yaklaşımlarÖzkan YıkıcıSistemin aynasından: orman yangınlarından Japonya son seçimlerine - Özkan Yıkıcı

Sistemin aynasından: orman yangınlarından Japonya son seçimlerine – Özkan Yıkıcı

Genelde basit bir yorumlama tekniği yok saydırtılmaktadır. Konunun öncesinden şimdiğe geliş ile bunun sistemsel gerçeklerle kıyaslanarak tamamlanması. Geçmişle günümüz bağlantısı doğru kurulduktan sonra da ardından geleceğin ayni şartlarda devam etmesi halinde olacaklar da daha kolay anlaşılır. Öngörü yapıp uyarı ile seçenekler de oluşturulur.

Sistemsel bu gerçeklik ise sonuçta doğrularla düşünme basit açılımına geliriz. Bu konuda iki örnekle olayı aşmaya uğraşacam.

İlk konu son yaygın orman yangınlarıyla başlayalım. Basit sonuçlarla değil de yukardaki yöntemlerle olaya dalacam. Elbet genel bazı gerçekler her yangın sonrası eğer biraz araştırılırsa, seslendirilir.

Seksenler başında iki kuram epey duyuluyordu. Kapitalist sistemde neoliberalizmin yerleşmesi, iklimlerin artık basit yumuşak şekliyle de ısındığı bilgilerinin hayataki karşılığı oluyordu. Ama sistem hep imkar ediyordu. Neolbirralizmi banbaşka telden överken, iklim bozulmalarını da milyonluk dolarlarla ret eden sahte raporlar yayınlandı. Doksanlarda ise konu artık genel olarak neoliberalizm ile birlikte haberleşmeğe başladı…

İkinci nokta da yine ayni eksendendi. Doksanlarda en başta Yunanistan ispanya gibi ülkelerdeki orman yangınlarında iklim bozulmaları yanında özeleştirme de deniliyordu. Yapılan özeleştirmeler, ayni zamanda sermaye karıyla da tamamlanıyordu. Sermaye karı ise basit ekonomik kural ile mali disiplin idi. Mali disiplin olunca da daha az çalışan ile bazı alanlara önem vermeme devamlılığı oldu. Buda en hafifiyle tetbirler konusundaki zayıflama demektir. Yangın olunca da yetersizlikler karşımıza çıkmaya başladı. Günümüz Türkiye tartışmalarında bu gerçekleri hep duyduk….

Başka bir neden de orman yangınlarının daha swert oluşurken, kimi orman mühendisinin “toprağın ağacı ret etmesi” laflarına da kulaklarımız tanık oldu. Devamaında da iklimlerin bozulmasıyla topraktaki değişimler de katılıuordu…

Özeleştirmelerle de algı olarak probaganda yapılırken, kamunun da hantalaştırıldığı ekleniyordu. Özeleştirme ile iki önemli gerçeğin de adını duyduk. Kamusal ölçekli orman yerleşkeleri dahi kaldırıldı. Buda ilk önemli engeleme duvarın yıkılması demektir. Ötekisi de özeleştirme sonucu, elektrik telerine dahi gereken bakım yapılmadığı sonucuyla da yangınların tetiklenmesi nedeni olarak da duyuluyor. Türkiyeden Amerikaya bu neden son günlerin yangınlarında sık sık duyuldu.

Bir örnek daha verecek olursak: işdahlı kapitlist yağmadır. Birçok orman yangınında yakılan yelrlerden imara aşmadan madenciliğe dömüşümlerin yapılmasıdır. Böylelikle orman yerleri rantın kol gezdiği ve giderek oradaki doğanın geri dönülemeyecek hale sokulması demekti.

Tüm renklerin ortak ifadesi, bizi neoliberal politikaların orman ilişkilerine veya daha de tehlikelisi, doğa insan ilişkisindeki yeni sıçrama sonucudur. Bakın nedenlere ve neoliberalizmin hedefli politik kurumsallaştırılan yapısına. Gerekeni bulursunuz. Tek tek nedenle dahi sonuçta karşımızda neoliberal kapitalist sistem gelir. İklim bozulmasıyla başlayan devamında da kamusal anlayıştan özeleştirmeğe açışımın mirasıdır.

Bu bölümü çarpıcı bir Türkiye örneği ile tamamlayım. İstanbul belediye başkanlığını kazanan İmamoğlu itfayiye almak istedi. Daha iyi kurumsallaşma etme peşindeydi. Fakat, devlet buna izin vermedi. Belediyeye bağlı itfayiye olması karşıtlığı ile harekt edip bu konuda en basitiyle müdahale etmenin de önünü engelediydi.. bilmem kaçı hatırladı birkaç yıl önceki bu tartışmayı. Tabi yangınları önleme değil de otoriter rejimlerin savurganlık yatırımı tercihini de buraya eklemekle yetinecem.*****

Birçok ülkede dünya yazın Orman yangınlarıyla savrulurken uzaktan yapılan bir üst meclis kısmi seçimini de pek konuşmadı. Oysa bu başka bir sistemsel gerçeğin tehlikeli yakarışıydı. Geçen hafta sonu Japonyada üst meclis kısmi seçimi yapıldı. İktidardaki Liberal parti geleneksel hükümet olma konumunda önemli darbe aldı. Her iki mecliste de azınlığa düştü.

Fakat önemli sonuç da karşımızda duruyordu. Dünyada oluşan kapitalist krizle siyasal sistem karşıtı seçeneksizliğin, faşizme evrilmesinin yeni mesajıydı. Japonyanın özüne dönme hareketi dördüncü sıraya yerleşti. Hem de önemli sayıda vekil de aldı. Bu Japonyada pek alışılan gelişme değildi. Fakat, krizler ve seçeneksizlik klasik bir başka tehlikeli örneği de öne çıkarıyordu. Hareketin Trump düşünceli eksende olması ise dünya denklemindeki devletler ağındaki faşistleşme geleceğin de önemli uyarısıydı.

Japonyadaki faşist partinin da kulandığı probaganda olguları bize yabancı gelmiyor. Ülkedeki yabancıların sorunların nedeni olarak gösterilmesi.. kadınlara fazla haklar verilmesi, dini yaklaşımla konulara bakmak, ülkedeki ekonomik aşmazlıkların olması bunlardan birkaçıdır. Aynen öteki faşist hareketlerin baş vurduğu probaganda araçları oluyorsdu. Özde ise daha gericileşme ile saldırganlığın artmasıydı.

Bu sıralanan gerçekler, ilerde Japonyada da faşist gerçeklerle karşılaşacağımızın ilk uyarılarıdır. Örneğin azınlığa düşen hükümet nekadar dayanacak sorusu şimdiden başladı. Liberal kualisyon istifa etmeyeceğini söyledi de azınlık olunca bunun garantisi de olamayacak öteki madalyon yüzüdür. Ayrıca istifa halinde nerede ise adı dahi duyulmayan Özüne dönme Japonya partisinin parlementoda daha güçlü haline gelme tehlikesi artık tahminin de ötesidir.

Uzak asya ülkesindeki bu gelişme, öteki benzer gelişmeleri de yanyanna koyunca, neoliberal tıkanış ile seçeneksizlik savrulmasında, faşizmin yükselmeğe devam etiği tehlikelerle doluu dünya mayın sistemiyle artık normaleşen yaşama geçtğimizi kanıtlamaktadır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Canlı yayın