Bir haftadan fazla bir süredir basında Avrupa’nın en büyük otomobil tekeli Volkswagen’in (VW) 100 bin işçiyi işten çıkaracağına dair yer alan haberler, pazartesi günü resmen doğrulandı. VW CEO’su Oliver Blume, şirket içi bir yayına verdiği röportajda “İş gücü maliyetlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde, dünya çapında yaklaşık 50 bin işçinin işini kaybetmesi teorik olarak söz konusu” dedi. Tekel içinden sızdırılan bilgiler Handelsblatt gazetesi ve Der Spiegel dergisi tarafından da doğrulandı.
VW ve tekel bünyesinde bulunan Audi, Skoda gibi markalarında 50 bin kişinin atılacağı geçen yıl ilan edilmişti. Böylece toplam sayı 100 bine çıkıyor. Buna bir de VW ve ona bağlı şirketlerle bağlantılı tedarik firmaları, taşeronlar vs. eklendiğinde aslında işten atılacak toplam işçi sayısı belki de 200 bini buluyordur. Çünkü ifade edilen rakamlar sadece doğrudan VW’de çalışanlarla ilgili.
Oliver Blume söz konusu röportajında kapanacak fabrikaların ismini de sıralıyor: Emden, Hannover, Zwickau ve Neckarsulm. Söz konusu fabrikalarda otomobil üretiminin 2031-2034 yılları arasında sona ermesinin planlandığı daha önce basında yer almıştı.
127 yıllık Osnabrück fabrikasının 2027’nin yazında kapatılacağı ise daha önce kararlaştırılmıştı. 2 bin işçinin çalıştığı bu fabrikanın İsrail silah tekeli Rafael’e satılarak dönüştürüleceği açıklanmıştı. Ancak henüz kesinleşmiş bir durum söz konusu değil. VW’nin üçüncü büyük hissedarı Katar satışa itiraz ettiği için bir ilerleme sağlanamamış.
Geçen hafta Ankara’da yapılan NATO zirvesi’de alınan Avrupa’nın kısa sürede silahlandırılması kararına bakılırsa, kapatılması söz konusu olan diğer dört fabrikanın da Osnabrück gibi “Silah fabrikasına dönüştürülmesi” planının da yakında ortaya çıkma olasılığı yüksek. Ya da başta Rheinmetall olmak üzere yükseliş içinde olan Alman silah tekelleri bu fabrikalara talip olacak.
VW’nin, iş gücü maliyetini gerekçe göstererek rekabet yeteneğini kaybettiğini ileri sürerek aldığı karar sadece işini kaybetmekle karşı karşıya olan 100 bin VW işçisini değil, bütün işçi sınıfını yakından ilgilendiriyor. Çünkü, ortada kapitalist rekabetin faturasının ağır bir şekilde işçi sınıfına kesilmesi söz konusu. Bugün VW işçilerinin başına gelenler yarın başka bir tekelde çalışan işçilerin başına gelebilir.
Son birkaç yıldır Alman ekonomisinin motoru durumundaki otomotiv sektöründe pazar daralması ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle ciddi bir krizin yaşandığı sır değil. Ancak bu krizin faturasını işçiler öderken, patronlar ve tekel yöneticileri kazanmaya devam ediyor. Krizden herkes aynı şekilde etkilenmiyor.
