yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYoğunlaşma sonucu gerçekle karşılaştım - Özkan Yıkıcı

Yoğunlaşma sonucu gerçekle karşılaştım – Özkan Yıkıcı

Son günlerde Ortadoğu bölgesi üzerinden birçok makaleği okumaya çalıştım. Türkiye, Suriye, Pakistan ve Sudi Arabistan ağırlıklı ülke yazıları ile genel Ortadoğu politika çıkarsama yapmaya çalıştım. Kısa zaman önceki Neoliberalizmin yerleştirdiği kuramla ne yazık yeniden karşılaştım. Bilimsel adıyla olsun, köşe yazarlığı etiketiyle gerçeklesin, Neoliebral anlayışın kötü kuramsallaştırmasıyla hep buluştum. Buda, sorunların geneline tavır konulmada veya siyasal değerlendirmedeki sapmaların da sonucunu ne yazık yakaladım. Hala konuyla alakalı yakaladığım makaleleri okumaya devam etmekteğim.

Şu ilginç ama ne yazık normal düşünce modeliyle yüzleştim. Gerçekten, Neoliebralizmin önemli hamlesinin gerçekleştiği yorumlarla karşımda bazı aydın ve solcu dışında herkeste oluştu. Öyle ki sistemi ret eden, kurulan ilişkileri yok saymak, sistemle özdeşleştirme yerine tek tek ve tekleştirme ile yorumlama sonucu, hep bence eksiklikler oluştu. Okuyucu da bunları okuyup bilgi diye verileştirince, ayni anlayışla konulara bakmaya başladı. Örneğin, EMperyalizim çağı sistemsel yapı değerlendirmelere pek sokulmaz. Ortadoğu coğrafyasının sömürgesel gerçeği ile günümüz yeni sömürgecilik ile Neoliberaleşme siyasal dönüşümleri de bulamazsınız. Normal ülkeler ve sistemsel düşünce bakışla konular sıralanır. Oysa günümüz yeni sömürgecilik ile sistemsel siyasal neoliebral yapılanışı göz ardı edilirse, bunlar hep bir eksikliğin kalışını kanıtlar. Oysa Neoliberal deneyimle kurumsallaştırılan kuram dizisinde yeni sömürgecilik yanında sistemi deyiştirmek deyil sistemin nasıl kurtulacağı reçetleriyle doludur. Sistemi sorgulamak ve deyiştirme hamlesi veya kurumları içerikleriyle koyunca ya siyaset yapıyorsunuz veya idolojik bakıyorsunuz denip sizi resmen dıştalamaya çalışırlar.

Son gelişmeler aslında sistemin kendini üretemediği, Emperyalist çağın bunalımlarının artığı günlerden geçildiği kesin. Kapitalist kriz olunca da kriz kuralları işliyor. Neoliberalizmin öncü diye kafalara kazdığı örgütlenme ise sistemdeki yerinizi gücünüzü belirleyecek önemli kuraldır.

Gelelim günümüze. Ben ağırlıklı olarak yukarda özetlediğim ülkelerdeki gelişmeleri daha fazla öne çıkaran okumalar yapıyorum. Ülkelerdeki tartışmaları da bilrikte elbet. Eğer siz Emeryalizmi yok sayarsanız, yeni sömürgecilik yerine bağımsız ülke ifaedesini damıtırsanız, Neoliebralizmin gözlüğü ile siyasal gerçeklerden kaçıp akademisyenlik veya yazarlık oynarsanız konuları açıklayamazsınız. Oysa Ortadoğu yeni sömürgecilikle birlikte Pakistandan Mısıra yaşananlar veya Türkiye gelişmeleri bize sistemle bağımlı sıraladığım kuramlarla net açıklama gelir. Bağımsızlık neferleri ALibudo, Nasır veya Türkiyedeki Kemalist hareketlerin ya darbeyle ve kültürel olarak de İslamcılıkla yok edildiğini anlarsınız. Yeni sömürge siyasal tekniklerde iki olgu rol alıyordu. Din ve ordu. Ek olarak ülkeleri karıştırmak için de paramiliter dinci veya ırkçı faşist örgütler de tamamlayıcı garnütürdü.

