yaklaşımlarÇağla ElektrikçiÇağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere’nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde ortaya çıkar: savaş sonrası endüstriyel düzenin çözülmesi, işçi sınıfı kurumlarının zayıflaması ve yeni bir ekolojik duyarlılığın yükselişi. Film bu gerilimleri doğrudan sahnelemek yerine içe dönerek çevreciliği kişisel bir sığınak olarak kurar. Bu estetik tercih politik açıdan anlamlıdır; doğayı sınıf siyasetiyle ilişkili bir mücadele alanı olarak değil, bireysel iyileşme mekânı olarak sunar.

Kırsal manzaralar, 1970’lerin sonundaki İngiltere’deki bölgesel krizlerle -sanayisizleşme, işsizlik, sosyal hizmetlerin gerilemesi- keskin bir karşıtlık oluşturur. Ancak bu krizler filmde görünmezdir. Kırsal alan zamansız, neredeyse siyasetsiz bir estetikle betimlenir. Bu yaklaşım, “yeşil” alanları idealize eden fakat bu alanları üreten emek süreçlerini görmezden gelen bir çevrecilik biçimiyle uyumludur. Çiftçiler, madenciler, fabrika işçileri yoktur; pastoral dünya sınıf çatışmasından arındırılmıştır. Doğa, tam da toplumsal gerilimlerin dışarıda bırakılması sayesinde bir sığınak hâline gelir.

Filmin ekolojik duyarlılığı yumuşak, gözlemci ve insancıldır; fakat aynı zamanda politik olarak sessizdir. Çevrecilik, kolektif bir proje değil, ahlaki bir yönelim olarak görünür. Karakterler doğayla mücadele veya kolektif bakım üzerinden değil, tefekkür yoluyla ilişki kurar. Bu, 1970’lerde yükselen orta sınıf çevrecilik söylemiyle uyumludur: koruma, kişisel etik ve estetik duyarlılık merkezlidir ve hiper tüketicilikle yükselmiştir.

Dayanışma filmde yapısal olarak yoktur. Anlatı bireysel yolculuklar, kişisel gelişim ve duygusal içe dönüş üzerine kuruludur. Kolektif eylem -sendikal örgütlenme, topluluk direnişi, sınıf temelli mobilizasyon- kadraja hiç girmez. Bunun yerine çevrecilik, bahçecilik olarak temsil edilir: küçük ölçekli, ev içi, apolitik bir pratik. Bahçecilik, dönüşümsel değil, kişisel bir bakım siyaseti olarak işlev görür. Toplumsal dünyayı değil, bireyi onarmaya yöneliktir.

Bu metafor güçlüdür çünkü belirli ekolojik sınırları açığa çıkarır. Bahçecilik veya tarım yavaş, özenli ve dikkatli bir pratiktir; fakat aynı zamanda sınırlıdır. Çevre tahribatını üreten yapısal güçlerle yüzleşmez. Filmde bahçecilik, İngiltere’nin toplumsal dokusunun çözüldüğü bir dönemde istikrar ve köklenme arzusunu temsil eder; fakat kolektif sorumluluktan geri çekilmeyi de işaret eder.

Filmin pastoral estetiği, sınıf çatışmasını doğayı evrensel bir sığınak olarak sunarak yerinden eder. Ancak bu “evrensellik” politik bir yanılsamadır. Yeşil alanlara erişim -zaman, toprak, boş vakit- sınıfsal olarak eşitsiz dağılır. Film doğayı herkesin erişebileceği bir alan olarak sunarak çevresel deneyimi şekillendiren eşitsizlikleri görünmez kılar.

Bu, İngiliz pastoralizminin tipik bir özelliğidir: kırsal alan herkesinmiş gibi hayal edilir, oysa tarihsel olarak aristokrat mülkiyeti ve kırsal emek sömürüsüyle iç içedir. Film bu tarihleri yok sayarak duygusal açıdan zengin fakat politik olarak zayıf bir çevrecilik üretir.

Filmin yumuşak estetiğinin gizlediği unsuru açığa çıkarır: kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir. Film bireysel deneyimi öne çıkarıp toplumsal çatışmayı arka plana iterek sınıf dayanışmasından uzaklaşan kültürel bir yönelime katılır. Çevrecilik, politik seferberliğin değil, duygusal geri çekilmenin alanı hâline gelir.

Bu, filmin sanatsal değerini azaltmaz; aksine ekolojik duyarlılığın kültürel biçimlerle nasıl şekillendiğini anlamamızı sağlar. My Way Home, çevre bakımını samimi ve estetik olarak etkileyici bir biçimde sunar; fakat aynı zamanda kolektif mücadelenin zayıfladığı bir dönemin siyasal ve sanatsal ruhunu yansıtır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Çağla Elektrikçi yazdı: Kapitalizm ve Sürdürülebilir Bir Geleceğin Olasılığı

Jilet ve yedek bıçak modeli, bir şirketin ana ürünü...

Çağla Elektrikçi yazdı: Güvensiz Yolculuklar, Kolektif Yas

Girne feribotunun alabora olması, can kayıpları ve parçalanan ailelerle...

Çağla Elektrikçi yazdı: İlhan Erbil’in vefatı, Kıbrıs’ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi

İlhan Erbil'in vefatı, Kıbrıs'ın sessizliğinde yankılanan bir boşluk gibi....

Çağla Elektrikçi yazdı: İnsanları sınıfın ötesinde değerlemek, siyasal ve etik bir projedir

Modern toplumlar hâlâ ekonomik statü ve sosyal prestijle iç...

Çağla Elektrikçi yazdı: Sevgül Uludağ’ın ardından: Ölüm sosyolojisi ve kolektif hafıza

Sevgül Uludağ'ın ölümü ve cenazesi, Kıbrıs toplumunda yalnızca bireysel...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,899TakipçilerTakip Et
966AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Aksa Tufanı’ndan Mekke ittifakına gelirken

Önemli siyasal tarihçi, Aksa Tufanı ile Ortadoğu'da yeni bir...

Metin Yeğin yazdı: Borçlular hâlâ birleşiyor

On yıl önce Barcelona’da birileri bana şöyle demişti: “Banka...

Hediye Levent yazdı: Mekke Antlaşması’nın zor imtihanı

Türkiye ve Pakistan Mekke Antlaşması gereği Suudi Arabistan’a askeri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Teknoloji ağına takılan makalenin yeniden yazılma zorunluluğu

Brezilya ve İspanya'daki seçim rüzgârları üzerine Bu yıl önemli seçim...

Ecehan Balta yazdı: Adil dönüşüm neyi dönüştürecek?

Ekolojik kriz üzerine konuşmaya başladığımız anda tartışma çok hızlı...

Taner Akçam yazdı: “Sallandıracaksın birkaç tanesini, bak bakalım yolsuzluk oluyor mu?”

Bu sözü eskiden kahvehanelerde çok duyardım. Şimdi eskinin kahvehaneleri...

Özkan Yıkıcı yazdı: Güncemize düşen Mekke anlaşması

Kıbrıs'ta yaşamanın önemi ve dezavantajları mutlaka vardır. Bazı konularda...

Volkan Yaraşır yazdı: Adorno, Minima Moralia ve faşist salgın

Frankfurt Okulu’nun ya da Eleştirel Teori’nin kurucusu ve en...

Canlı yayın