Süddeutsche Zeitung’dan Thomas Fromm’un ifade ettiği gibi “Herkes için kriz, birkaç kişi için milyarlar” söz konusu. Fromm tekelde son birkaç yıl içinde olanları şu şekilde özetliyor: “VW, 2021 ile 2025 yılları arasında hissedarlarına tam 28 milyar avro kâr payı dağıttı. Üstelik binlerce kişinin işten çıkarılması ve fabrikaların kapanacağı belli olduğu halde… Şirket içinde, varoluşsal bir krizden bahsedildiği halde bu yapıldı. VW’nin kârı 2025’te yüzde 44 azalmasına rağmen, geçtiğimiz haziran ayında toplam 2.6 milyar avro tutarında kâr payı ödenmesi kararlaştırıldı. Ödemeler zarar nedeniyle bir önceki yıla göre biraz düşük olsa da kârdaki büyük düşüşle hiçbir şekilde orantılı değildi.” (13.07.2026)
Özetle kâr oranındaki düşüş işçilere işten çıkarılma ve fabrika kapatmalar şeklinde yansırken, hissedarlara milyarlar olarak akmaya devam etti. VW’nin hissedarları da o kadar fazla ve belirsiz değil. Volkswagen AG’nin hisselerinin yüzde 53.3’ü Porsche Automobil Holding SE (Porsche ve Piëch aileleri), yüzde 20’si Aşağı Saksonya eyaleti ve yüzde 17’si Qatar Holding LLC aracılığıyla Katar devletine ait. Vergi mükellefi küçük hissedarların hisse oranı ise sadece yüzde 9.7. Bu tablodan çıkan sonuç “En çok kazananın Porsche ve Piëch aileleri” şeklinde özetlenebilir.
Bu arada 100 bin işçinin işten atılacağını ve tasarruf planlarını ilan eden Oliver Blume’nin 2024’teki toplam maaşı 10.35 milyon avro idi. (Handelsblatt)
VW’deki tablo aslında diğer Alman otomobil tekelleri için de yaklaşık olarak aynı biçimde işliyor ya da işleyecek. Bir dönemler otomotiv sanayisiyle ekonomide büyümeyi sağlayan Almanya bu ayrıcalığını kaybetmekle karşı karşıya. Çünkü küresel rekabette yeni rakipler ortaya çıktı ve Alman tekellerinin sahip olduğu pazarlar daraldı. Ülkenin en büyük üç otomotiv tekeli VW, BMW ve MercedesBenz, 2026’nın ilk yarısında sadece 6.3 milyon araç sattı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 6 daha az.
Avrupa dışındaki pazarlarda üstünlüğü kaybediliyor. Özellikle elektrikli otomobilde ABD ve Çin pazarlarında büyük kayıplar yaşanıyor. Bu yılın ilk altı ayında Alman şirketlerinin Çin’deki satışları yüzde 25’in üzerinde düşüşle 1.4 milyon adede geriledi. Bu sayı 2017’den bu yana Çin pazarında kaydedilen en düşük seviye. BMW, Çin pazarında yüzde 20, Volkswagen yüzde 26, Mercedes yüzde 28 oranında gerileme yaşadı. Gelişmelere bakılırsa gerileme bununla da kalmayacak. İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler nedeniyle Çin’de dizel ve benzinli araçlar yerine elektrikli otomobillere yönelim hızlandı. Elektrikli araçlarda Tesla’dan sonra Çin tekelleri pazarı kontrol ediyor. Alman tekelleri aynı dönemde Kuzey ve Güney Amerika, Asya ve Afrika’da pazar kaybederken, Çinli şirketler yükselişte.
Gelişmeler, Alman ekonomisinin kalbi durumundaki otomobil sektörünün “tek”lediğini gösteriyor. Çin’den başlayarak dünyanın birçok bölgesinde pazarı kaybederken zamanla Avrupa ve kısmen ABD pazarına hapsolacağı anlaşılıyor.
Bu tablonun sonuçlarından birisi pazar daralmasının faturasının işçilere kesilmesi olurken, diğeri de otomobil üretiminin yerine silah üretimini hızlandırarak sanayi çarklarını çevirmek olacaktır. Alman dış politikasının daha fazla militarist bir hal almasının maddi temellerinin başında bu pazar kaybı yer alıyor. Bu nedenle, tekellerin kârdan zararı gerekçe göstererek aldığı işten atma kararlarına karşı verilecek mücadele aynı zamanda fabrikaların silah üretimine açılmasına karşı bir mücadeleyi beraberinde getiriyor. Sektörde örgütlü IG Metall sendikasının bugüne kadarki tutumu oldukça geri ve iş birlikçi düzeyde. Bu nedenle VW işçilerinin fabrika kapatmalarına karşı bir süre önce başlattığı imza kampanyası büyük bir önem taşıyor.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



