iktibasHediye LeventHediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın görüşmeleri, bir süredir oldukça dikkat çekici hale geldi. Barrack, Irak’daki Kürt siyasi taraflarla ve Suriye Kürtleri adına da Mazlum Abdi ile bir araya geldi. Kimileri bunu İsrail lehine Türkiye’ye baskı niyetine görüşmeler olarak yorumladı, kimileri de Kürtleri İran’daki savaşa girmeleri için ikna çabaları olarak! Ancak gelişmeleri yıllara yayılan süreçlerle birlikte okumak gerekiyor. Bu çerçevede Tom Barrack’ın kısa süre önce Türkiye-Suriye ve Irak hattını birlikte sıraladığı açıklamasını unutmamak gerekiyor. Yine Türkiye’de bazı çevreler tarafından “Eski coğrafyamıza dönüyoruz” şeklinde heyecanla karşılanan ümmet birliği vurgulu resmi açıklamaları da dikkate almakta fayda var.

İran-ABD savaşından önce, yani HAMAS’ın İsrail yerleşim birimlerini vurduğundan beri sık sık bu köşede de aktardığım bir başka soru vardı; İran’dan boşalan nüfuz alanlarını kim, hangi söylemlerle ve yöntemlerle dolduracak? 7 Ekim gibi tarihi bir kırılma eşiğinden önce yani Arap Ayaklanması’nın, isyanın olmadığı ülkeleri bile vurduğu dönemin muhasebesini yapan bölge ülkelerini birleştiren bir nokta vardı: Zorunlu barış dönemi şart!

Bölgeden başlayacak olursak;

-Artık devlet dışı silahlı gruplar üzerinden güç mücadeleleri döneminin kapatılması gerektiğine dair genel bir uzlaşı var. Bu nedenle PKK’nın silah bırakmasından Irak’taki İran destekli Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılmasına kadar bu kapsamdaki girişimler tek bir politikanın sonucu olarak okunabilir.

-Irak ve Suriye başta olmak üzere Türkiye’nin yanı başındaki ülkelerden Afrika’ya kadar çok geniş bir coğrafyada istikrar, hem bölge ülkeleri hem de dünyanın geri kalanı için elzem.

-Enerji ve yer altı kaynakları başta olmak üzere küresel tedarik zincirlerinin Hürmüz Boğazı gibi tek ve alternatifi olmayan rotalara bağımlı olması sürdürülebilir değil ve bu nedenle hem bu tedarik hatlarının çeşitlendirilmesi hem de depolamadan transfere istasyonların artırılması gerekiyor. Yani Suudi Arabistan’ın petrolünü tek hatta emanet etmek yerine birkaç rota üzerinden piyasalara ulaştırması oldukça muhtemel artık. Buna göre mesela İsrail’in Hayfa limanına ulaşan hatta bir şey olursa Suriye-Türkiye hattının açık olması sayesinde zarar kontrol edilebilir seviyelerde tutulabilir.

-Elbette enerji ve ticaret rotalarının çeşitlendirilmesi bütün sorunları çözmez ve geçtiğimiz yıllarda defalarca gördüğümüz gibi milyar dolarlık savunma sistemleri, birkaç bin dolarlık roketlerin karşısında yetersiz kalabilir. Bu nedenle bu rotaların korunabilmesi için bölgesel ‘zorunlu barışın’ sağlanması hayati önem taşıyor. Neden barış değil de zorunlu barış? Çünkü bölgesel ve küresel husumetleri tamamen sona erdirmek imkansız ancak enerji ve ticaret rotaları ile birbirlerine bağlanmış bir ağın parçası olan ülkelerin bir başka ülkeye dair hamlelerinde ve politikalarında mecburen dikkatli olmasını sağlamak mümkün. Sonuçta mesela Suudi petrolünü Avrupa’ya ulaştıracak olan projelerden birini ele alalım. Hat Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye ve Türkiye şeklinde ilerliyor. Haliyle Suriye’nin de Ürdün’ün de istikrarı ve güvenliği Türkiye açısından çok önemli hale geliyor.

-Arap ayaklanmasının ardından İsrail’in başını çektiği nüfuz savaşları ile iyice darma duman olan bölgede istikrar ve güvenlik nasıl sağlanacak? Cevap basit aslında; ekonomi ile yani asgari uzlaşma unsurunun öne çıkması sayesinde!

