yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Dünya futbol kupası şampiyonası sürerken, kaçırılanlar!

Özkan Yıkıcı yazdı: Dünya futbol kupası şampiyonası sürerken, kaçırılanlar!

Sıcak hava demeden, birçok skandallarla daha başlamadan damga vurulan futbol şampiyonası üç ülkede devam ediyor. Elbet spor olunca da kaçınılmaz olarak sürprizler de olacak ki düz çizgi şeklinde işlerin olmadığı da kanıtlanmalıdır. Zaten önceden değil, oynanarak kazanılma gibi basit gerçek vardır. Ancak kapitalizm denilince, sistem özüyle anlaşılınca, sektörleşme ile kâr gerçeği, ulusal uyku tulumu yaklaşımlar da katılınca, kocaman bir karmakarışık top olgusuyla da yaşamamızın da kesinliği oluşur. Üstelik oynayan 22 kişi olurken, seyirci sahadan ekrana milyonlarla da yaşatılmaktadır.

Her neyse, konumuzu fazla yaymadan özüne gelelim. Makale yazma bu defaki amacım, iki ülke üzerinden sonuçla ufak bir dokunma olacaktır. Bunlar, hiç yabancı olmadığımız, uzak sayılmayan Türkiye ve İran’dır. Değişik açıdan sonlanan şampiyona üzerinden biraz lakırtı yapalım.

Tabii ki bu yılki dünya futbol şampiyonası daha düzenlenirken başlayan yeni ama kuşkularla dolu süreç arada akla gelmek zorunda. Yine adı her ne kadar spor olsa da başta işin içinde Amerika, hele de Trump olunca, öyle bildik normallikler de yok. Olmaz denilenler olur da federasyon görmezden gelme lüksü de mevcut. Nitekim daha şampiyona başlamadan sırıtmalar net. Örnek mi İran’ın başına gelenlerdi. İran, daha kendi ekibini Amerika’da kamp yapmama gerçeği ile karşılaştı. Hatta kamp Meksika’da yapılırken, müsabakaları da Meksika yerine Amerika’da yaptırıldı. Dahası da var; ne de olsa ülke Amerika idi. İran maç için Amerika’ya giriyor, maç biter bitmez de ülkeyi terk etmek zorunda bırakılıyor. Kimse bu kadarı da olmaz demekten hep kaçtı. Dedik ya: ne de olsa Amerika’dır. Hani canım İsrail Gazze soykırımını dahi yaparken, dışlanmazken, Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya futboldan sadece değil genel olimpiyatlardan dahi dışlandı…

İran bu koşullarla müsabakalara geldi. Engellerle karşılaştı. Tabii ki biraz bilgisi olan, öngörüyle ta baştan İran’a daha yapılacakların olacağını tahmin etmek de kolaydı. Nitekim onca eziyete rağmen, bazı yöneticileri de vizesiz bırakma lakaytlığına rağmen İran sahaya çıktı ve ölümüne mücadele etti.

Nitekim işler sahada da devam ediyordu. İki maçta sayılmayan iki gol hep tartışmalıydı. Birçok kesime göre en azından biri gol sayılmalıydı. Ötekisi de tartışmalıydı. Yine de İran yenilmeden ilk turu tamamlıyordu. En iyi üçüncü şansı da epey vardı. Fakat: bir maç vardı. Tartışmaları daha önce de seneler önce aynen geçen bir ülke: Avusturya…

İran son ana kadar turu atlattıydı. Fakat gelen bir gol haberi bir anda ülkeyi elenme haline soktu. İşin içinde Avusturya hatırlanması gelince de artık biriken haksızlıklar ile yapılanlar adeta olayın olağan hale gelme düşüncesini engelleyemedi. Umulanın aksine hem de Amerika’daki maçlarda, İran epey ilgi gördü. Alkışlandı. Kaptanının soyunma odasında bıraktığı mektup ise hemen öteki ülke takımlarından karşılık buldu. Engellerle bir küçümseme İran yaratma Amerikan paranoyası, vize sorunundan kamp yapılmasına engeller konulmasına karşın, futboluyla İran bu dünya kupasında hatırlanacak bir değişik ülke olarak akılda kazındı.

Bir de Türkiye var. Seneler sonrası yeniden katılma şansını son anda kazandı. Yine de kamuoyu umutlar saçıyordu. Fakat işin içine siyaset de abartıyla itibarı kattı. Görülmemiş reklam ve gösterişle Amerika’ya gidildi. Fakat, geç kalınma nedeniyle de kamp yeri oldukça iyi değildi. Bu da ihmal olmasına rağmen, yaratılan beklenti nedeniyle görülmez halde oluyordu. Varsın futbolcular bunu eziyet olarak yaşasın.

