iktibasYücel ÖzdemirAlmanya-Çin ilişkilerinde ‘zorunlu partnerlik’ mi? - Yücel Özdemir

Almanya-Çin ilişkilerinde ‘zorunlu partnerlik’ mi? – Yücel Özdemir

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net

İki hafta önce Münih Güvenlik Konferansında ABD’ye esip yağan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, bu hafta “ABD’nin baş düşman” ilan ettiği Çin’i ziyaret etti. Alman ekonomisi için ihracatta ABD, ithalatta Çin’in oldukça önemli hale geldiği bu dönemde, durgunluğun aşılabilmesi adına iki ülkeyle ilişkilerin dengede tutarak sürdürülmesi için Merz’in adeta cambaz olması gerekiyor. Dengede kalmayı başarmaması durumda, zaten çok sınırlı bir büyüme gösteren Alman ekonomisinin tepe taklak olması kaçınılmaz. Hem Merz hem de ev sahibi Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bunun farkında.

Önce Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşen Merz, çarşamba günü Şi ile Pekin’de bir araya geldi. ABD’nin ekonomik baskısı altında olan iki ülke, bu baskıyı aşmak için “kapsamlı zorunlu partnerliğe” adeta mecbur. Merz’in ziyaret sırasında sarf ettiği “Bizler dünyanın en büyük üç sanayi ülkesinden ikisiyiz. Bu büyük bir sorumluluk, ama aynı zamanda büyük bir fırsat” şeklindeki sözleri, partnerliğe önem verdiğini gösteriyor. Ekonomik ilişkiler bakımından Çin, 2025’te yeniden Almanya’nın en büyük partneri oldu. 2025’te her iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 252 milyar avroya çıktı. Hacim çok büyük. Ancak Almanya’nın verdiği açık da fazla: Yaklaşık 90 milyar avro.

Dünyanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomilerinin ayakta kalmak için birbirine yaslanması durumunda ABD’nin ilan ettiği gümrük vergilerinin bir bölümünü aşmanın kolaylaşacağı, doların hükümranlığının daha da sarsılacağı ortada. Çin’i “baş düşman” ilan eden ABD ve lideri Trump ise NATO’dan başlayarak bütün müttefiklerinin Çin’e karşı aynı tutumu takınmasını istiyor. Yani müttefiklerin her bakımdan Çin’den uzaklaşmasını, kendisine bağımlı hale gelmesini talep ediyor.

Çin ise, Almanya gibi ABD’nin yakın müttefikleriyle yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler kurarak ablukayı yarmayı hedefliyor. Bu nedenle Pekin’in Berlin’e yakınlaşma ihtiyacı, Berlin’in Pekin’e yakınlaşma ihtiyacından çok daha fazla.

Merz ile görüşme sırasında Şi açık bir şekilde “İki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığı yeni bir aşamaya çıkarmayı” teklif etti. Ayrıca, “Dünya ne kadar çalkantılı ve karmaşık hale gelirse, Çin ve Almanya da o kadar stratejik diyaloğu güçlendirmeli ve karşılıklı stratejik güveni pekiştirmeli” dedi. (zeit.de)

Bu açık iş birliği teklifinin nasıl ve ne kadar karşılık bulacağı ise ancak zaman içinde görülebilecek. ABD’nin her geçen gün daha fazla güvenilmez bir ticaret ortağı haline gelmesiyle Çin, Avrupa tekelleri için yeniden önemli hale geldi. AB’nin bugüne kadar Çin’in tedarik zincirlerine bağımlılıktan çıkmak için yaptığı girişimlerin çoğu sonuçsuz kaldı. Hindistan ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesi durumunda kısmen bir değişim bekleniyor. Bu nedenle Almanya, büyük Çin pazarından kolay vazgeçecek gibi değil. Merz’e Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW gibi 30 tekelin yöneticisinin eşlik etmesi de boşuna değil. Ayrıca Merz’in bu ilk ziyaretinin en somut meyvesi 120 Airbus uçağını Çin’e satması oldu.

Verilen mesajlara bakılırsa, iki ülke arasındaki ilişkiler ABD’ye rağmen derinleşerek devam edecek. Bu yılın sonunda hükümetler arası istişare toplantısı yapılacak. Belki kapsamlı anlaşmalara imza atılmadı, ancak ABD’nin baskısı her iki ülkeyi zorunlu olarak yakınlaştırma potansiyeli taşıyor.

