yazılariktibasVenezuela’da savaş ihtimali mi? - Ertan Erol

Venezuela’da savaş ihtimali mi? – Ertan Erol

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Dünyanın her köşesine barış getirmek ile övünen ABD Başkanı Donald Trump artık Nobel Barış ödülünü hak ettiği konusunda tam bir özgüvene sahipken, ülkenin arka bahçesi olarak kabul ettiği Latin Amerika’da aynı barış güvercini rolünden uzak bir politika izliyor. ABD’nin geçtiğimiz temmuz ayından beri Venezuela’ya karşı takındığı sert tutum geçtiğimiz hafta ABD deniz kuvvetlerinin Venezuela kıyılarına 6 adet savaş gemisi göndermesi ile açık bir savaş tehdidi hüviyetine büründü. ABD’nin bu son hamlesine karşı Venezuela 4,5 milyon yedeği askere çağırarak karşılık verdi. Trump idaresinin bu hamlelerinin ne kadarının gerçek ne kadarının gösteri olduğunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Ancak bu hareketlerin Maduro rejimini daha da sıkıştırmaya çalışan ve gerçek bir çatışmadan uzak olduğu iddiasında da bulunulabilir. ABD’nin temel argümanı, Venezuela Başkanı Nicolas Maduro’nun ve rejimin yüksek kademelerinde bulunan İçişleri Bakanı Diosdado Cabello gibi isimlerin ‘Cartel de los Soles’ adlı bir uyuşturucu örgütünü idare ettikleri ve Kolombiya’da üretilen uyuşturucuların bu kartel vasıtasıyla Karayipler üzerinden ABD’ye gönderildiği yönünde. ABD bazı Meksika ve Kolombiya kartellerini uluslararası terör listelerine aldığından beri bu ülkelerde kendisine yönelik faaliyetlere karşı askeri seçenekleri kullanabileceği ihtimali üzerinde duruluyordu. Bugün savaş gemilerinin Venezuela kıyılarına yaklaşması bu tehditlerin aldığı en somutlaşmış hal.

Bununla birlikte ‘Cartel de los Soles’ adlı bir örgütün var olup olmadığına yönelik tartışmalar ABD’nin Maduro’ya yönelik askeri bir harekat gerçekleştirmesinin çok ta ihtimal dahilinde olmadığı görüşünü kuvvetlendiriyor. Venezuela’daki mevcut rejimde her alanda derin ve kurumsallaşmış yolsuzluk pratiklerinin var olduğu kabul edilen bir gerçek. Bu açıdan ülkedeki kolluk kuvvetlerinin uluslararası uyuşturucu trafiğine göz yumuyor olmaları da çok büyük bir olasılık. Ancak Devlet Başkanının lideri konumunda olduğu, aşağı doğru hiyerarşik ve ideolojik bir yapıya sahip olan bir örgüt iddiası ise gerçekten uzak nitelikte.

ABD yönetimi, Başkan Maduro’nun yakalanmasına yardımcı olacak ya da rol oynayacak bir bilgi sağlayacaklara 50 milyon dolar, içişleri bakanı için ise 25 milyon dolar ödül koyarak Venezuela rejimini aslında var olmayan bir örgütü yönetmekle itham etti. Şimdi ise bu konuda somut adımlar atarak bölgede daha önce örneği görülmemiş bir müdahale biçimini benimseyebileceğini gösterdi. Bu tarz bir müdahaleciliğin örnek teşkil edebileceğini sezen Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ise sosyal medya hesabından ABD yönetiminin iddialarının gerçekliğini sorgulayan paylaşımlarda bulundu. Meksika ise ABD’nin kendi topraklarına askeri bir müdahale gerçekleştirebileceği ihtimalini kategorik olarak reddetmeye devam ediyor.

Her ne kadar Venezuela muhalefeti Maduro’nun günlerinin sayılı olduğunu iddia ederek savaş tamtamları çalsa da hem Trump’ın hem de Maduro’nun oldukça pragmatik siyasetçiler olduğunu unutmamak gerek. Trump ve idaresinin göreve geldiği günden beri Venezuela’daki rejime karşı takındıkları sert tutuma rağmen Maduro her zaman diyaloğa hazır oldukları yönünde görece yumuşak olarak kabul edilebilecek açıklamalarda bulunmuştu. Bugün gelinen noktada ise iki ülke arasındaki krizin sıcak müdahaleye dönüşme riskinin çok yüksek olduğu görülüyor. Ancak bu krizin arkasından ABD’nin arzu ettiği hedeflere yakınsayan bir pozisyonu benimseyen Maduro rejimi ile karşılaşılırsa şaşırmamak gerekecektir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Andy Storey yazdı: FIFA’nın güçle çirkin ortaklığı

Dünya Kupası, ABD’nin ne kadar kötü bir ortak ev sahibi...

Esra Akgemci yazdı: Kolombiya’dan Peru’ya: Güvenlikçi siyasetin gölgesinde seçimler

Toplumsal sorunların çözümünü daha fazla güvenlik, daha fazla ceza...

Mehmet Yaşin yazdı: Mutfaktaki “kızıl” devrimci!

Bu haftaki konumuz, Avrupa mutfaklarıyla tanıştıktan sonra tüm mönüleri...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Canlı yayın