yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzkan Yıkıcı yazdı: Cuma gecesi yapılan enerji merkezli panelin düşündürdükleri

Özkan Yıkıcı yazdı: Cuma gecesi yapılan enerji merkezli panelin düşündürdükleri

Çağlıyan’da yaşarken, genellikle panel veya seminerleri önemine göre kaçırmamaya çalışırdım. Kermiyan’a gelince, bu koşul değişti. Koşul değişince de ilgi olmak da elbet kaçınılmaz olarak azaldı. Yine de olanak buldukça, önemli saydığım düzenlemelere katılmaya uğraşırım. Önemli engellerim ise ilgimi daha da kırıyor. Ulaşım zorluğu, yapılış şekilleri ve sağlık sıkıntılarım sonucu eskisi gibi bu tür etkinliklere fazla katılım sağlayamamaktayım. Cuma günkü CTP kadın kollarının düzenlediği, enerji ağırlıklı merkezindeki panele katılmak istiyordum. Üstelik yerel malum kesimler değil Türkiye’den hem de konu hakkında bence epey bilgi ve deneyimi olan kişiler konuşmacıydı. Ayrıca olayda salt Kuzey Kıbrıs değil en azından Türkiye gelişmelerine bağlı olarak hem sosyal muhalefet hem de seçenek olma peşinde uğraş veren çevrelerin de durumuna en azından direkt tanık olacağımı tahmin ederek de katıldım. Sağ olsun, arkadaş dediklerim de ulaşımda bana yardımcı oldular. Tabii daha başta bir arkadaş denilen ironiye de karşılaşmak zorunda kaldım. Bir dönem epey birlikte olduğum bir şahıs adımı dahi bilmedi. Başka isimle hitap ediyordu. Bu da tarihin acı cilvelerinden biriydi. Herhalde değişen konum ile dünyaya bakışın benim tanınmama, adımı dahi unutmasında önemli katkısı olduğunu da sanıyorum.

Cuma gecesi enerji ağırlıklı ve Akdeniz merkezliliği de içeren panele ulaştım. Hem konu hakkında birikimi olan bilim insanları hem de sisteme de karşı seçenek oluşturma hamlelerinde bulunan parti temsilcileri de vardı. Yeşil Sol eşbaşkanı ile DEM vekili bu tabloda siyasal ağırlıklı bölümdü. Elbet böylesi katılımla karşılaşınca, en azından bazı yansımalarını da salonda görmek ihtimali vardı. Öyle ya, ülkemizde sayısını herkesin unuttuğu çevre örgütleri vardır. Öte yandan bolca üniversitelerimiz de malumumuzdur. Düzenleyen de ana muhalefet CTP olunca, salon resminin biraz rengarenk olmasını umdum. Ama yanılma değil de ilginin bana yine hatırlama olanağı sağlayıp tekrarı yapmadan anlama şansı verdi. Öğretmenler Sendikası salonu dolmadı. Kimine göre tahmin, kimine göre de yetersiz denildi. Ama ben önemli noktayı yakaladım: bol etiketli foncu çevrecilerimizi veya muhalif denme seyahatları pek katılmadı. Öyle ya, birilerine “katıldım” gösterme şovu ihtiyacı yoktu. Bu da konu hakkında ülkemizdeki duyurudan başlayan ve ilgi ile etiket denkleminin bana yeniden oluşturma pratiğini getirdi.

Konuşmalar oldu. Dinledik. Sorulara kalamdım. Sağlıkta nefes darlığı denilen tutuklamaya uğradım. Nedense şu salon hikâyelerine bazen önem verilmiyor. Klimaların adeta sıkıntılı havayı kırma kullanımına pek dikkat edilmiyor.

Konuşmacıları dinlerken, elbet iki nokta benim için önemliydi. Türkiye’deki yoğunlaşan yeni rejim yerleşirken, kapitalist kıskacı iyice sıkıştırırken, sol seçeneğin boyutu ne? Ötekisi de verilecek bilgilerle Kıbrıs bağlamı ne denli önemsendi. Çünkü Türkiye’de ben panele giderken, çok yönlü hem de baskının katmerleşip yarını teslim alma hamleleri ile başta maden olmak üzere birçok konuyla alakalı çevrelerde de dağınık olsa da direnişler vardı.

Konuşmaları izledim. Bazıları elbet konuların bazısını ilk defa duymaları da anormal değildi. Çünkü Kıbrıs’ta bu konular pek konuşturulmaz. Konuşturması gereken etiketli örgüt kesimleri ise çoğu toplantıya dahi gelmedi. Dedik ya, foncular ve yandaşlar eksenliler…

Fakat buradan ne kadar yardımcı olundu bilemem. Ancak örneğin bazı can alıcı noktalar ya hiç vurulmadı veya es geçildi. Örnek mi: nükleer enerji konusu ile Mersin’deki tesis olayı vardır. Bu konuda akademik bilgi epey verildi. Çevresel ile siyasal sonuçlar da sıralandı. Fakat bence en vurucu olgu şu: tüm ısrarlara karşın hem de sık sık deprem sarsıntı haberleri olmasına rağmen Mersin’deki Akkuyu tesisinin fay hattı civarında olma tehlikesi fazla anlatılmadı. Kıbrıs’ın da yakın mesafeli olması, oradaki arızanın veya fay hattı hareketiyle oluşacak sızıntının ufak rüzgarla adaya ulaşıp yıkım yaratacağı bence daha fazla önemsenip anlatılmalıydı. Çünkü sonuçta panel Kuzey Kıbrıs’ta olup birkaç kesim dışında hâlâ olayı anlayan bilen pek yok. Hatta “Takeci” gazeteci gibiler, oradan alınacak elektrikle Kıbrıs’a verilme hayali bir ara yapılmıştı.

