iktibasMetin YeğinMetin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Orjinal yazının kaynağıyeniyasamgazetesi9.com
Kategori:

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının çaresine baksın, kurtulursunuz! Her koyunun kendi bacağından asıldığını söylüyorlar. Çok açık sözlüler. Biz, hani kendi bacaklarımızdan asılmış, helal işçiler ve hepimiz, o sistem dedikleri cenderede, baş aşağı sarkmış, tuğlalarını kendi ördüğümüz mezbahanın, kendi bilediğimiz bıçaklarına doğru, koyun koyuna yol alıyoruz. Herkes biraz daha fazla çalışırsa, biraz daha fazla kazanırsa, çok daha fazla tüketirse, hayat düzelir, diyorlar. Oysa yaşadıklarımızdan biliyoruz; Biz bu ucuz filmin, uçurumda ilk yuvarlananlarıyız ve katilin ilk öldürdüğü.

Ve biz çok iyi biliyoruz ki her gün bize salak bir sırıtışla önümüze sürdükleri, ‘başarı öyküleri’, milyonlarca ‘başarılamamış öykü’ demektir aynı zamanda.

‘Yalnız insan, merdivendir hiçbir yere ulaşmayan…’

Bugün dünyanın her yerinde, yoksulluk sadece parasızlık değil. Yalnızlık, zamansızlık, güvencesizlik, geleceksizlik de yoksulluk aynı zamanda. İnsan çalışıyor ama yaşamıyor. Kazanıyor ama yetmiyor. Satın alıyor ama çoğalmıyor. Zamanı yani hayatı elimizden çalıyorlar. İşte tam burada komünal ekonomi, bir romantik ütopya değil, doğrudan bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü komünal ekonomi dediğimiz şey, sadece birkaç insanın bir araya gelip, ortak üretim yapması değildir. Hayatı başka türlü örgütleme iddiasıdır. Ekmeği, toprağı, emeği, zamanı, bilgiyi ve sevinci yeniden ortaklaştırma çabasıdır. Piyasanın “senin olan” dediği şeyi, hayatın “bizim olan”ına çevirmektir. Çünkü su da böyledir, toprak da, tohum da, bilgi de. Hatta zaman da.

Bugün bize en çok lazım olan şeylerden biri, zamanı geri almak. Çünkü onlar sadece emeğimizi, dilimizi değil, hayatımızın tek geri dönmeyen şeyini de çalıyor: zamanı! Sabah işe, akşam yorgunluğa, hafta sonu borçlara, sonra tekrar işe…

Böyle bir hayatta özgürlük, sadece seçim sandığında değil, günlük hayatın en küçük hücresinde de yok ediliyor. Bu yüzden komünal ekonomi, aynı zamanda özgür zaman meselesidir. Daha az çalışmak, daha çok yaşamak, daha çok birlikte olmak, daha çok düşünmek ve daha çok bulut seyretmek, şöyle sırt üstü uzanıp, mavi gökyüzünde.

İşgal fabrikalarından kent bostanlarına, dayanışma ağlarından kooperatiflere kadar, dünyanın sokaklarında gördüğümüz şey şu: Halklar sadece itiraz ederek değil, aynı zamanda kurarak da direniyor. Bir fabrika kapanınca işçiler onu yeniden çalıştırıyor. Toprak gasp edilince köylüler tohumu saklıyor. Mahalle yıkılınca insanlar yeni bir yaşam alanı kuruyor. Halk kendi okulunu, mutfağını, sağlık ağını, pazarını yaratıyor.

Elbette komünal ekonomi kolay değil. Çünkü sistem sadece cebimizde değil, aklımızda da örgütlü. “Benim param”, “benim zamanım”, “benim başarım”, “benim kurtuluşum” diye diye bizi birbirimize yabancılaştırıyor. O yüzden komünal ekonomi aynı zamanda yeni bir insan ilişkisi kurma mücadelesidir. Güvenmeyi, paylaşmayı, birlikte karar almayı, birlikte yanılmayı ve birlikte yeniden denemeyi gerektirir.

Bu yüzden mesele sadece daha adil bölüşmek değildir. Mesele hayatı yeniden kurmaktır. Paranın değil zamanın, rekabetin değil dayanışmanın, kârın değil yaşamın ölçü olduğu bir dünya kurmak. Belki de bugün en devrimci cümle şudur: Tek başımıza yetmiyoruz. Ama birlikte, yeniden başlayabiliriz.

Yazı devam edecek, burada ve sokaklarda…


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Metin Yeğin yazdı: Sosyal ekonomi

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu...

Metin Yeğin yazdı: Bir komün belediye

İspanya’nın komün belediyesi Marinaleda’daydım. Zeytin ağaçlarının arasından zeytinyağı fabrikasına...

Metin Yeğin yazdı: Kolektif halk ekonomisi

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes,...

Metin Yeğin yazdı: Direniş ekonomisi

Filistin’deki soykırım sadece kurşunlar, bombalar ve dronlar gibi postmodern...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,240AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın