yaklaşımlarÇağla ElektrikçiÇağla Elektrikçi yazdı: Sevgül Uludağ'ın ardından: Ölüm sosyolojisi ve kolektif hafıza

Çağla Elektrikçi yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından: Ölüm sosyolojisi ve kolektif hafıza

Sevgül Uludağ’ın ölümü ve cenazesi, Kıbrıs toplumunda yalnızca bireysel bir kayıp değil; sosyolojik açıdan ritüel, hafıza ve politik direnişin birleştiği bir olaydır. Ölüm sosyolojisi perspektifinden bakıldığında, onun cenazesi kolektif kimliğin yeniden üretildiği, travmanın hatırlandığı ve sessizliğe karşı sembolik bir direnişin sahnesi olmuştur.

Ölüm sosyolojisi, bireysel kayıpların toplumsal düzeyde nasıl anlam kazandığını inceler. Sevgül Uludağ’ın vefatı, Kıbrıs’ta etnik bölünmelerin ötesine geçti, hem kolektif hafızanın hem de politik direnişin sembolü haline de gelecektir. Uludağ, 1980’den itibaren gazetecilik kariyerinde binlerce kayıp Kıbrıslının hikâyesini ortaya çıkarmış, 2008’de Courage in Journalism Award’ı kazanmış ve 2019’da Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiştir.

Émile Durkheim’a göre cenazeler, toplumun kendini yeniden kurduğu “kolektif taşkınlık” anlarıdır. Uludağ’ın cenazesi, Türk ve Rum Kıbrıslıları bir araya getirerek ölümün toplumsal bağları bölünmüşlüğün ötesine taşıdı. Bu ritüel, bireysel kaybın ötesinde toplumsal kimliğin yeniden üretimi işlevini üstlendi.

Maurice Halbwachs, hafızanın toplumsal çerçevelerle şekillendiğini savunur. Uludağ’ın kayıplar üzerine yaptığı araştırmalar, cenazesini bir “hafıza mekânı”na dönüştürdü. Bu mekân, özel yas ile kamusal travmanın birleştiği bir alan olarak işlev gördü. Uludağ’ın çalışmaları, 1960’lar ve 1974 sonrası kayıpların hatırlanmasını sağlarken, en acı kaybın birini kaybetmek olduğunu görüyoruz.

Michael C. Kearl’ın ölüm sosyolojisi yaklaşımına göre cenazeler, sessizliği reddedebilir ve politik bir mesaj taşıyabilir. Uludağ’ın defni, unutmaya karşı bir protesto olarak sembolleşti. Cenaze, toplumun travmalarını görünür kılan bir direniş sahnesiydi bugün.

Feminist sosyoloji, kadınların ölümlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine karşı sembolik bir meydan okuma olabileceğini vurgular. Uludağ’ın cenazesi, kadınların barış ve hafıza mücadelesindeki rolünü görünür kılarken, gazeteciliği ve aktivizmi, ataerkil anlatılara karşı bir karşı-hafıza oluşturdu.

  • Hakikat ritüeli: Gazeteciliği sessizliği söze dönüştüren bir andı; cenazesi hayatını kolektif yasla genişletti.
  • Yas yoluyla uzlaşma: Ölüm, etnik sınırları aşan bir köprüye dönüştü; yas, uzlaşmanın sosyolojik aracına dönüştü.
  • Cesaret ve fedakârlık: Ölümü, hakikati savunanların üstlendiği risklerin sembolü oldu.

Dayanışma, kolektif hafıza, politik direniş ve toplumsal cinsiyetin sembolik gücü. Onun ölümü, Kıbrıs’ta yalnızca bir bireyin kaybı değil; toplumun kendi travmalarıyla yüzleşme ve sessizliği aşmasında tarihi bir andı.

Hepimizin başı sağ olsun. Bu adaya barış gelirse Sevgül ablayı unutmayalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çağla Elektrikçi yazdı: Güvensiz Yolculuklar, Kolektif Yas

Girne feribotunun alabora olması, can kayıpları ve parçalanan ailelerle...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Çağla Elektrikçi yazdı: İnsanları sınıfın ötesinde değerlemek, siyasal ve etik bir projedir

Modern toplumlar hâlâ ekonomik statü ve sosyal prestijle iç...

Otoritenin Çöküşü Bir Tesadüf Değil, Bir Politik Projedir — Çağla Elektrikçi

Dijital çağın yarattığı otorite erozyonu, yalnızca teknolojik bir yan...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Hediye Levent yazdı: Irak’ta işgal bitti! Peki şimdi ne olacak?

30 Eylül 2026 Irak için tarihi bir gün. Yaklaşık...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sabahın seherinde ekim ayına başlarken ki Türkiye

Sabahleyin klasik altı buçuk yataktan kalkma dönemim başladı. Önce...

Ceren Ergenç yazdı: ABD-Çin zirvesinden çıkan geçici barış kime yarayacak?

Xi Jinping geçen hafta üç günlük bir devlet ziyareti...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sıra geldi Brezilya seçimlerine

Bu yıl özellikle Latin Amerika seçimleri önemliydi. Öyle önemli...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden tekrarlama ihtiyacı

Sonunda New York şovları sonlandı. Tabii ki oraya gidip...

Volkan Yaraşır yazdı: 14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Seçim süreçlerindeki ekonomik kullanım

Gerek K. Kıbrıs gerek ise Türkiye seçim süreçlerine şöyle...

Canlı yayın