Genelde basit bir yorumlama tekniği yok saydırtılmaktadır. Konunun öncesinden şimdiğe geliş ile bunun sistemsel gerçeklerle kıyaslanarak tamamlanması. Geçmişle günümüz bağlantısı doğru kurulduktan sonra da ardından geleceğin ayni şartlarda devam etmesi halinde olacaklar da daha kolay anlaşılır. Öngörü yapıp uyarı ile seçenekler de oluşturulur.
Sistemsel bu gerçeklik ise sonuçta doğrularla düşünme basit açılımına geliriz. Bu konuda iki örnekle olayı aşmaya uğraşacam.
İlk konu son yaygın orman yangınlarıyla başlayalım. Basit sonuçlarla değil de yukardaki yöntemlerle olaya dalacam. Elbet genel bazı gerçekler her yangın sonrası eğer biraz araştırılırsa, seslendirilir.
Seksenler başında iki kuram epey duyuluyordu. Kapitalist sistemde neoliberalizmin yerleşmesi, iklimlerin artık basit yumuşak şekliyle de ısındığı bilgilerinin hayataki karşılığı oluyordu. Ama sistem hep imkar ediyordu. Neolbirralizmi banbaşka telden överken, iklim bozulmalarını da milyonluk dolarlarla ret eden sahte raporlar yayınlandı. Doksanlarda ise konu artık genel olarak neoliberalizm ile birlikte haberleşmeğe başladı…
İkinci nokta da yine ayni eksendendi. Doksanlarda en başta Yunanistan ispanya gibi ülkelerdeki orman yangınlarında iklim bozulmaları yanında özeleştirme de deniliyordu. Yapılan özeleştirmeler, ayni zamanda sermaye karıyla da tamamlanıyordu. Sermaye karı ise basit ekonomik kural ile mali disiplin idi. Mali disiplin olunca da daha az çalışan ile bazı alanlara önem vermeme devamlılığı oldu. Buda en hafifiyle tetbirler konusundaki zayıflama demektir. Yangın olunca da yetersizlikler karşımıza çıkmaya başladı. Günümüz Türkiye tartışmalarında bu gerçekleri hep duyduk….
Başka bir neden de orman yangınlarının daha swert oluşurken, kimi orman mühendisinin “toprağın ağacı ret etmesi” laflarına da kulaklarımız tanık oldu. Devamaında da iklimlerin bozulmasıyla topraktaki değişimler de katılıuordu…
Özeleştirmelerle de algı olarak probaganda yapılırken, kamunun da hantalaştırıldığı ekleniyordu. Özeleştirme ile iki önemli gerçeğin de adını duyduk. Kamusal ölçekli orman yerleşkeleri dahi kaldırıldı. Buda ilk önemli engeleme duvarın yıkılması demektir. Ötekisi de özeleştirme sonucu, elektrik telerine dahi gereken bakım yapılmadığı sonucuyla da yangınların tetiklenmesi nedeni olarak da duyuluyor. Türkiyeden Amerikaya bu neden son günlerin yangınlarında sık sık duyuldu.
Bir örnek daha verecek olursak: işdahlı kapitlist yağmadır. Birçok orman yangınında yakılan yelrlerden imara aşmadan madenciliğe dömüşümlerin yapılmasıdır. Böylelikle orman yerleri rantın kol gezdiği ve giderek oradaki doğanın geri dönülemeyecek hale sokulması demekti.
Tüm renklerin ortak ifadesi, bizi neoliberal politikaların orman ilişkilerine veya daha de tehlikelisi, doğa insan ilişkisindeki yeni sıçrama sonucudur. Bakın nedenlere ve neoliberalizmin hedefli politik kurumsallaştırılan yapısına. Gerekeni bulursunuz. Tek tek nedenle dahi sonuçta karşımızda neoliberal kapitalist sistem gelir. İklim bozulmasıyla başlayan devamında da kamusal anlayıştan özeleştirmeğe açışımın mirasıdır.
Bu bölümü çarpıcı bir Türkiye örneği ile tamamlayım. İstanbul belediye başkanlığını kazanan İmamoğlu itfayiye almak istedi. Daha iyi kurumsallaşma etme peşindeydi. Fakat, devlet buna izin vermedi. Belediyeye bağlı itfayiye olması karşıtlığı ile harekt edip bu konuda en basitiyle müdahale etmenin de önünü engelediydi.. bilmem kaçı hatırladı birkaç yıl önceki bu tartışmayı. Tabi yangınları önleme değil de otoriter rejimlerin savurganlık yatırımı tercihini de buraya eklemekle yetinecem.*****
Birçok ülkede dünya yazın Orman yangınlarıyla savrulurken uzaktan yapılan bir üst meclis kısmi seçimini de pek konuşmadı. Oysa bu başka bir sistemsel gerçeğin tehlikeli yakarışıydı. Geçen hafta sonu Japonyada üst meclis kısmi seçimi yapıldı. İktidardaki Liberal parti geleneksel hükümet olma konumunda önemli darbe aldı. Her iki mecliste de azınlığa düştü.
Fakat önemli sonuç da karşımızda duruyordu. Dünyada oluşan kapitalist krizle siyasal sistem karşıtı seçeneksizliğin, faşizme evrilmesinin yeni mesajıydı. Japonyanın özüne dönme hareketi dördüncü sıraya yerleşti. Hem de önemli sayıda vekil de aldı. Bu Japonyada pek alışılan gelişme değildi. Fakat, krizler ve seçeneksizlik klasik bir başka tehlikeli örneği de öne çıkarıyordu. Hareketin Trump düşünceli eksende olması ise dünya denklemindeki devletler ağındaki faşistleşme geleceğin de önemli uyarısıydı.
Japonyadaki faşist partinin da kulandığı probaganda olguları bize yabancı gelmiyor. Ülkedeki yabancıların sorunların nedeni olarak gösterilmesi.. kadınlara fazla haklar verilmesi, dini yaklaşımla konulara bakmak, ülkedeki ekonomik aşmazlıkların olması bunlardan birkaçıdır. Aynen öteki faşist hareketlerin baş vurduğu probaganda araçları oluyorsdu. Özde ise daha gericileşme ile saldırganlığın artmasıydı.
Bu sıralanan gerçekler, ilerde Japonyada da faşist gerçeklerle karşılaşacağımızın ilk uyarılarıdır. Örneğin azınlığa düşen hükümet nekadar dayanacak sorusu şimdiden başladı. Liberal kualisyon istifa etmeyeceğini söyledi de azınlık olunca bunun garantisi de olamayacak öteki madalyon yüzüdür. Ayrıca istifa halinde nerede ise adı dahi duyulmayan Özüne dönme Japonya partisinin parlementoda daha güçlü haline gelme tehlikesi artık tahminin de ötesidir.
Uzak asya ülkesindeki bu gelişme, öteki benzer gelişmeleri de yanyanna koyunca, neoliberal tıkanış ile seçeneksizlik savrulmasında, faşizmin yükselmeğe devam etiği tehlikelerle doluu dünya mayın sistemiyle artık normaleşen yaşama geçtğimizi kanıtlamaktadır.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



