iktibasHediye LeventSuriye’de özerkliğin temelini Dürziler mi atıyor? - Hediye Levent

Suriye’de özerkliğin temelini Dürziler mi atıyor? – Hediye Levent

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Bölgedeki baş döndürücü nüfuz mücadelesine ve çekişmelere BM Genel Kurulu arası verildi. Bütün gerilimler, ajandalar, hırslar, hesaplar BM koridorlarına taşındı. Herhangi bir ülke ya da taraf bölgedeki gidişatı BM koridorlarında lehine çevirebilecek mi; bekleyip göreceğiz. Ancak BM Genel Kurulunun tadını en çok çıkaran kişi muhtemelen Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Eş Şara.

İnanılmaz bir PR çalışmasının eşlik ettiği Eş Şara’nın New York çıkarmasında, ABD’nin Irak’tan sorumlu meşhur Eski Komutanı David Patreus ile diyaloğu gibi sürrealist anlara tanık olduk. Patreus, Eş Şara’ya “Birçok hayranınız var, bunlardan biri de benim” diyor. Hızını alamayıp “Sizin başarınız bizim başarımızdır” diye ekliyor. “Bunca baskıya nasıl dayanıyorsun? Geceleri yeterince uyuyabiliyor musun?​” diye soruyor ve bunu neden sorduğunu da açıklıyor: “Sizin için endişeleniyoruz…”

Türkiye kamuoyunda Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi skandalı ile bilinen Patreus’un, Eş Şara açısından önemi bambaşka. Patreus’un Irak’taki Amerikan askerlerine komutanlık yaptığı dönemde, Eş Şara sahada silah arkadaşı Bağdadi ile birlikte cihatçı gruplar içinde öne çıkan teröristlerdendi.

Bu arada Eş Şara’nın, sosyalist Arap milliyetçisi ve Cemal Abdulnasır hayranı bir babası olduğunu hatırlatmak gerek. Eş Şara’nın El Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesi liderliği ile sonlanan cihatçılık kariyeri aslında cihatçı olmak hedefiyle başlamadı.

Amerika’nın Irak’ı işgal ettiği dönemde Suriye’den çok sayıda genç Irak’a savaşmak için gidiyor. Hatta bu gençlerin başvurabilecekleri resmi merkezler bile oluşturuluyor Suriye içinde. Kısa bir eğitim alıyorlar ve eğitimleri de Suriye ordusu tarafından veriliyor. Irak’a Arap milliyetçiliği heyecanıyla giden ve Amerika’ya karşı savaşmak dışında bir hedefleri olmayan yüzlerce genç gibi Eş Şara da Irak’ta yıllar içinde radikalleşiyor ve cihatçıya dönüşüyor. Zaten Suriye’de Arap Ayaklanması başladığında çok kısa sürede El Kaide’nin örgütlü ve hiyerarşik bir yapı olarak Suriye’de ortaya çıkmasını da bu gençler sağlıyor. Yıllar önce Beşşar Esad’ın bir röportajda “Suriye’den Irak’a gidenler Amerikan askerlerini öldürüyorsa bu beni ilgilendirmez” dediği gençler, artık sahada iyice pişmiş cihatçılar olarak Suriye’ye döndü. Öyle ki sahada, aralarında babası ya da ailesi BAAS partisinin önde gelenleri olarak bilinen Suriyeli cihatçılar bile vardı artık!

BM Genel Kurulunu yakından takip eden başta Suriyeliler olmak üzere Arap dünyası da, Batı dünyasının ve Amerika’nın Eş Şara ilgisini, sevgisini anlamaya çalışıyor. Bu abartılı ilginin arkasındaki en önemli sebep, Eş Şara’nın Suriye içinde yüzde 20 bile olmayan halk desteği olduğunu yani içeride meşruiyetinin olmadığını unutturup, dış desteğin sağlayacağı dalga ile kayığını yürütmesini sağlamak!

Sonuçta 7 Ekim’de HAMAS’ın İsrail yerleşim birimlerine saldırısı ile başlayan İran’sız bir bölge dizaynının göbeğinde epeydir Suriye duruyor.  Türkiye ve İsrail başta olmak üzere birçok ülkenin ve bölgesel ya da yerel unsurun Suriye’den geçen hesapları var.

Eş Şara New York’ta muhtemelen kendisinin bile inandığı ilizyonun tadını çıkarırken, Suriye sahasında oldukça sert gerçekler hakim. En önemli gelişme Dürzi kenti olarak bilinen Süveyda’daki duruma ilişkin Amerika-Ürdün ve Suriye arasında yapılan uzlaşma/anlaşma. Bir süre önce 2 bine yakın sivilin katledildiği ve 500’den fazla insanın kaçırıldığı saldırıların ardından Süveyda, Şam tarafından koruma adı altında ablukaya alınmıştı. Anlaşmada ablukanın kaldırılması dahil birçok önemli talebe ilişkin uzlaşmaya varıldığı belirtiliyor. Ancak en önemli nokta Süveyda içindeki güvenliğin ve kısmen kamu hizmetlerinin Dürziler tarafından sağlanmasının önünü açan madde.