-Bütün bunlar olurken Tom Barrack’ın Irak ve Suriye’deki Kürt liderlerle bir araya gelişi tezat değil mi? Yani Amerika’nın İran’a karşı müdahale niyeti içinde sayılmaz mı? Bu şekilde yorumlayanlar da var ancak ben bunun aksini düşünenlerdenim. Barrack’ın Türkiye-Suriye ve Irak’ı bir arada sıralaması, bu iki ülkenin Türkiye’nin ekseninde sayıldıkları anlamına geliyor. Bu çerçevede Irak’ta, Türkiye ile zaten çok iyi ilişkileri olan Barzani-KDP yönetiminin öne çıktığı açık. PKK ve İran ile yakın ilişkileri sebebiyle Türkiye’nin zaman zaman açıkça tehdit ettiği Süleymaniye merkezli KYB ile Türkiye arasındaki ılımlı hava Barzani yönetimini daha da güçlendiren bir unsur. Yine İranlı Kürt siyasi ve silahlı gruplarının ağırlıklı olarak Irak KDP’sine paralel hareket ederek kararlar aldığı da gözden kaçmamalı. Kısacası Barzani ve KDP Irak, Suriye ve İran Kürtleri adına hareket edip kararlar alan bir merkez olarak konumunu güçlendiriyor. Yine Türkiye-KDP ilişkileri göz önüne alındığında Türkiye’nin Irak ve Suriye sahasındaki ‘mıntıka temizliği’ girişimlerini şekillendiren temel unsur da Ankara’nın beklentileri ya da kırmızı çizgileri değil artık. Irak, Türkiye’nin sorumluluk alanında ve Irak’ı dünyanın geri kalanına bağlayacak olan enerji ve ticaret ağları için sahadaki istikrarın önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor; durum bu!

-Peki Kürtlere ne olacak? Kimileri şimdiden Şam modeli olarak tanımlamaya başladı ki gidişata göre İran ve Suriye Kürtlerini anadilde eğitim, kimliğin tanınması ve kültürel hakların verilmesi gibi bir içerikle sınırlı anlaşmalar bekliyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bile bu yeni süreçte mevcut politikalarını sürdürmesi, çıkarlarına uymayan durumlarda süreçleri tıkaması gibi hamleleri artık aleyhine dönebilir. Sonuçta istikrar şart ve Amerika başta olmak üzere dünya istikrarsızlık kaynağı olarak görünen bütün yapıları, oluşumları yontmaya, alanını daraltmaya ya da elimine etmeye kararlı.

-Elbette bu süreçte İran da değişecek. İran yönetiminin dünya ekonomi sistemine entegre olması, amiyane tabirle çıkıntılık yapmaması gerekiyor. Kaldı ki İran’ın da oyunu sürdürecek çok fazla alanı kalmadı. Türkiye, NATO’ya daha fazla yaklaşırken ‘denge politikaları’na artık kimsenin müsamahası yok. Bu nedenle İran bölgede iyice yalnızlaşırken, aralarında Türkiye’nin de olduğu bölge ülkelerinin bir taraftan İran’da bir iç savaş ihtimalini bertaraf etmeye çalışmaları, diğer taraftan İran’ı “zamanın kalmadı, ya değişirsin ya da dağılırsın” şeklinde özetlenebilecek söylemlerle ikna etme çabaları rastlantı değil.

-Peki bölge ülkeleri arasındaki nüfuz savaşlarına ne olacak? Mesela Türkiye ile İsrail arasındaki mücadele bitecek mi?

En azından şimdilik Amerika’nın da bütün bölgeyi İsrail’e emanet etmenin doğru olmadığını düşündüğü söylenebilir. İsrail’i kayıtsız şartsız desteklemenin bölgesel bir istikrarsızlık kaynağı olacağını anlamış gibi görünüyorlar. Bu nedenle kontrollü gerilimlere, bölgesel istikrarı sarsmayacak düzeydeki ittifaklara ve mücadelelere küçük alanlar açılacak muhtemelen. Ancak nihayetinde NATO zirvesinden önce veya hemen sonra Türkiye ile İsrail’in asgari düzeyde uzlaşmaları oldukça muhtemel. Sonuçta oyunu bozmaya çalışan oyun dışı kalır ve oyun dışı kalan da aç kalır!


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Hediye Levent yazdı: Süreç içinde süreç

Amerika-İran savaşında uzlaşmaya varılabilmesi için girişimler bir kez daha...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Hediye Levent yazdı: Şam ile Kürtler anlaştı, bölgeyi ne bekliyor?

Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin, kuzey...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,240AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın