yaklaşımlarÇağla ElektrikçiRadikaller için görev - Çağla Elektrikçi

Radikaller için görev – Çağla Elektrikçi

Tarih, iktidarların elinde sürekli yeniden yazılan bir metindir. Michel Foucault’nun disiplin ve iktidar analizleri, tarihin yalnızca geçmişin kaydı değil, aynı zamanda bugünün düzenini meşrulaştıran bir araç olduğunu gösterir (Foucault, 1977). Bu evcilleştirme, radikal olanı görünmez kılar; tarihin keskin köşeleri törpülenir, çatışmalar silinir, alternatifler susturulur. Radikal görev, bu evcilleştirilmiş tarihin zincirlerini kırmak ve onu yeniden politik bir mücadele alanına dönüştürmektir.

Kesinlik döngüleri, bireyi pasifliğe mahkûm eden toplumsal mekanizmalardır. Hannah Arendt’in Totalitarizmin Kökenleri’nde belirttiği gibi, “totaliterliğin en büyük gücü, düşüncenin kendisini gereksiz kılmasıdır” (Arendt, 1951). Kuşkunun yokluğu, düşüncenin ölümüdür. Bu bağlamda, association patterns yani ilişkilendirme kalıpları, bireylerin düşünsel ufkunu daraltan ve onları belirli kategorilere hapseden sembolik düzenlerdir. İktidar, bireyleri belirli kimliklerle ilişkilendirerek alternatif düşünce ve eylem biçimlerini görünmez kılar. Radikal görev, bu kalıpları çözmek ve bireyi yeniden kolektif bir özne olarak kurmaktır.

Modern toplumlarda ayrıklaştırma yalnızca mekânsal değil, epistemolojik bir süreçtir. Bireyler, sınıfsal, kültürel ve politik olarak ayrıştırılır; seçilmeyenler, dışlananlar ve değersizleştirilenler sistemin periferisine itilir. Friedrich Nietzsche’nin “Sürüye ait olmamak, yalnızca yalnızlık değil, aynı zamanda bir ayrıcalıktır” sözü (Nietzsche, 1886), bu ayrıklaştırmanın bireysel düzeydeki değerini açığa çıkarır. Ancak Paulo Freire’nin conscientização kavramı, bu ayrıklaştırmayı kolektif bir bilinçlenmeye dönüştürür (Freire, 1970). Seçilmemenin ve değersizleştirmenin radikal değeri, bireysel yalnızlıktan kolektif dayanışmaya evrilir.

Ekonomi politik literatür, devletlerin kaynak tahsisini önceliklere göre yaptığını vurgular. Savaşlar, iktidarların güvenlik söylemi üzerinden meşrulaştırdığı “acil” ihtiyaçlar olarak görülür. Bu nedenle askerî harcamalar için fon bulmak kolaylaşır. Buna karşın yoksulluğun ortadan kaldırılması, uzun vadeli, yapısal dönüşüm gerektiren bir süreçtir. Bu süreç, iktidarların kısa vadeli çıkarları ile uyumlu olmadığı için sürekli ertelenir.

Buradaki çelişki, ayrıklaştırma ve değersizleştirme mekanizmalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Yoksulluk, sistem tarafından çoğu zaman “doğal” ya da “kaçınılmaz” bir durum olarak ayrıklaştırılır. Yoksulluk, “yardım edilmesi gereken” ama aynı zamanda “sistemin dışında” görülen bir kategoriye yerleştirilir. Bu ayrıklaştırma, yoksulluğun kolektif bir sorun olarak değil, bireysel bir kader olarak algılanmasına yol açar. Böylece yoksulluğun ortadan kaldırılması için kolektif bilinç ve politik irade zayıflar.

Walter Benjamin’in tarihin “zafer yürüyüşü” metaforu (Benjamin, 1940), savaşların finansmanında görülen önceliği açıklamaya yardımcı olur. İktidar, zafer ve güç gösterisi için kaynak seferber ederken, yoksulluğun ortadan kaldırılması için aynı iradeyi göstermez. Çünkü yoksulluğun sürmesi, sistemin işleyişine hizmet eder: ucuz emek, kırılgan toplumsal gruplar ve sürekli yeniden üretilen eşitsizlikler.

Paulo Freire’nin conscientização kavramı burada kritik bir rol oynar. Yoksulluğun ortadan kaldırılmamasının nedeni, yalnızca ekonomik kaynakların yetersizliği değil, aynı zamanda sınıfsal bilincin bastırılmasıdır. Yoksulların kendi durumlarını kolektif bir sömürü ilişkisi olarak kavrayamaması, sistemin devamlılığını sağlar. Radikal görev, bu bilinci inşa etmek ve yoksulluğu bireysel bir kader değil, kolektif bir mücadele alanı olarak görmekten geçer.

Radikaller için görev, tarihin evcilleştirilmiş yüzünü sorgulamak, kesinlik döngülerini kırmak, ilişkilendirme kalıplarını çözmek, ayrıklaştırmayı kolektif bir güce dönüştürmek ve kişisel seçimin gücünü sınıfsal bilinçle bağdaştırmaktır. Beğenilmemek ve seçilmemek, bu görevde bir kayıp değil, bir değer taşır. Çünkü radikal birey, sistemin dışında kaldığında, aslında kolektif özgürlüğün içinde yer alır.

Radikal olmak, yalnızca bir duruş değil, bir görevdir. Bu görev, tarihin evcilleştirilmiş yüzünü yeniden vahşi, canlı ve özgür kılmakla kalmaz; aynı zamanda sınıfsal bilinci, kolektif özgürlüğü ve conscientização’yı inşa eder.

Kaynakça

  • Arendt, H. (1951). The Origins of Totalitarianism. Harcourt, Brace & Company.
  • Benjamin, W. (1940). Theses on the Philosophy of History.
  • Foucault, M. (1977). Discipline and Punish: The Birth of the Prison. Pantheon Books.
  • Freire, P. (1970). Pedagogy of the Oppressed. Continuum.
  • Nietzsche, F. (1886). Beyond Good and Evil.
  • Sartre, J.-P. (1943). Being and Nothingness.

Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çağla Elektrikçi yazdı: Kuzey Kıbrıs’ın gerçekten neye ihtiyacı var?

Kuzey Kıbrıs yeni bir seçim dönemine girerken, kamuoyundaki tartışmalar...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kapitalizm ve Sürdürülebilir Bir Geleceğin Olasılığı

Jilet ve yedek bıçak modeli, bir şirketin ana ürünü...

Çağla Elektrikçi yazdı: Güvensiz Yolculuklar, Kolektif Yas

Girne feribotunun alabora olması, can kayıpları ve parçalanan ailelerle...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,220AboneAbone Ol

Son eklenenler

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Özkan Yıkıcı yazdı: İsrail seçimlerinden Brezilya sonuçlarından bir demet

Hafta sonu Brezilya'da yapılan genel seçimler ve dün gerçekleşen...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sarsıntılarla K. Kıbrıs seçim süreci ilerlerken

Ufak ayrıntıyla başlayalım: K. Kıbrıs koşulları siyasal süreçte iki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Önemli kuramla İsrail tartışılmamalıdır

Bugün İsrail sandık başında. Ben yazıyı yazarken seçim hâlâ...

Canlı yayın