Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4 metre altına gömülen milyon dolarların istiflendiği çuvalları, evlere saklanmış altın külçeleri ve dokunulmaz denilenlerin yaka paça gözaltına alınmaları gibi Irak için çarpıcı birçok gelişmeye dair haberler akıyor. Çok sayıda milletvekilinin, üst düzey bürokratın, valinin ve iş insanının tutuklandığı operasyon, petrolden sorumlu bakanlık ve kurumlarla sınırlı gibi görünüyor. Henüz yolsuzluğun miktarına dair verilen net bir rakam yok, ancak operasyon çerçevesinde gözaltına alınanların, tutuklananların evlerinde, işyerlerinde, çiftliklerinde yapılan aramalarda milyonlarca dolar paraya, külçe halinde altınlara, oldukça lüks araçlar dahil oldukça yüklü miktarlara ulaşıldığı belirtiliyor.
Irak’ın çiçeği burnunda başbakanı Ali El Zeydi oldukça zengin bir iş insanı. Göreve geldiğinde maaşından feragat ettiğini ve çok küçük bile olsa hediye kabul etmeyeceğini söyleyen El Zeydi’nin kısa süre önce yaptığı bir konuşmada anlattığı olay, operasyonun ilk sinyali oldu. El Zeydi koltuğuna oturduktan çok kısa süre sonra petrol bakanlığı eski müsteşar yardımcılarından birinin kendisini ziyarete geldiğini, bakanlıktaki bir yolsuzluk davasına karışanların başbakana 200 milyon dolar vermeye hazır olduklarını, bunun karşılığında da ‘meselenin çözülmesini’ istediklerini aktarmış. İlk tutuklanan ve yolsuzluk ağına dahil olanların isimlerini verip, operasyonu hızlandıran da bu mesajı getiren eski Müsteşar Yardımcısı Adnan El Cumeyli oldu.
Yolsuzluk operasyonları kapsamında ilk yargı kararları da jet hızıyla verilmeye başlandı. Vergi Komisyonu Eski Başkanı Usame Hussam Judat ve eşi yolsuzluk ve kara para aklama suçlamalarından hapis cezalarına çarptırıldı. Araştırmalarda çiftin, Irak’ın yanı sıra Türkiye’de de çok sayıda malvarlığı ve banka hesaplarında yüklü miktarlarda paranın olduğu ortaya çıktı. Mahkeme çiftten 24.5 milyon dolar gibi bir miktarın da geri ödenmesini istedi.
Irak dünyanın en refah ülkelerinden biri olması gerekirken, 47 milyonluk nüfusun hatırı sayılır bir kısmı yoksulluk içinde yaşıyor. Kamu hizmetlerinin oldukça kötü olduğu Irak’ta, çamurdan kalıplardan inşa edilmiş binlerce okul var. Yer altı zenginliklerinin savaş sebebi olduğu ülkede elektrik ciddi bir sorun. Yakın zamana kadar İran’dan elektrik alan ve onun da parasını ödeyemeyen Irak, yolsuzluğun herkes tarafından bilindiği ve neredeyse normal sayıldığı bir ülke. Yolsuzlukla etkili mücadele talebiyle 2019 yılında aylar süren gösteriler de yaşanmıştı. Bir süredir göreve gelen her hükümet, bir yolsuzlukla mücadele operasyonu başlatıyordu ancak hızlı zenginleştiği için göze batan ve dokunabilir halka içindeki birkaç isim, yeni hükümetin rakiplerine gözdağı niyetine tutuklandıktan sonra dosyaların rafa kalkması artık alışıldık bir hal almıştı. Bu operasyonlardan geriye para yığını önünde fotoğraf veren yeni başbakan fotoğrafı kalıyordu. Bu nedenlerle yeni Başbakan El Zeydi’nin yolsuzluk operasyonuna hâlâ şüpheyle bakanlar var. Bu görüşte olanlar El Zeydi’nin Amerika başta olmak üzere kendini destekleyen kesimlere hızlı bir giriş yaparak kendini kanıtlamaya ve puan toplamaya çalıştığını söylüyorlar. Diğer taraftan operasyonların kapsamı, derinliği ve dokunulamazlar halkası içindekilere de uzanması nedeniyle, ‘bu defa durum başka’ diyenler çoğunlukta görünüyor. Ayrıca operasyonlar daha öncekiler gibi Bağdat ile sınırlı kalmadı, bütün Irak’a yayıldı ve önümüzdeki günlerde Türkiye dahil Irak sınırlarının dışına da taşacak muhtemelen.
Iraklıların cevabını aradığı soru ise şu: Ali El Zeydi bu işin altından kalkabilecek mi?
Sonuçta Irak’ta yolsuzluk, bir grup insanın petrol gelirlerini kendi aralarında paylaşmaya niyetlenmesi ile başlamadı. 8 yıl süren İran-Irak savaşından Körfez savaşlarına ve 2003 yılında Amerikan işgaline kadar olan uzanan on yıllar içinde kurumsal yapının, merkezi güçlü bir devletin çöktüğü bir sürecin yarattığı çok derin ve kapsamlı bir ağ, Irak’ı sarmış durumda.
Amerikan işgalinin ardından ülkedeki güvenlik sisteminin tamamen yıkılması ile birlikte radikal örgütler ve yerel bazda bu örgütlerle mücadele için organize olan silahlı yapılar, alternatif bir devlet haline geldiler. Sonuçta savaş da olsa kaos da ülke içinde işlerin yürümesi, pazarlara mal taşınması gerekiyor. Devletin çöktüğü, güçlü merkezi yapıların bütün unsurları ile ortadan kalktığı tüm benzer örneklerinde olduğu gibi bankacılık çökünce alternatif para transferi hatları oluştu; işler devlet dışı silahlı, silahsız oluşumların kontrolüne girdi.
Irak Başbakanı Ali El Zeydi’nin yolsuzluk operasyonu ile başlattığı süreç kamu kaynaklarının tek çatı altında ve devlet tekelinde toplanmasını hedefliyor, ki El Zeydi, yolsuzluğa dair her açıklamasında devlet dışı silahlı grupların dağıtılmasının da ikinci hedefi olduğunu mutlaka vurguluyor. Irak ekonomisinin kalbi olan petrol gelirlerinden milyarca dolarlık kısımların her yıl buharlaştığı da bir gerçek, ancak diğer taraftan bu kayıt dışı yapılar ve gruplar o kadar geniş ve derin ki, El Zeydi’nin bu işi sonuna kadar götürebileceğinden şüphelenenler haksız sayılmaz.
Özellikle IŞİD’in ışık hızıyla ülkeyi ele geçirip komşu ülkelere tehdit hale geldiği dönemde güvenlik ihtiyacından ortaya çıkan Haşd-i Şaabi bu kamu kurumlarına paralel çalışan para, ticaret ve işleyişin merkezi haline geldi. Çünkü bu çarkın güvenliğini devletin sağlayamadığı şartlarda bu tip silahlı oluşumlar daha bir önemli hale gelir. Şimdilerde güçlü bir merkezi hükümet ve ordu dahil kurumsal yapının inşası için yeni başbakanın önünde iki hedef var; kamu kaynaklarını ve silahları devlet tekeli ile sınırlamak.
Diğer taraftan yolsuzluk ya da kayıt dışı ekonomi operasyonları, Haşd-i Şaabi’nin silahsızlandırılması girişimlerinin yoğunlaştığı döneme denk geldi ve elbette para kaynakları ile birlikte silah dışı gücü elinden alınan bir örgütün silah bırakmaya ikna edilmesi daha kolay olacaktır. Hele de El Zeydi’nin sonbaharda Amerika’ya gitmeden önce, yani 30 Eylül’e kadar Haşd-i Şaabi’yi silahsızlandırma şartı önüne konulmuşken Irak’taki yolsuzluk operasyonunun İran’ın Irak’taki nüfuzuna yönelik yapıldığını düşünenlerin öne çıkması tesadüf değil. Bu arada yolsuzluk operasyonlarında tutuklananlar arasında İran’a yakın olanlar da var, İran ile alakası olmayanlar da, Şiiler de Sünniler de…
Her halukarda Irak on yıllar sonra bir kez daha güçlü bir merkezi kurumsal yapı inşasına girişmiş durumda. Bu sayede İran’ın nüfuzunun kırıldığı bölgede yeniden yükselmeyi, Basra körfezinden Türkiye’ye komşu olmasına kadar çeşitli avantajlarını öne çıkarmayı hedefleyen Irak, bölge ülkelerinin çatışma sahası olmaktan çıkan bir ülkeye dönüşmeye çabalıyor gibi görünüyor.
Şimdilik Irak’ı çalkalayan yolsuzluk operasyonları ile başlayan bu hedefe ulaşmak pek kolay olmayacak muhtemelen. Çünkü Irak’ın önündeki en büyük sorunlardan biri de ortadan kaldırdığının yerine yenisini nasıl koyabileceğine dair programının olup olmadığı. Kayıt dışı ekonominin kurutulması önemli ama bu hedef operasyonlar devam ederken kurumsal yapının da güçlendirilmesi ile mümkün olabilir. Ya da Haşd-i Şaabi’yi silahsızlandırmak önemli olabilir ancak güçlü bir Irak ordusunun nasıl kurulacağı ya da bu doğrultuda neler yapıldığı hâlâ belirsiz. Bu nedenlerle El Zeydi’nin çarpıcı hamlelerine şüpheyle bakanları bir kez daha hatırlamak gerekiyor; bütün bunlar bölgeyi yeniden dizayn etmeye girişen Amerika’nın talepleri mi yoksa Irak’ın bekası için mi?
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



