yazılariktibasTiyatro ne kadar politik olmalı? - Abi Ingham

Tiyatro ne kadar politik olmalı? – Abi Ingham

Orjinal yazının kaynağıonstageblog.com
Kategori:
Çeviren: Levent Atikoğlu

“Siyaseti tartışan tiyatro oyunları; korkmayan biri tarafından yazılmalıdır. Eleştirmekten veya etkilemekten korkmayan, ancak eleştirilmeye de açık olan biri tarafından…”

(Siân Brooke) — Fotoğraf: Mark Douet.

Yakın zamanda David Hare’in yeni oyunu ‘I’m Not Running’in yayınını izlemeye gittim. Mükemmel bir şekilde sahnelenen politik bir komedi… “Politik değilim” diyor Pauline, Sandy ile ilk tanıştığında… Onun doktoru olarak, “neden ama?” diye sorguluyor Sandy onu…

Bu soru önemlidir, çünkü aktif olarak dahil olmak istesek de istemesek de hepimiz hayatımızın her alanını etkileyen politikaya odaklanmalıyız ve politik olmalıyız. Politik olmayacak kadar şanslıysanız, varoluşunuzun ne kadar da güvende olduğunu, korunaklı bir konumda hissettiğinizi, ve birinin fikirlerinin günlük hayatınızı nasıl etkileyeceği konusunda hiç endişelenmek zorunda kalmadığınızı gösterir bu…

Tiyatro siyasete ve politik gündemlere ne kadar derinlemesine dalmalıdır? Tiyatro, Brexit gibi belirli politik olaylardan ve Donald Trump gibi tartışmalı politik figürlerden uzak durmalı mıdır?

Tiyatro, oyun yazarının görüşlerini geniş bir kitleye duyurmanın bir yoludur. Başka bir propaganda biçimi veya sadece bir kişinin kendi bakış açısını ortaya koymaya çalışması da olabilir. Peki, tiyatro ne kadar ileri gitmelidir? Bazı oyunlar karakterlerin davranışları aracılığıyla bir politika duygusunu korurken aşırı politik konulara zar zor değinir. Alan Bennett’in ‘Allelujah!’ gibi diğer oyunlarda, aşırı politik görünmeyen ancak vizesi bitmesine rağmen ülkede kalmaya çalışan Doktor Valentine gibi karakterler tarafından ortaya çıkarılan bir olay örgüsüne değinmesi mesela… Bu, oyunun sonunda Valentine’in diğer karakterler yerine izleyiciye hitap etmesiyle ilerler ve ‘eğitim bir ayrıcalık ve milliyet bir övünç’ derken İngiltere’nin ne ölçüde misafirperver olabileceğini sorgular. Bu, izleyiciye bir ulus olarak İngiltere’nin başarısızlıkları hakkında ince bir ders verirken tamamen farklı bir şeye de odaklanan bir oyun olduğunu gösterir:

Aslında, hikayedeki ana kırılma noktası da ilk perdenin sonunda gerçekleşir ve hikayenin geri kalanı da, neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğuna odaklanır…

Hem Hare’in “I’m Not Running” hem de Bennett’in “Allelujah!” adlı eserlerinde ana olay örgüsü genellikle bütçe kesintileri nedeniyle bir devlet hastanesinin kapanması gibi görünüyor. Bunun nedeni, bu konunun birkaç politikacı dışında diğer politikacıların benzer şekilde hissedip hissetmemesi midir?

İzleyiciyi birleştirmek için bu konu üzerine gidilirken arka planda da başka bir konu dönüyor. Medyanın siyaseti nasıl ele aldığına, Brexit gibi bir konuya odaklanırken, Evrensel Kredi ve ona güvenen insanların çoğunluğun yararına olmaması gibi diğer aynı derecede önemli konulara çok az odaklanması nasıl açıklanabilir?

Siyaseti tartışan oyunlar korkmayan biri tarafından yazılmalıdır… Eleştirmekten veya etkilemekten korkmayan, ancak eleştirilmeye de açık… Siyasi söylemde, sizinle aynı fikirde olmayan birileri her zaman olacaktır ve bu oyun yazarları için de aynı şey geçerlidir… Ancak, onların görüşleri sanat yoluyla ifade edilirken ve bu ifade biçimi de insanları etkilemenin en iyi yoluyken, tiyatro, hoşumuza gitsin ya da gitmesin, üzerimizde bir iz bırakır ve eğer ‘Allelujah!’ oyunundan da hatırladığınız tek şey, Land of Hope and Glory şarkısını söylemesi için bedensiz bir ses tarafından kendisine sorulan Doktor Valentine’in yüzüyse, o zaman belki de bazı insanların ev inşa ettikleri yerde kalmak için nasıl çaresiz olduklarını ancak evrak işleri yüzünden evlerine gönderildiklerinde hatırlayabiliriz…

Eğer ‘I’m Not Running’den tek çıkardığınız şey, Pauline’in niyetlerini açıklarken yüzündeki endişeyle karışık sevinç ifadesiyse, o zaman kadın politikacıların iz bırakmasının erkek meslektaşlardan daha zor olduğunu hatırlarsınız.

Bunun diğer tarafı ise elbette siyasetin bize tiyatro dersi vermesidir. Okullardaki sanat programları her zaman tehdit altındadır: bütçe kesintileri açıklandıktan sonra müzik, drama ve sanat hemen hemen her zaman ilk zarar görenlerdir. Bilim ve beşerî bilimlerin bu bütçe kesintilerini daha çok hak ettiğini söylemiyorum, ancak belki de tüm bu konuların eşit öneme sahip olduğunun dikkate alınması gerektiğini belirtmek önemlidir. Belki de sanatçılar olarak siyaseti tartışmak için sanatı kullanmamızın nedenlerinden biri, siyaseti ve bizi nasıl etkilediğini görmezden gelmeyeceğimizi göstermek için kendimizi ifade edebileceğimiz en iyi yolu kullanmamız gerektiğidir.

Politikacıların ekonomiden veya bilimsel çabadan daha az değerli görebileceği bir şey üzerinde çalıştığımız düşüncesi; sesimizin ve görüşlerimizin daha az değerli olduğunu göstermiyor. Hepimiz kendi yolumuzla katkıda bulunuyoruz ve bu nedenle görüşlerimiz tiyatroya yansıtılmalıdır. İnsanlar bir devlet hastanesinin kapanmasıyla ilgili bir oyun izlerken aynı zamanda kadınların statüsü veya ülkemizin göçmenlere nasıl davrandığı konusunu da hatırlayabilirler…

8 Şubat 2019


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Ertan Erol yazdı: Brezilya’da ‘beklenmedik’ sonuç

Brezilya’da genel seçimler ve başkanlık seçimlerinin ilk turu tamamlandı....

Önder İşleyen yazdı: Sokakların çağrısı

Büyük kriz sonrası uzun bir çalkantı döneminden geçiyoruz. Eski...

Dr. Cengiz Başkaya yazdı: Çağımızın insanı; homo plasticus

İnsan soyu tarih boyunca birçok aşamadan geçti. İlk aşama...

Ümit Akçay yazdı: COP31’e doğru: Antroposen, kapitalosen ve ekolojik emperyalizm

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu, çarpıcı bir çelişkiye...

Emre Demir yazdı: Farklılıklar içinde birlik arayışı: 18. BRICS Zirvesi

Yeni Delhi’de 18. BRICS Zirvesi, 12-13 Eylül 2026 tarihlerinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,897TakipçilerTakip Et
969AboneAbone Ol

Son eklenenler

Ecehan Balta yazdı: Halkların İklim Zirvesi

COP31’e bir ay kaldı. Antalya, hükümetlerin, diplomatların, uluslararası kuruluşların...

Özkan Yıkıcı yazdı: Halk TV üzerindeki kayyım ataması

Her zamanki gibi Çarşamba sabahı da gözlerimi açtım. Klasik...

Ceren Ergenç yazdı: Çin ve AB barıştı mı?

Coen kardeşlerin Okuduktan Sonra Yak filminin ünlü kapanış repliği “Sorunu...

Fikret Başkaya yazdı: Teknik bilim kapitalizmi neden kurtaramaz?

Gezegenlerin birinden bir seyyahın yolu Dünya’ya çıksaydı, her halde...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamam Böcekleri sokaklarda dolaşıyor!

Dünya neoliberal krizle tükenmişliklerde debelenip duruyor. Yerine geçecek yapı...

Volkan Yaraşır yazdı: Dekadans, faşizm ve kapitalist rasyon

Marx kapitalizmi “yaşayan metafizik” olarak tanımlar. Faşizm bu metafiziğin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gariplik vardır!

Son günlerde Suudi merkezli çelişkili algı yaratacak haberler dünyada...

Canlı yayın