Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El Mendeb krizi de yavaş yavaş alevlenmeye başladı. İran üstü kapalı, Yemen’deki Husiler ise açıkça Bab El Mendeb Boğazı’nı kapatabileceklerini söylüyorlar. Bu arada Bab El Mendeb, “dert” ya da “gözyaşı, keder” kapısı anlamına geliyor. En azından 100 bin yıllık geçmişi olan bu zorlu boğazda sayısız gemi battığı için bu ismin verildiği söyleniyor.
Boğazın adıyla kaderi arasında bir bağ var mı bilemem, ancak günümüze gelecek olursak, ülkelerin doğrudan işgal edildiği mücadele yöntemleri yerini düşük maliyetli ancak yıkıcılığı yüksek yöntemlere bırakıyor. Kara ve deniz koridorlarını, uluslararası su yollarını ve boğazları kontrol etmek herhangi bir ülkeye ordu yığmaktan çok daha ucuz ve etkili artık.
İran ve Husiler hiçbir şey yapmasa bile Bab El Mendeb’e ihtiyacı olan ülkeler boğazın güvenliğini sağlamak için her şeyi yapmaya hazır gibi görünüyor. Bu bile İran savaşı ile gündemden düşen, yer yer dondurucuya kaldırılan Afrika’daki güç mücadelelerinin yeniden masa üstüne yığılmasını sağlayacak bir durum.
Peki Bab El Mendeb Boğazı krizi ile birlikte aralarında Türkiye’nin de olduğu çok sayıda ülkeyi etkileyecek olasılıklar neler? Elbette bu sorunun cevabı Libya merkeze alındığında başka, Sudan ya da Somali ekseninde konuşulduğunda bambaşka ancak genel olarak bakacak olursak:
-Krizin tırmanması Yemen’deki iç savaşı yeniden başlatabilir. Yemen’de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan’ın desteği ile kurulan bir de Başkanlık Konseyi var. Suudi Arabistan ile İran arasındaki uzlaşmanın ardından yaklaşık 4 yıldır çatışmaları durduran taraflar boğazın kapatılmasına ilişkin senaryolarla birlikte yeniden kontrol ettikleri bölgeleri güçlendirmeye başladı.
-Bab El Mendeb, Malakka ve Hürmüz’den sonra dünya ticareti açısından en önemli üçüncü boğaz ancak boğazın kapatılması önce Suudi Arabistan’ı ve Kızıldeniz’e kıyısı olan ülkeleri boğacak kadar kritik bir tehdit.
-Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlıktan büyük yara alan Suudi Arabistan’ın petrolünü dünya piyasasına ulaştırabileceği Yanbu Limanı, kapasitesi oldukça düşük olsa da Bab El Mendeb’e bağımlı. Suudi Arabistan’ın petrole bağımlı ekonomisinin petrol hatlarının ikisinin de kapanması halinde alacağı hasar hesap edilemiyor bile. Yine geçmişte Suudi petrol komplekslerine birkaç bin dolarlık roketlerle milyar dolarlara varan hasarlar verdiği hatırlandığında, Husilerin Suudi Arabistan’a karşı tehdidin yeniden canlanması anlamına geliyor.
-Boğaza bağımlı bir başka ülke olan Mısır ekonomisi ise yıllardır bir türlü istikrarı yakalayamadı. Sık sık gıda ürünlerinin tedariki konusunda sorunlar yaşayan Mısır IMF başta olmak üzere çeşitli uluslararası bankalardan ve kuruluşlardan krediler alarak toparlanmaya çalışıyor. Süveyş Kanalı ise ülke ekonomisinin ana damarlarından biri. Bab El Mendeb’in kapanması Süveyş Kanalı’ndan geçen gemi sayısını azaltarak Mısır ekonomisinin de kurumasına yol açacak.
-Oldukça kanlı bir kıyıma dönüşen iç savaşın yaşandığı Sudan gibi Kızıldeniz’e kıyısı olan ülkelerin birçoğunda güvenlik ve ekonomi açısından istikrar ya yok ya da oldukça kırılgan. Bu ülkelerin de ihracat ve ithalat için bu boğaza muhtaç oldukları gerçeği göz önüne alındığında zaten kırılgan olan durumun çökmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.
