yazılarKıbrıs iktibas“Turistsin ve emirlere biat edeceksin” - Maria Siakalli

“Turistsin ve emirlere biat edeceksin” – Maria Siakalli

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

Son ana kadar bu olayı sizlerle paylaşmanın önemli bir nedeni olup olmadığı ve faydalı olup olmayacağı konusunda ikilemdeydim.

Bu hiç kolay bir karar olmadı benim için ama sonunda hem mantığım hem de duygularım bunu yapmam gerektiği konusunda hemfikir oldu. Bu konu hepimizi ilgilendirir.

Bu hafta içerisinde Lefkoşa‘daki Rüstem Kitabevi‘ne giderken Ledra Caddesi‘ndeki barikatta durmak zorunda kaldım ve Türkçe ve Rumca konuşan kolluk kuvvetleri tarafından kimliğim iki kez kontrol edildi.

Aralarındaki alanda yürürken telefonum çaldı, ben de açtım. Türkçe konuşan memur kapatmamı söyledi “No phone!”. Ben de arkadaşıma durumu izah ettim ve kapattım.

Ben telefonu kapatınca memur iş arkadaşına dönüp “ben kapat dedim o konuşmaya devam ediyor

Ben hesaplamadan (ki tecrübem böyle durumlarda bunun şart olduğunu öğretti) ve spontane bir şekilde adama Türkçede “arkadaşıma durumu izah ettim ve kapattım, kapatmadım mı?” dedim.

Önce bir afalladı sonra sert bir sesle “buraya geldiğinde ben söylemeden kapatman gerekirdi!” dedi. “Siz söyleyince kapattım ya! Ayrıca, bunun nedeni ne acaba?” diye sordum. “Öyle!” dedi.

Kabul ediyorum o anda kafamdaki “demokrasinin adına bu cevabı kabul edemezsin” yüksek sesle itiraz eden sesime kandım ve “Mantıklı bir sebep yok diyorsunuz yani” dedim.

Şimdi onun kafasındaki sesinin onu ne yapmaya ikna etmeye çalıştığını bilemem ama pasaportumu fırlatarak “geri dön” dedi. “Bunu yapmaya hakkınız yok! Avukatımı arıyorum!” dedim.

Sustu.

Ben ise demokrasinin kazandığı yanılsamasından memnun bir şekilde ikinci pencereye geçtim. Oradaki memur sağ olsun gerçeğe dönmeme yardım etti.

Bir sonraki cümledeki tüm parantezlerde bu sözleri dinlerken aklımdan geçen düşünceleri görebilirsiniz: “Sizinkiler (bizimkiler mi?) bizimkileri (sizinkiler de kim ayol?) böyle durumlarda geri döndürüyorlar. Seni de geri döndürmek lazım aslında

Anladım!

Kolluk kuvvetlerinin arasında bir kuvvet yarışmasının arasına düştüm ama bu arada bütün geçiş işlemleri tamamlandı. Hiçbir şey söylemeden geçebilirdim. Ama… “Beyefendi ben kimseyi geri döndürmedim, memur falan da değilim, ayrıca hiçbir yasayı çiğnemedim dolayısıyla beni geri döndürmeye hakkınız yok! İyi günleeeer”, dedim.

Farkındaydım, sesim yükselmeye başladı ve tamamen “ne olursa olsun umurumda değil” psikolojisinin esiriydim.

Sen burada turistsin ve sana verilen emirlere biat edeceksin!” dedi.

İçimde resmen bir volkan patlaması yaşandı! “Turist mi?”, “Biat mı”?! Etkilenmemeyi başaran tarafım canla başla ağzımı kapalı tutmaya çalışıyordu. “İyi günler”, dedi. (Tamam işte iyi günler dedi, hemen ayrıl buradan, seni bekleyen arkadaşlarını düşün, yapacağınız o güzel etkinliği düşün ne olur!)

Ayrıldım. Başardım!

Başardım diyorum, çünkü hiç de kolay bir mücadele değildi. Yolda yürürken bir anda kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum, öte yandan da “ben kendi memleketimde turist muamelesi görmeyi kabul edemem” diyen ve adanın kuzey kısmına geçmeyen Kıbrıslı Rumları düşünmeden edemiyorum.

Böyle yerlerde, böyle düzenlerde kim haklı kim haksız…

Hangisi doğru hangisi yanlış…

Statükonun değişmesi için hala umudun olduğu geçmişin aksine şu anda kesin bir cevabım ve tartışmaya açık olmayan bir argümanım yok. Bu da beni kahrediyor…

Ancak hala daha emin olduğum bir şey var ki o da henüz hiçbir şeyin bitmediği ve yeniden birleşme ve barış için en ufak bir ihtimal bile olduğu sürece memleketimin tümünde elimden gelen her şeyi yapacağım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Dionysis Dionysiou yazdı: Guterres Neden Geldi?

Kıbrıs, resmî olarak sürekli bir çatışmanın tarafı olmayı seçtiği...

Alper Ali Rıza yazdı: Guterres, 2017’deki Kıbrıs Barış Konferansı’nı Eline Yüzüne mi Bulaştırdı?

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres geldi ve gitti....

Mustafa Çıraklı yazdı: Guterres’in Ardından: Çözüm diplomasisi de değişmeli mi?

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti, büyük ölçüde...

Kerim M. Munir yazdı: Adapte Edilebilir Federalizm: Kıbrıs İçin Yeni Bir Anayasal Tasarım

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs ziyaretine hazırlanırken, belki de...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın