yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYanıltılma ve magazinleştirme tehlikesi – Özkan Yıkıcı

Yanıltılma ve magazinleştirme tehlikesi – Özkan Yıkıcı

Son Peker gündemiyle birlikte, birçok yaşanan ve güncel konular yeniden karşımıza getirildi. GÜndemleşme nedeniyle dalınan, buna karşın yetersizliklerle, konuşturmama ikilemine de sıkışılan garip tutumlar da uçuşuyor. Pekerin hamlesi direk başta Türkiye devlet içi güç çatışması ile uluslararası bazı etkenlerin de katıldığı dönemi başlatıyor. Önceki yazımdaki özetlediğim gibi: “konuyu dierk bilgilendirme veya karşı olma deyil, devlet içi çatışmaların sonucu olarak ortaya saçılanlarla görmek gerekir”. Bu önemli başlangıcı doğru kavrarsak, kulanılan yöntemleri de kuşkuyla ama bilgilendirme açısından da fırsat derecesine de koymak ikilemini iyi kulanmanın önemi kaçınılmazdır. Konu, sosyal direnişle birlikte yüzleşmenin sonucu saçılan bilgielr deyil, devlet içi güç mücadelesi sonucu oluşan ayrışmanın probaganda alanı olarak algılamak önemlidir.

Bazı önemli başka konuları da sırası gelmişken belirteyim: şu basit ayracı da yapmaya dikat edelim. Okuduğumuz veya duyduğumuz bir olgunun haber veya yorum olmasına dikat edelim. Yaşanan olay hakında bilgi veriliyorsa, bu haber nitekliğindedir. Yaşanan olayın deyerlendirmesi öne çıkıyorsa, bu yoruma girer. Haberin kendisi bilgidir. Yorum ise kişinin düşüncesidir. Yazılıp çizilene bu nedenle bu ayrımına önem verelim. Çoğu zaman, haber diye yorum veya klişeleşme ezber yazılırken, biz bunu bilgi diye kabullenip onun üstünden yorum yapma gibi önemli yanılmaya düşmekteyiz. Son dönemde hele de yasakların olduğu, yandaşlığın ayuka çıktığı ve algı operasyon kuralına baş vurulduğu koşullarda, haber yapmanın önemi ortaya çıkıyor. Çoğu defa da kişiselleştirilip açıklanan yorumların da haber diye yutturulması da konuyu saptırtıyor. Bundandır ki medya önemlidir. Habercilik de kitlelerin bilgi edinme aracı olması nedeniyle oldukça etkili olur. Kitlesel öğrentilme ile korkunç provakaasyon gerçekleştirme gibi önemli sonuçları da yaratmaya adaydır.

Tekrrar edelim: Pekerin güçm mücadelesindeki probaganda alanı açıklamalarla hızlandı. Sedat Pekerin ne olduğu malum. Ama, açıklamalarında öylesine bastırılan veya unutturulan olgular vardır ki, tüm kuşkulara karşın, yine de karşılık bulup izleniyor. Hele de muhalefet diye bir kesimin etrafta olmaması, konulara eyilmemesi sonucu da muhalefetten daha fazla izlenen videyo haline gelindi. Adeta uzun zamandır susturulan gerçekler, birden gündeme düştü. Yine önemli direk K. Kıbrıs alanından bazı kaçırılan gerçeklerle devam edelim…..

Bir ülkede yaşanılan koşullar malum. Basının da kendi çizgisi var. Ortaya çıkan olaylarla, sarsıntıcı etkileri olsa da eğer ayni sistemle devam ediliyorsa, tüm resmin görünmesi mümkün deyildir. Başta, sansürle hele de otosansürle çizilen sınırlar, konuları sistem çenberinde ele alma kuralı sonucu, yine tamamı konuşturulmaz. Bir eleştirel örnek verecem. Yazıyı yaşamadan önce izledim. TELE 1  prokramında Muarat Taylanın yayınını izliyordum. Konu Kıbrısa da geldi. Tabi Kutlu Adalı Cinayeti nedeniyle. Konu olanaklar ve siyasal bakış çizgissine göre deyuerlendirildi. Doğrusu en az yanlışlar pek yoktu. Fakat, önceki yazımdaki uyarı birden pratikte karşılık buldu: Murat , Ali Kişmirin konuşması arasına “Denktaş ile Adalının arkadaş olduğunu söyledi. Oysa, Kutlu Adalı cinayeti döneminde Denkttaş ile Adalı arasında uçurumculuk vardı. Dahası, Adalı dhahil bazı aydınları Türkiyeye şikayet edecek derecesinde rumcu Denktaş ilan ediyordu. Belli ki Türkiye ile K.kIbrıs ekseninde Denktaş konusu hep sorun olacaktır. Türkiyedeki Kemalistlerin ısrarla Denktaşı Anti Emperyalist konumda tutmlaları son seçimde Ersine destek vermelerine dek gelindi!

Bunları tekrar tekrar yazmak önemli. Anlatmak da gerekir. Hele Kutlu Adalı cinayyeti döneminde K. kIbrısta olanlar ve Denktaşın tutumları önemli rol aldı. Bir de Kıbrıstaki kara para hikeyesinde, Doksanlarda Ovşor bankaclık ve kumarhaneler taşındı. Kaçak işçilik temel kural haline getirildi. Buna benzer öenmli kararlar alındı. Hat ta CTP DP anlaşmalarına rağmen Adaalı cinayeti sonrası istenilenler yapıldıktan sonra bozudurtuldu. O dönem sadece Kutlu deyil başkaları için de öldürme karaarı olduğu da biliniyor. Ama, hem K. Kıbrıslılar unutu, hem de bunların devamı gelmedi. Bir anlamda yeniden yapılanma ile K. Kıbrısın ilhaklaşma adımlarının önemli bazıları bu dönemde de atıldı.

Şimdi Pekerin sayesinde konular gündeme geldi. K. Kıbrıstaki partilerin veya yapısının talebiyle gelmedi. Üstelik Adalı cinayeti ilgili AİHM kararı üzerinden 16 yıl geçti. Soruşturmanın yetersiz olduğu kararı vardı. Bir önmli not daha: AİHM K. Kıbrıs yargısı deyil Türkiyenin yarrgılanması olarak yaşandı. Oysa, bu önemli kurumsal gerçek hep kaçırılıyor. Sorumlu direk Türkiye görülüp, cezaları da Türkiye ödüyor. Ama sanki K. Kıbrıs ile AİHM kararı gibi algı hala sürdürülüyor. Bunları ve nicesini bilmeden konuyu anlamak güç Ama tekrar edeyim: Adalı Cinayetinde Türkiye yargılandı. O  dönemde Denktaşın önemi çoktu. Hat ta adaya gelen bazılarının sarayda ağırlandığı bilgileri de havızadan silindi.

Son not: Çatlının kulandığı Mehmet Özbay kimliğinin, o  ismin aynisinin Kıbrıslı olup geçenlerde londrada öldüğünü yeri geldikçe yazdım. Buna pek eyilen olmadı. Köfünuye olaylarıyla öldürütlen sancaktarın sanığı idi. Tüm konuyla ilgili kişiler öldürülürken, Mehmet Özbay Londraya kaçtı. Devamını merak eden oradaki türklerden öğrenir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Canlı yayın