Başka ülkelerde görülmeyen şekliyle de uçaklar, benzeri araçlarla güç gösterisi ile Amerika propagandalı spor reklamı yapıldı. Arada Amerika-Türkiye maçını Erdoğan ile Trump’ın beraber seyretmeleri beklentisi de ekleniyordu. Bir abartı ile güç gösterişli Türkiyeleşme göndermeleri oldu. Şampiyona dahi açıkça seslendiriliyordu. İtalyan Meloni göklere çıkarılıyordu. Ta ki ilk maça dek. Bu defa Meloni üst lider değil bilmeyen cahil bir tutucu olarak aşağılardan vuruldukça vuruldu. Oysa Meloni gaza gelip Türkçülük havası dahi attı.

Sonuçta Amerika’yı yenerek en azından tek galibiyetle Türkiye ilk turda elendi. Küçümsediği, kolay lokma deyip de yenildiği Paraguay ise elenme turunda Almanya’yı elemesi ise futbolun başta arada olma gerçeğini de hatırlattı. Futbol sahada oynanır. Oynayan, taktikleri iyi kullanan kazanır. Herkesin neredeyse fark beklediği Almanya lehindeki maçı penaltılarla Paraguay kazandı. O Paraguay ki on kişi kalmasına karşın Türkiye’yi yendi. Bu da futbolun spor olarak oynanması halindeki kazanma gerçeğini hem de milyonların önünde kanıtlamasıyla yaşatıldı.

Kısaca, bu dünya kupası mücadelesinde epey biriken gerçek oluyor. Bazısı devamlı, bazısı rastlantı ama bu defa politik damıtmalarla ilkler yaşandı. En azından daha öncekilerinde ülkeye girişte böylesi zorluklar çıkarılmıyordu. Bunlar ağırlıklı İran üzerinden de çeşitlenmesi. Akla gelmeyip olmaması gereken, kural konulan “vize verme gibi” durumlarda dahi engeller oldu. Ama bir zamanın Cezayir’in hakkı yenilme durumu şimdi İran’a yaşatılması da acı bir tekrardır.

Maçlar devam ediyor. Daha şimdiden Almanya ve Hollanda elendi. İster istemez, aklımda önceki katılınan Türkiye şampiyonası gelir. O zaman, iki toplumlu etkinlikler nedeniyle Yunanistan-Türkiye turundaydık. Türkiye’nin üçüncü gelmesi ve Türkiye dönüşünde İstanbul’daydım. O zaman da bizi taşıyan şoförün kendinden geçip, Rumlara da salamaları için Türk Türkiye bayrağı vermek istemesi, bizim arkadaşların ret etmesi de aklımın bir köşesinde durdu. Bir de üçüncülük maçı yapılırken, çıkacağımız gösteri için bana gömlek almak için Emel hocanımla dükkânlara gidince, dükkânlar bomboş olup, salonda maç izleme karşılaşmamız oldu. Bunlar bir anda aklıma takılan geçmiş olarak da geldi.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından bir hüzün yazısı

Aslında bilip de tereddütle yaşadığım bir haber gibiydi. Zaten...

Özkan Yıkıcı yazdı: Davranış net

Havalar ısınırken, savaş daha nefes alırken, ikinci mutabakat alanından...

Özkan Yıkıcı yazdı: Tam bir sistemsel rol ülkesi: Katar

Son Ortadoğu çatışmaları sık sık duyduğumuz gelişmelerdir. Özellikle de...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kuzey Kıbrıs sıcaklarından

Haziranı tamamlamak üzereyiz. Ben de yeni bir yaşa da...

Özkan Yıkıcı yazdı: NATO Zirvesinden Kıbrıs Gerçeklerine Ufak Bir Dolaşım

İstemesek de son günlerde salt Kıbrıs veya Akdeniz sıcak...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,933TakipçilerTakip Et
883AboneAbone Ol

Son eklenenler

Çağla Elektrikçi yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından: Ölüm sosyolojisi ve kolektif hafıza

Sevgül Uludağ'ın ölümü ve cenazesi, Kıbrıs toplumunda yalnızca bireysel...

Fikret Başkaya yazdı: Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…

“Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından bir hüzün yazısı

Aslında bilip de tereddütle yaşadığım bir haber gibiydi. Zaten...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Kayıplar Koruyucu Meleğini, Kıbrıs da Bir Hafıza İşçisini Kaybetti

Sevgül Uludağ’ı kaybettik! Ölüm haberi benim için sürpriz olmadı. Cenk’in...

Andreas Parashos: Sevgül Uludağ Kıbrıs’taki tüm kayıpların annesiydi

29 Haziran 2026 tarihinde saat 09.19’da Politis Radyosu’nda yayında...

Branko Marcetic yazdı: New York’ta demokratik sosyalistlerin zaferi: ABD’de sosyalizm yükseliyor

Siyasal bir etkinlikte “U-S-A” (A-B-D) sloganlarının atılması alışılmadık bir...

Vijay Prashad yazdı: ABD-İran ateşkesi uzlaşma değil

İran-ABD Mutabakat Zaptı (MoU), bir uzlaşmanın değil, ABD ve müttefiklerinin...

Ramiro Vinueza yazdı: Ekvador’da kriz ve militaristleşme süreci derinleşiyor

Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, 16 Haziran’da ülkenin çeşitli...

Canlı yayın