yaklaşımlarÖzkan YıkıcıUkrayna savaşının normaleştikleri - Özkan Yıkıcı

Ukrayna savaşının normaleştikleri – Özkan Yıkıcı

Savaş önce gerçekleri yok eder cümlesi oldukça doğru karşılık bulur. Her savaş başlangıcında bu sözler oldukça olayın önemini de yansıtmaktadır. Basit gelecek tanıma dahası da eklenmesi şart: savaş sıcak haldeyken söylenen cümle, aslında tüm savaş sğreçklerini içermektedir. Daha savaş haline girilirken, kriz derimleşirken, savaş ufukta görülürken, savaş sonrası ateşkes dönemleri dahi ayni ifadenin geçerli olduğu kesindir. Bunu eğer doğrudürüs gündeme gelse, K. Kıbrısta resmen senelerdir yaşanan somut olgularla da kanıtlanır. Savaşın sıcak değil senelerdir atteşkes süreci nin geçerli olduğu adamızda nice gerçeğin nasıl katledilip, resmen yalanlarla yeni idolojikleşme oluştuğunun anlaşılması gayet kolaydır. Fakat, nedense gerçeklerin katli sadece savaşın başlamasıyla sınırlatılma gibi eksik tanımlama hala yapılmaktadır. Oysa sıcak savaşın olmadan önce ve sonrasında kriz devam ediyorsa, gerçekler hep katledilir. Tehlikeli düşünce mayınına dönüşürler. Bunu belirtiğim gibi, en iyi eğer doğrudürüs gerçeklerle bağlı düşünülse, K. Kıbrısta çok iyi anlaşılıp, dersler de çıkarılacaktı.***

Son dönemde Ukraynada savaş yaşanmaktadır. Klasik gerçeklerin de katlinin çoktan başladığı bölge halindeydi. Yapılan algı operasyonlarıyla da bu katliyama ne kabullendirme kötü duygular da kültürleştirilmektedir.Nitekim savaş bir yandan dezerformansyon öte yanda normal zamanda kabulenmeceğimiz tutumları savunur hale geldik. Görmezden gelmenin kolaylığı yerleşti. Nitekim, tarafcıl tutumlar Emperyalist Pazar mücadelesi gibi genel sınıfsal gerçekler, yanına medya probagandası da katılınca, dün kötü dneilen, anormal bakışlı düşünceler birden normal ve savunulur şekle döüştürüldü. Tıpkı Suriyede veya Libyada herkese cihatçıları, gericileri ve işkal etmeleri “demokrasi ve özgürlük” adıyla kabullendirme gibi. Elbet, tıpkı Suriye savaşında olduğu gibi, gerici ciahtcılar adıyla değil demokratik mücadele eden örzgür savaşçılar gibi kabullendirildi. İsimleri söylense herkes karşı duracaktı. Medya gücüyle, siasal propagandayla normal zamanda söylense, bunların karanlık ortaçağ kesimleri diye kabullendirilmeyeceklerdi. Oysa savaşın sıcak ortamı ve üretilen kelimelerle konulan etiket sonucu önce gündemleştirilip,sonra da kabul görecek duruma getirldi. Ukrayna da böylesi gerçeklerin hem de yine sistemin pompalamasıyla yaşanmaktadır.

Size birisi direk Neonazi veya faşistler dese, hemen karşı tavır kordunuz. Ama, konu hakaında birikiminiz yoksa, konuyu istenilen gündemde sıcağı sıcağına reklamlı görüntülerle algılarsanız, eksikliğiniz sizi resmen faşistlerin resmen savunur konumunda brakmaktadır. Ukrayna ile biraz bilginiz farsa,  örneğin çok uzağa gitmeden 14 Meydan darbesini ile Neonazilerin rollerini azçok biliyorsanız, konuyu sorgulamaya başlarsınız. Hele de bu darbe sonrası Rusçanın resmi dil olmasının yasaklanması, Komonist parti olmak üzere birçok partinin de yasaklar listesine indirgenmesi de sizi düşündürecekti. Doğuda yapılan katliyammlar, sendikacıların bir binada yakılması olaylarında neden dünya medyasının sesiz kaldığı soruları da aklınıza gelecektir. Hele de ikidebir Uluslararası hukuk derken, imzalanan Minsk anlaşmalarına Ukraynanın uymamasını da bir yere eklerdiniz. Konuları sıralamak kolaydır. Ama, bunlar ötelendirilirken, faşistlerin yaptıklarını sanki özgürlük mücadelesiymiş gibi de başka pencereden kabullendirilme medyacılığına da tutsak olursunuz.