Kısacası Şam’ın altına imza attığı Süveyda anlaşması, özerkliğin temeli sayılabilecek bir içeriğe sahip. Yani Türkiye başta olmak üzere birçok ülke özerklik ya da federasyon tipi yönetim ihtimali nedeniyle gözünü Suriye’nin kuzeydoğusunda, Kürtlerin öncülüğünde kurulan öz yönetime ve SDG’ye dikmişken, asıl çıkışı Dürziler yaptı.

Bu anlaşmanın bir diğer önemi de İsrail’in Suriye’den taleplerinin bir kısmını içeriyor olması. Elbette Suriye’de güçlü bir merkezi yönetim olmaması, özerklik ya da federasyon modelinin uygulanması İsrail’in başlıca hedefi. Bu nedenle Süveyda anlaşmasının uygulanıp uygulanmayacağı ya da pratikte nasıl uygulanacağı İsrail-Suriye arasında büyük ihtimalle bu yıl içinde imzalanacak anlaşmaların da ipuçlarını verecek. Gerçi Dürzilerin Lideri Şeyh Hikmet Hicri bu anlaşmanın ölü doğduğunu söyledi, ancak herkesin BM Genel Kurulu sonrasını beklediği, İsrail’in bu patırtının ardından daha da el yükselterek Suriye’ye yönelik baskısını artırması. Yine Suriye’deki Dürzilerin İsrail ile geçtiğimiz 2 ay içinde ilişkilerini derinleştirdiği, İsrail’den para ve silah desteği almaya başladıkları gibi iddialar var ve bu iddiaların gerçek olma ihtimalleri yüksek.

Henüz resmi bir metin paylaşılmamış olsa da İsrail, askeri açıdan hem Suriye’yi hem de Lübnan’ı kontrol edebildiği Şeyh Dağı’ndan/Hermon’dan çekilmeyecek ve Golan Tepelerinde 8 Aralık sonrası işgal ettiği yerlerden çıkmayacak. Şam’a 10 km mesafeden itibaren Süveyda, Dera ve Golan Tepeleri dahil ülkenin güneyinin 3 parçaya bölünmesini ve silahsızlandırılmasını isteyen İsrail, bu bölgelerde Şam’a ait ağır silah da istemiyor, Şam’ın bu bölgelerin hava sahasına girmesini de. Zaten Şam’a 10 km mesafeden itibaren ülkenin güneyini kontrol etmek demek Lübnan-Ürdün ve Irak sınırları boyunca bütün ülkeyi izlemek, hava sahasını kontrol etmek demek.

İsrail’in sahada pratik olarak büyük ölçüde uyguladığı bu talepler en çok Türkiye’yi rahatsız ediyor ancak hem sahada askeri olarak hem de diplomatik açıdan kimsenin engeline takılmadan agresif bir şekilde ilerleyen İsrail’in nasıl durdurulacağı şimdilik meçhul. Mevcut şartlara bakılırsa Türkiye de İsrail de doğrudan bir çatışma istemiyor ancak nüfuz savaşının iyice alevleneceği ve iki tarafın Suriye sahasında birbirlerine iyice yaklaşacağı da açık. Bu nedenle BM Genel Kurulu sonrası olacakları ve özellikle de Rusya’nın Suriye sahasına girişini yakından izlemek gerekiyor.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hediye Levent yazdı: Boğaz savaşları ve uçurumun eşiğinde bir kıta!

Hürmüz Boğazı’ndaki öngörülemez gidişata ek olarak yenilerde Bab El...

Hediye Levent yazdı: Lübnan’da iç savaş hayaleti bir kez daha uyandı!

İsrail işgalleri, iç gerilimler gibi büyük kırılmaları atlatan Lübnan,...

Hediye Levent yazdı: Irak ve Suriye’yi Türkiye ‘koruyacak’ ama nasıl?

Irak’ın çiçeği burnunda Başbakanı Ali Ez Zeydi kritik ve...

Hediye Levent yazdı: Avrupa’da Rus hayaleti ve yeniden yeni bir NATO!

Dünya yeni bir kırılmanın eşiğinde. Ankara’daki NATO zirvesini kritik...

Hediye Levent yazdı: Irak’ta yüzyılın operasyonları ve temkinliler!

Irak yolsuzluk operasyonu ile çalkalanıyor. Irak basınında yerin 4...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,913TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Canlı yayın