Benzer bir durum Fransa ve İngiltere için de geçerli. Kısa bir süre önce İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da ABD’nin gümrük vergilerinden kurtulmak için Çin’i ziyaret etmişti.

Spiegel Online’ın aktardığına göre, Çin medyası da Merz’in ziyaretini Almanya için “kurtuluş hamlesi” olarak nitelendirdi ve “ABD’den bağımsızlaşma hamleleri” olarak değerlendirdi.

Ziyaret sırasında, Uygurlara yönelik yapılan baskılar, Tayvan sorunu, otoriter rejim gibi Almanya’da yapılan eleştirilerin çoğu dillendirilmedi. Daha önce bu konuları kullanarak Çin ile ekonomik ilişkilerin sınırlandırılmasını isteyen kesimlerin sesi de kısılmış görünüyor. Trump’ın pervasız tutumu bu kesimleri geriletmiş.

ABD ve Başkanı Donald Trump’ın, emperyalist-kapitalist sistemin doğası gereği, “önce Amerika” diyerek ekonomik bakımdan Avrupalı müttefikleri köşeye sıkıştırması hem müttefikleri yeni arayışlara yöneltmiş hem de “baş düşman” Çin’e yeni olanaklar sunmuş durumda. Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya, Çin ve ABD ile doğru ilişkiler kurulmadığı takdirde özellikle sanayi üretiminde daralma olacağı görülebiliyor. Daha önce Çin pazarını kullanarak büyüyen birçok Alman tekelinin artık büyüyen Çin’e karşı rekabet edemez duruma geldiği de bir gerçek.

Gelişmeler, her ülkenin hükümetinin kendi tekelleri ve sermaye güçleri için bir arayış içinde olduğunu gösteriyor. Kesin hatlarıyla belirlenmiş ekonomik bloklaşmanın olmadığı sürece Avrupa kendi çıkarlarını gözeterek yeni pazar ve yatırım alanları arayışına devam edecek. Merz’in, Şi’den Ukrayna savaşını sona erdirmek için Rusya’ya baskı yapması yönündeki isteği, aynı zamanda Rus pazarına girme hesabı olarak da okunabilir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Yücel Özdemir yazdı: Ankara Zirvesi öncesinde önemli hamle: ‘Avrupa NATO’su mu?’

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ev sahibi...

Yücel Özdemir yazdı: G7, İran mutabakatı ve ABD’nin güç kaybı

Fransa’nın önemli tatil beldesi Evian-les-Bains’de pazartesi başlayan ve çarşamba...

Yücel Özdemir yazdı: G7 zirvesinde “Ukrayna pazarlığı”

Pazartesi günü Fransa’nın Evian kasabasında başlayan ve bugün sona...

Yücel Özdemir yazdı: Sosyal yıkıma karşı birleşik mücadele zamanı

Son 4 yıl içinde askeri harcamalarını rekor düzeyde arttırarak,...

Yücel Özdemir yazdı: Mülteciler için ‘demir perde Avrupa’ dönemi

Pazartesi günü Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği (AB) üyesi...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,936TakipçilerTakip Et
881AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Ecehan Balta yazdı: Mega GES’in gölgesi: Ovakışla’da güneş kimin için doğuyor?

Bitlis Ovakışla’da yaşanan GES direnişi, yenilenebilir enerji tartışmasının en...

Murat Çakır yazdı: ‘Burgfrieden’ siyaseti ve Alman sendikaları

Orta Çağ’dan kalma “Burgfrieden” teriminin Alman işçi sınıfının...

Mahir Ulutaş yazdı: Yeniden Hürmüz Boğazı krizi üzerine

Hürmüz Boğazı’nın neredeyse tamamen kapanmasıyla tetiklenen süreç, küresel enerji piyasalarında modern...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Kuzey Kıbrıs’ta veri skandalı: 364 bin kişinin sağlık ve kimlik bilgileri Dark Web’e sızdı

Yenidüzen gazetesinden Tümay Tuğyan’ın özel haberine göre, siber saldırganların Kuzey...

Arif Bektaş yazdı: İngiltere’nin yeni başbakanı olması beklenen Burnham: Kapitalizm dostu ‘sosyalist’!

Yaklaşık iki yıllık başbakanlığı döneminde sağcı politikalar uygulayan İşçi...

Yücel Özdemir yazdı: Ankara Zirvesi öncesinde önemli hamle: ‘Avrupa NATO’su mu?’

7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde ev sahibi...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...

Canlı yayın