Bilgi eksikliği ve tek yanlı probaganda savaşa dek gelince, konu gündem olup ordan bazı olgular alınıp salt Rusyanın müdahalesiyle yetinirseniz de sıradan faşistleşme tutumlarına da hazır hale gelirsiniz. Doslayeskiyi yasaklama, Rus öğrencilerinin burslarını kesmek, sanatçıları işten atma ve düne dek resmen davet edip paralarıyla caka satlan oligartların da mallarına el koyma normaleiğine gelirsiniz. Üstüne sert önemlerle Rusyaı kuşatma ve etkisiz kılma politikasının da zeminini ateşlersiniz. Hep Amerikan suçlamalarıyla Ukrayna resmi çizilirken, arada ABD Başkanının Oğlu Baydının Ukrayna yönetimleriyle ilişkilerini de görmezden gelme lüksünüz vardır. Ama, faşistleri görmezden gelip onların yaptıklarını da savunmak, demokrasinin herhalde şanındandır. Öyle durumlar olur ki şimdiki kukla başkan Zelenski seçilirken Neonazileri yönetimden uzaklaştıracağını söyleyerek de kazandı. Fakat, daha ilk adımından dimitrof nazi komutanı Zelenskiye “seni ya öldürürüz veya kaçarsın” tehtidiyle onu korkutu. Sonuçta Dimitrof gibi nas-ziler resmen orduda ya general veya danışman olup özellikle öteki dedikleri Rusyaya karşı sert saldırılar yaptı. Bunu da bilmek gerekmezmiş! Hele de son Bir Gün gazetesinde Ceyda Karanın hatırlatığı olay da var. Ukraynada biyolojik silah yapmaya aday labratuvar da ortaya çıktı. Amerika bu ıolayı da kulanmaya yeltendi. Kimse biyolojk silah veya labratuvar yasağına yasak diyemedi. Ama, ukraynaya durmadan hem de açık davet ve destekle paralaı milisler sokulmaya devam ediliyor.Cihatcısından Avrupadaki parayla savaşan nice milis Ukraynaya sokuldu. Herhalde bunların demokrasi şanpiyonları olduğu diyecek kişiler de pek yok. Ama tıpkı idlipteki veya IŞİD olayında olduğu gibi bunların Ukraynada demokrasi için savaştıklarını söyleyip silahlar da vermektedirler.

Son kanıtlanan bir başka durum daha var: özellikle Rusyanın ordusu Odesada epey zorlanıyor. Ukrayna ordusunun orada büyük yığınak yaptığı da kesindi. Dahası, Rusyanın, Ukraynanın doğusuna mart ayında hareket başlatacak idiyalarının da doğruluğu anlaşılıyordu. Ama bunlar pek konuşulmaz. Tıpkı Ukraynada bir caminin Ruslar tarafından vurulupn  tahrip edilmesi haberi sonrası yalan olduğu gerçeğinin de birlikte verilmemesi gibi Bir anlamda Ukrayna savaşı birçok kesimi şu normal bakışa taşıdı: Faşistlerin yaptıklarını savunma derecesine getirdi. Sıradanlaştırılan ırkçılıkla da sanata dek varan karşı yıkım tutumjları de normal şekilde sergileniliniyor. AB büyüsünün bozulduğu ve gerçeklerin katledilme ikilemlerinde ordan oraya savruluyoruz. Öyle ki bizde de görülen örnekle,kendine sol akademisyen diyenler dahi resmi görüş yanına Rusyada Liberal gelecek noktasına getirdi. Buda sol göünümle sağ teslimiyet gerçeğinin de ecıyla karşımıza gelmesinin tanıklaşmasıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Canlı yayın