-Bab El Mendeb Boğazı’nın bir tarafı Yemen’e diğer tarafı Somali’den ayrılan Somaliland’a bakıyor. İsrail’in bir süre önce Somaliland’i tanıdığı, buraya bir büyükelçi atadığı biliniyor. İran ve Husilerin boğaza yönelik hamlelerine İsrail’in memnuniyetle karşılık vermesi oldukça muhtemel. Burada İsrail’in hedefi de İsrail ile normalleşmeyi öngören İbrahim Anlaşmaları’na katılması için Suudi Arabistan’a baskı yapmak. Keza İsrail’in Gazze ve Filistin meselesi sebebiyle araları limoni olan İsrail-Mısır ilişkilerinin seyrini değiştirmek için koz olarak kullanmaktan çekinmeyecektir.
-Türkiye ile İsrail’in Suriye’de ve Kıbrıs Adası dahil Akdeniz’de yıllardır devam eden nüfuz mücadelesinin Bab El Mendeb krizi ile birlikte Afrika’da yeni cephe açarak devam etmesi ihtimali de göz ardı edilmemeli. Aslında yeni cephe açılalı çok oldu; Türkiye Somali ile İsrail ise Somaliland ile ilişkilerini derinleştirmeye, çeşitlendirmeye çalışıyor epeydir. Ancak Bab El Mendeb krizinin patlaması Türkiye-İsrail gibi güç savaşı yürüten ülkelerin mücadelelerini askerileştirmesinin de önünü açabilir.
-Hürmüz krizi petrol ile birlikte çeşitli yer altı kaynaklarının temini konusunda alternatif arayışlarını başlatmıştı. Bab El Mendeb ise bu arayışı Afrika ülkelerine birçok ülkenin yığılması aşamasına kadar tırmandırabilir. Mesela Çin’in uzunca bir süredir Kuşak ve Yol Projesi çerçevesinde Afrika ülkeleri ile anlaşmalar yaptığı, bu projeye dahil olan ülkelere krediler vererek yani kendine borçlandırarak ilişkiler kurduğu biliniyor. Diğer taraftan İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler Sudan’da en kanlı örneğinin yaşandığı silahlı grupların desteklenmesi politikasını sürdürüyor. Her bir Afrika ülkesinin yer altı kaynakları, jeopolitik konumu gibi özellikleri sebebiyle öne çıkması oldukça muhtemel. Ancak bu ‘aranan ülke’ olma hali kırılgan ekonomik ve güvenlik şartlarının hakim olduğu, yerel iktidarların yetersiz kaldığı, yiyecek ya da su gibi temel ihtiyaçları bile teminde zorlanan ülkeler söz konusu olduğunda kazan-kazan şeklinde gerçekleşmiyor ne yazık ki! Kanlı iç savaşlar, devrilen iktidarlar, güçlü ülkelerin güç savaşlarının ortasında kalma gibi senaryolarla ve tamamen halkın bedelini ödediği olasılıklar ile şekillenebiliyor gidişat.
Kısacası Hürmüz krizi, bir savaşın maliyetinin bütün dünyaya az çok pay edildiği bir süreci tetikledi ancak Basra Körfezi’ne kıyısı olan ülkeler bu krizden büyük yaralar almış olsalar da her biri Afrika ülkelerine kıyasla ekonomik açıdan çok çok daha güçlü, uluslararası ittifakları çok daha belirgin yani bu süreci atlatabilecek ekonomik, siyasi kaynakları olan ülkeler. Bab El Mendeb krizi, Suudi Arabistan gibi bir ülkeyi bile ciddi şekilde sarsabilecek potansiyelde iken Kızıldeniz’e kıyısı olan ya da o hatta bağımlı ülkeleri kana boğacak, bazılarının bölünmesine sebep olabilecek senaryoları da oldukça mümkün kılıyor!
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


