları da yerleştirdi. Söyleneni savunma temeldir. Korkutmadan tutun ççıkar sağlama faydacılığına dek siyasal birçok esruman buna eklenir. Psikolojik olarak konuşmamak ile istenileni söyleme duruşu kabullendirildi. Ozaman da olanı değil de siyasal çıkar faydacılığı konuşma alanı brakır. Öyle durumlar olur ken saçmalamanın dahi gayet yaldızlı savunma haline sokulduğunu da hep yaşarız.

k. Kıbrısta resmi alanlarda hep istenen ve yarınına uygun Türkiye gündemleştirilir. İlhaklaşma sonucu da ona yağ yakma veya abartılı sözlerle övgüler yapma karmaşası havada uçuşmaktadır. Orada olanlar fazla haber yapılmaz. Medyalarda gündem olmaz. Oysa birçok değişiklik, direk buraya da yansıtılır. Sanırım “muhteşem küliye” yapılanışı önemli siyasal mesajdır.

Son günlerde Türkiyede mengene iyice sıkıştırıyor. Rejim adeta hem devlet içi üstünlüğünü güçlendirme hem de sistemle flört ederek kendini daha bir genişletme peşindedir. Bunu gizli saklı yapmıyor. Tam aksine, gözünün içine soka soka gerçekleştiriyor. İlginç ama pek dokunulmayan yakan durumlar oluyor. Örneğin, anayasa veya yasaları takmayan yönetim, ardından anayasa değişimi diye gündemle uğraşıyor. Smsç, rejime meşrutilik kazandırmadır. Yine demokrasi falan derken de en ufak sosyalmedya atılımına hemen soruşturma açıyor. Kanun falan deniliyor ya, hukuk kapısı gösteriliyor da gizli tanık ile şüpe üzerinden dilenen hemen suçlanıp içeriğe gönderiliyor.

Ama söyledim: anayasayı takmadığıı açıkça söylenmesine rağmen, yeni onuncu yargı torba yasaları da gündeme geliyor. Torba doldurma sonucu birçok konuda yasalar vardır. Onları okumak dahi epey zaman ister. Fakat her gelen torba yasa birikimi gibi hep var olanın merkezileşerek tek elde toplanma düzenlemeleri vardır. Şimdiden son onuncu yargı paketinde belediyelerin yetkilerinin el koyması sırıtmaktadır.

Şunu anlamak gerekir: Türkiye yönetimi resmen kendini kalıcılaşma peşindedir. Bir yandan anayasa düzenlemeleriyle resmen Erdoğanın yeniden seçilmesine yasal koşul yaratmak istiyor. İkinci olay da dış politiktir. Sistemle uyumlu yeni toprak kazanım peşinde. Yeni Osmanlıcılık ve siyasal islam olarak da kavramlaştırıldı. Önemli bir yanılma da hala sürüyor. Sanki Türkiyenin yaptıklarının sistemle çelişkili olduğu algısı durmadan ileri sürülüyor. Halbuki emperyalist ilkeler hep yok saydırıldığı için buna kolayca düşülüyor.

Sermaye ihracında demokrasi falan aranmaz. Sanırım son Trump Körfez gezisi bunun önemli yeniden kanıtlanmasıdır. Sermaye karına bakıyor. Sınıfsal eksenli idolojisi vardır. Öyle olmasa batı sermayenin bir bölümü faşist imktidarları seçenekleştirmezdi. Yine sermay ihracıyla birçok ülkede demokrasi gelişirdi.

Başka bir nokta da şu: Türkiyenin dış hamleleri sistemin temel güçleri tarafından onay gördükçe gerçekleşti. Suriyeye girmek, idlipte HTŞ oluşumuna göz yumanın da ötesinde, korunarak sonra kulanarak Şamı alması gibi. Batının siyasal hedeflerine göre tutumla kendi de hem sistemle iyi geçinme hem de yeni kazanaımlarla işi tamamlamaktır.

Siyasal genel gerçekler gözden kaçırılırsa, atılan hamlelere de kendimiz atmış gibi kabullenirsek, hep yanılma kuralına düşme tehlikesi vardır. Zaten her savunulanın dış görünümü dahi buna işaret etmektedir. Baskılar artar sistemin taleplerine göre de dış hamle yapıldıkça öyle sistemi değişeceği, sermayenin gelmeyeceği tutumlar olmaz. Bunu baştan anlamak önemlidir. Bir de AB hikayesi var. ne AB Türkiyenin üyeliğini istiyor nede Türkiye AB girişine işdahlı. Ama bu konudaki gelişmelere rağmen hala varmış gibi davranmak da sadece kendini kandırma olur. Tıpkı senelerdir batının adada barış ve federasyon istiyor inancı gibi. Gerçekler başka yoldan ilerlerken, çözüm kelimesiyle kendine zırh yapılmanın gelinen sonucu ortada.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın