Ortadoğu tek kelimeyle kaynıyor. Kaynıyor kelimesi salt bir çerçevede de kullanılmıyor. İklimlerin bozulmasıyla havalar bir başka yakmaya başladı. Yetmezmiş gibi peşinden durmadan savaşlarla en modern imha silahları da çekinilmeden kullanılmaktadır. Hem iklimsel hem de savaş şekilleriyle Ortadoğu kaynıyor. Sıcaklar etrafta nefes almayı zorlamaya dek geldi. Savaşın kullanılan en modern teknoloji silahları ise bozulan iklimleri zehirliyor, yaşamı katlederek birilerinin ceplerini doldurması adına yapılıyor.
Kapitalizmin özü yaşanıyor. Kâr… Öyle ki kapitalizm sürdükçe barış falan da gelmez. Hele bölgesel koşulu ve enerji hattı gerçeğiyle Ortadoğu hep rekabet ile sömürgeciliğin savaş alanı haline hep sokuldu. Üstelik de tesadüf değil. Örnek mi: günümüzde hâlen sürdürülen, hem de en korkunç yalandan tutun imhaya varan savaşlar hâlâ ısrarla sürdürülüyor. Savaşın da merkezi Amerika. Ortadoğu’ya oldukça uzak ama en modern üsleri ve kuklalarıyla şimdi de İran’a saldırıyor. Yetmedi: yandaşı İsrail de ikinci Gazze soykırımını andıran hamlelerle Lübnan’a yükleniyor. Ne yazık ki tam da anlaşmalar oluşu, ateşkeslerin ilanına rağmen hem de şov yapma adına Ankara’ya gelen Trump, ilk işi görüştüğü ve uzlaşmaya yakın olduğunu söylediği İran’a füzeler yollamak oldu.
Bunlar tesadüf veya yakın zaman birikimli konular elbet değildir. Nasıl ki şimdiden Rusya, İran, K. Kore ve Çin emperyalist önümüzdeki hareket kuşatma yerleri oluyorken, doksan başındaki Ortadoğu projesinin son halkası da İran’dı. O tarihten Irak, Libya ve Suriye şer eksenine düşman diye ilan edildi. Zaman bu akışın da tanığıdır. Ama onca tantana ve abartılı özgürlük demokrasi lafları yerine, yıktıkları rejimlere gericilik ve kul ilişkili sömürgeciliği oluşturdu.
Emperyalizmin gerçeği var. Üstelik kapitalist sistem son dönemde yönetememe ile hegemonya gerileme durumları yaşıyor. Rıza etme işi pek işlemiyor. İşlemeyince de kurallar yerle bir edilerek açık savaş silahı kullanılıyor. Son dönemde bunu İran üzerinden yaşıyoruz. Tabii ismi İran da olsa bölge ülkelerindeki Amerikan ve gizlice İngiliz üsleri de rollerini yapıyorlar. Ama beklenen sonuç hâlâ olmadı. İran rejimi yıkılıp teslim alınmadı.
Hep ikili propaganda tutsağı olduk. Tekrarlara rağmen aynı kolaylıkla aldatılmaya da hazırolda hazırız. Öyle ya defalarca görüşme ve ateşkes denilirken, ansızın büyük saldırı katliamları gerçekleşmesine rağmen, yine de aynı taktik kandırmacası tutuyor. Hele son şov dillere destan. NATO zirvesi yapıldı. Trump Ankara’da şov yaptı. NATO açıkça daha da silah deyip militaristleşme ile saldırganlık pozisyonuna gelindi. Ama Ankara’da şov vardı. Başta Trump ve Erdoğan fırsatı kullandılar. Tabii düşman denilen eksende İran da vardı. Trump Ankara’ya ayak basar basmaz, İran’a da füzeler yağdı. Kimse bunu sorgulamadı.
Trump çekip gitti. Ama İran’a hâlâ saldırılar devam ediyor. Tabii ki karşılık da veriliyor. Saldırganın merkezi Amerika hâlâ rahat. Kendi saldırıyor, kendi stratejik hesabı var da savaş Amerika’da hissedilmiyor. İran yıkılıyor, karşı eylemlerle de ateş bölge ülkelerini sarıyor. Fırsat bu fırsat diyen İsrail de Lübnan’ı mahvetme saldırganlığını toprak elde etme adına köy-kent boşaltma ilhaklaşmasını da hayata geçiriyor.
Ortadoğu kaynıyor. İklimler altüst oldu. Buharlaşma noktasına geliniyor. Pek de yaşanmasına rağmen sorgulama yok. Savaşı bizzat Amerika alevlendiriyor. Ama nedense normalleşme havasına sokuldu. Son Amerikan açık saldırganlığının etkileri para piyasasından petrol fiyatlarını etkilemesine rağmen, bu defa tepkiler çok daha az. Gündemleşme ise zayıfladı. İnsanlar katliama, dilenen devlete saldırma tutumları sürpriz gelmiyor. Bazı konuşmak isteyen ise en başta kapitalizmi görmezden geliyor. Emperyalist çağın özüne hiç dikkat etmiyor. Basitleştirerek yorumluyor. Amerika-İran denilip iki güç şekliyle farklılık aşamasında tutuyorlar. Ama Ortadoğu kaynıyor. Lübnan’dan İran’a geniş coğrafya savaş alanı. Dibinde ise Türkiye’de NATO zirvesi yapıldı. Yeni dönem açıklamaları kararlarda yerini aldı. Hiç demokratikleşme, haklar veya eşitsizliği azaltma sözleri dahi bildirgeye konulmadı. Yakan iklim gerçeğiyle uzaktan yakından söz harcayan çıkmadı. Ama gerçekler yine de yakıyor. Emperyalist gerçeğin hayattaki yansıması olarak yaşatılıyor. Trump kendi dedikleriyle çelişen bir emperyalist saldırganlık konumu yarattı. Söylediği sözlerde tutarsızlık gırla. Başka bir gerçekle, Trump’ın gerçeği, gerçek olmayıp çelişkili olmak demek olduğu defalarca kanıtlandı.
Ta uzaktan geldiler. Füzeler yağdırdılar. İşgaller yaptılar. Olmaması gereken cenaze süresince saldırmama kuralı yerle bir edildi. İnsanlık bunları hep doğallaştırdı. Emperyalist sistem devam ettikçe de dünya yıkılıp yanmaya devam edecektir. Ortadoğu’da savaş sürerken, NATO zirvesi daha geniş alana müdahale kararlarıyla Çin’e dek boyutunu genişletti. Şu yanılgıyı yeniden düzeltelim. Son dönemde resmen faşist liderler dönemi yükseliyor. Sistem bunu kavramsal yumuşatma yapıp “popülistlikle” güncelleştiriyor. Tıpkı emperyalizmi küreselleşmeyle yumuşattığı gibi…
Çağımız bu gerçeklerle yaşıyor. Yalan ve karanlık ise gerici, daha otoriter rejimlerle taçlandırılıyor. İran şimdi açık saldırılarla bunu Ortadoğu’ya yaşatıyor. İstenen dünya mı: Gazze soykırımından Lübnan işgaline veya Suriye’deki cihatçı rejimden Türkiye’deki devlet geliş koşuluna dek örnekler ortada. Müdahale ile yaratılan Ortadoğu’da Libya, Suriye, Irak ve Lübnan önemli sonuçlarıyla kriterleşen hayat biçimidir.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