Nitekim: Türkiyede Kemalist devrim yapılırken, hemen ardından seçenek olarak bölgede Mısırda Müslüman kardeşler kuruldu. Bu laikliğin seçen neği siyasal islam oluyordu. Yeni sömürgecilikte ise din ve ordu epey rol aldı. Pakistandan tutun öteki Ortadoğu ülkelerde hep sola evrilmeleri ordu rasmen darbelerle yeniden Amerikancılaştırdı. Zülfikar Ali Budodan tutun Endonezyadaki Suharto yönetimi bu kurallarla yok edildi. Toplumsal tabanı ise din ve rıkçılıkla bezediler. Son dönemde ise Ortadoğu projesinde son laik ülke şekindeki Libya gibi devletler de dış müdahalelerle hem de “demokrasi ve özgürlük” getirme adına gerçekleştirildi.

Türkiyenin biraz farklı özellikleri vardı. Merkezi devlet oluşu ve kurtuluş savaşıyla bağımsız gerçekleşmesi nedeniyle kendine has bir girişim yaptı. Yine öteki Ortadoğu ülkelerinden ayrı olarak Türkiye tüm İslamlaşma ve gericileşmeleri seçimlerle başlayan jsüreçle yaşadı. Demokrat partiyle resmen tarikatların yeniden canlandırılmasından Türkçe olan ezanın Araplaşması bu süreçte yapıldı. Bazen darbe bazen seçimle Türkiye daha bir sağa ve din ırkçı egemen idolojik boloklaşmaya kaydı. En son şunu yaşadık: Türkiyede rejim deyişim hızı darbeyle deyil de seçim sandığı oyunlarıyla yoluna devam ediyor. Oysa Pakistan örneği çoğu kez darbelerle ancak şeryat yolu devam edilme gerçeği vardır. Çünkü, Türkiyede hala yüzleşilmeğen gerçek; Kemalistler ta baştan sosyalist devrimci ekseni hep ezdi. Yok etmek için elinden geleni yaptı. Böylelikle seçenek olarak gericilik ve eski Osmanlı mirası daha bir alan buldu. Bunun sonucu da ilk çok partili seçimde Demokrat parti gibi bir geriye dönüş ile batılılaşma partisi sandıktan çıktı. Buda Önemli, Sağ hep batıya açılma ile içte gericileşme ikilemini gayet iyi kulandı. Aynen Erdoğanın siyasal islam ile Neolibaral yapıyı kurumsallaştırması gibi.

Gördüğünüz gibi, Ortadoğu coğrafyasına dalarsanız: Emperyalizmi, Neoliberalizmi ve yeni Sömürgecilik genel kuramları yok sayarsanız hiçbir gelecek öngörü yapamazsınız. Hele emperyalist müdahale ile siyasal gericilik birlikteliği yakalayamazsınız. Bir de ulusal çıkışla devletçi gözle yaklaşırsanız, yine tersten geriye dönersiniz. Feodalizmin kapitalisleşme süreci deyil de Emperyalist çağdaki gericilik ayrımını yapmak bu nedenle önemlidir. Konu hakında ilerde yine bazı önemli noktaları yazmaya devam diyerek şimdilik nokta koyuyorum.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bir harmanlama yazısı

Zaman zaman tekrarladığım basit gerçeklerden biri ile başlayalım. Genelde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gar katliamından günümüze gelen izler

10 Ekim Türkiye için önemli yakın tarih günüdür. Yorumlara...

Özkan Yıkıcı yazdı: Aman ha!

K. Kıbrıs seçim sürecine girdi. Ama sanki daha bir...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
970AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Dr. Karabekir Akkoyunlu yazdı: Brezilya’da seçimler: Lula’dan sonrası tufan mı?

Brezilya başkanlık seçimlerinde, hapisteki eski başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu...

Canlı yayın