Bence biraz da çelişkili olan şu konular da oldu. Örneğin gaz konusu konuşuldu. Enerji ile doğal gaz, doğal gaz ile denizden çıkarılıp taşınma yolları da anlatıldı. Gemilerle taşınmanın tehlikesi, Hürmüz Boğazı gerçeği günceliyle aktarıldı. Hatta borularla daha da iyi olacağı belirtildi. Hâlbuki konuşmacı eğer aklında genel bağlam olsaydı bu kelimeleri sıralamazdı. Örneğin Ukrayna savaşında Almanya’ya giden Kuzey Denizi hattı, nasıl bombalanıp devre dışı bırakıldığı da yaşandı.

Buna benzer bazı durumlar oldu. Siyasal alandaki temsilcileri dinlerken DEM vekili İbrahim Demir birçok dayanışmayı anlatırken, benim hep değindiğim olgu karşımda duruyordu. Gerçekten anlatılan faaliyetler iyi. Tüm baskı ve bedel ödemelerine rağmen oluyor. İstenen siyasal seçenek boyutuna gelmese de nüvedir. Ama DEM konu olunca ve son gelişmeler aklımdan geçerken, yine bir burukluk duydum. Hâlâ bu partide özellikle sol kesimlerin nasıl dar alanda hapsedilme ile inisiyatifi alamama ikilemi hüznüne kapıldım. Pratiği olan ve sözü başkası kullanıp kişileştirip görmezden getirme ikilemi yeniden kürsüde anlatılanlarla duyulan durumların arasından akıp gidiyordu. Ama net olan: Türkiye’de de hâlâ sosyalist seçenek güçlü değildir. Kıbrıs’ta mı: eminim salonda olan birçok kişi, salon sonrası karşılaşacağım bir yerde alkışladıkları görüşleri savunsam “zamanı değil” diyecekler. Hatta siyasal savunularında, salonda olan eleştirileri savunacaklardır. Bu da bizim paradoksumuz.

Kısa bir yazıyla bir paneli özetlemeye uğraştım. Aslında anlatılan çok önemli bilgiler var. Ama ben görünümle kendi kendiyle dahi çelişen konulara dokundum. Eğer onca yıkım ile seçeneksizlik olursa da bu tür faaliyetler yaşanıp anında sonlanır. Siyasal seçeneksizlik oldukça, örgütlü direniş olmadıkça nice acı gerçek devam etme yolunda ilerler. Hele de Dünya Bankası merkezle sağlanan fonculukla satın alıp satma ekseni de iyi bir kandırma uyku modu hazırladı. Yine de ben kısa zaman olsa da değişik bir ortam yaşadığım için memnunum. Keşke bu tür etkinliklere devamlı katılabilsem.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 3

Peş peşe sizi yakın tarih hafıza canlandırmaya odaklaştırdım. 15...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz’a gelirken 2

Bugün 15 Temmuz. Hem Kıbrıs hem de Türkiye için...

Özkan Yıkıcı yazdı: Yeniden 15 Temmuz gelirken 1

Yeniden bir 15 Temmuz darbesi yıldönümüne geldik. Darbe günü...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gerçekler yakarken, hesaplar kâr ve imha üzerine

Ortadoğu tek kelimeyle kaynıyor. Kaynıyor kelimesi salt bir çerçevede...

Özkan Yıkıcı yazdı: Basitleştirme girişimli bir yazı denemesi

Pazarın sıcaklığı yükseldi. Boğucu hâle daha da tetikledi. Beyinler...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,925TakipçilerTakip Et
906AboneAbone Ol

Son eklenenler

Kiriakos Cambazis yazdı: Kıbrıs sorununun bugünkü aşaması ve reddiyeci güçler

Bu günlerde, bir İngiliz gazetesinin Maria Angela Holgin'in öneriler...

Dionysis Dionysiou yazdı: Kıbrıs sorununda “Türk çözümü” ve kim destekliyor?

Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununda yeni bir girişimine dair tartışma,...

George Koumoullis yazdı: DİSY’nin darbe konusundaki “hermafrodit”* tutumu

* başlıktaki hermafrodit kelimesinin Türkçe tam karşılığı argo olarak...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Atilla Harekatı ve Sonuşları; Nere Giderig?

15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın ülkemize gerşegleşdirdiyi darbeden 5 gün...

Çağla Elektrikçi yazdı: Kırsal sessizlik bir atmosfer değil, politik bir tercihtir

My Way Home, İngiltere'nin siyasal-ekonomik dönüşümünün kritik bir eşiğinde...

Gözde Bedeloğlu yazdı: “Bu bir çocuk koruma yasası değil, vazgeçme yasası”

Hukukun en yaralı kavramlarından biridir "suça sürüklenen çocuk". Bu...

Ela Ava yazdı: “Rota yeniden oluşturuluyor”

ABD’nin 7-8 Temmuz’da NATO zirvesi sürerken İran’a yeniden başlattığı...

Canlı yayın