yazılariktibasÖzge Güneş yazdı: Paris Komünü'nün canlı geçmişi

Özge Güneş yazdı: Paris Komünü’nün canlı geçmişi

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net
Kategori:

Geçtiğimiz gün karşıma Paris Komünü’nü ele alan bir kitap çıktı. Merakla edinip kurcalamaya başladım. Quentin Deluermoz’un yakın zamanda David Broder tarafından İngilizceye çevrilen Paris Komünü: Küresel Bir Tarih (The Paris Commune: A Global History) adlı kitabı. 72 günlük ayaklanmanın bir buçuk asır boyunca bu denli yoğun siyasi, entelektüel ve kültürel bir etki üretmesinin nedenleri üzerine düşünüyor.

Tabii, yazar bu soruya doğrudan bir yanıt vermekten ziyade soruyu mekan, zaman ve deneyim olmak üzere üç boyuta odaklanan tarihsel bir izlekle sunuyor. Paris Komünü’nü yalnızca 19. yüzyıl Parisi’ne sıkışmış yerel bir isyan olarak değil, kıtaları ve çağları aşarak bugünün isyanlarına ilham veren küresel bir direniş ufku olarak ele alıyor.

Kitabın önsözü doğrudan bir gözlemle açılıyor: Paris Komünü yirmi birinci yüzyılda yeniden hayat bulmuştur. Yazar, bu canlanmanın somut izlerini 2016’da Fransa’da ortaya çıkan “Nuit debout” hareketinin République Meydanı’nı işgal ederek adını “Paris Komünü Meydanı” olarak yeniden adlandırması; 2018’de öğrenci protestolarında çeşitli üniversite kampüslerinde komünler kurulması ve Fransa’nın ötesinde 2010’ların meydan hareketleri, İspanya’nın indignados’undan ABD’nin Occupy hareketine farklı toplumsal ayaklanmalarla örneklendiriyor. Deluermoz yalnız değil, son 15 yıldır buna benzer onlarca değerlendirme ve tartışmaya ulaşmak mümkün.

***

Bugüne gelirsek, yazara göre giderek standartlaşan ekonomik ve siyasi yönetim biçimleri ile en tutucu milliyetçiliklerin eş zamanlı yükselişiyle örülmüş günümüz dünyasında, Paris Komünü’ne yapılan göndermeler “yatay” ve “lidersiz” bir demokrasiye yönelik büyüyen bir arzuyu ifade ediyor. 21. yüzyıldaki bu yeniden belirişin ardındaki ortak payda budur. Bu anlamda Komün sözcüğü bir tarih nesnesi olmaktan çıkmıştır ve eylemsel bir söyleme dönüşmüştür.

Yazara göre bu yeniden beliriş yalnızca tarihsel bir sürekliliği değil, köklü bir anlam kaymasını da yansıtır. 20. yüzyıl boyunca Komün, toplumsal mücadele ve eşitlik özlemiyle özdeşleşse de ağırlıklı olarak işçi hareketinin bir parçası olarak görülmüştür. Oysa 21. yüzyılın başında, Komün artık bu özdeşleşmeden koparak daha belirgin biçimde “aşağıdan demokrasiyi yeniden sahiplenme” ile bağdaşmaya başlar. Bu bir tesadüf değil, tarih yazımının her dalgasının kendi döneminin baskılarını Komün okumasına yansıtmasıyla ilgilidir. Yazarın da kabul ettiği üzere kendi okuması da bu anlam üretiminden muaf değildir “Kendi tarihsel anımızdan kaçamayız.” der ve kitabın sonlarında şu tahlile varır: “Devrim olarak Komün, belki de her şeyden önce olasılığın tarihsel bir ifadesidir” ve “herkes bunu dilediği gibi küçültebilir ya da büyütebilir, ya da kendi görüşüne göre yorumlayabilir.”

Deluermoz’un Paris Komünü literatürünü takip ederek de gösterdiği üzere, 1871 sonrasında Komün sözcüğü salt bir tarihsel olayın adından çıkıp bağımsız bir kavramsal kategoriye dönüşür. İmgelerle, duygulanımlarla ve inançlarla yüklenirken bir kesim için kargaşayı ifade eder. Diğerleri için mücadelenin meşruiyeti ve yeni bir dünyanın vaadidir. Yani Komün’ün 72 günlük ömrü bitmiş olabilir, ancak yarattığı o büyük ihtimal bugün dünyanın her yeri gibi ülkemizde de kampüslerde ve sokaklarda kendi yeni formunu aramayı sürdürüyor.

***

Bugün Gezi’nin 13. yılını anarken hissettiğimiz de tam olarak bu vaattir. Geçtiğimiz hafta hem Paris Komünü’nün 155. yılını hem de Gezi direnişinin 13. yılını geride bıraktık. Her ikisi de toplumsal yaşamın nasıl yeniden üretilebileceğine dair sunduğu ufukla güncelliğini bugün de yakıcı bir biçimde koruyor. Gezi, Komün’ün yarattığı ihtimali umuda taşıdı, yarınların pusulası oldu. Ama aynı zamanda Komün gibi, ani ve sert bir bastırmayla noktalandı.

Emekçilerin kaderine terk edildiği, baskıcı kuşatmanın her yanı sardığı günümüzde, her ikisi de kriz sonrası dünyayı aşağıdan yukarıya, demokratik bir katılımla yeniden inşa etme fikrinde birleşiyor; hakları için kampüsleri, sokakları ve meydanları terk etmeyenlerin mücadelesinde yaşamaya devam ediyor. Deluermoz’dan ödünçle her ikisi de “olasılığın tarihsel bir ifadesi” olarak yaşamaya devam ediyor. Herkesin istediği ölçüde küçültüp büyütebileceği, kendi bugününe kılavuz olarak okuyabileceği birer kaynak -ve akıllardan hiç çıkmayan o soruyla: toplumu kim, nasıl yönetecek?


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,912TakipçilerTakip Et
918AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Dionysis Dionysiou yazdı: Nolan’ın Odyssey’si: Denizden Gelen Düşman Biziz

Düşman ufkun ötesinde beklemiyor. Nolan'ın Odyssey'sinde, o, muzafferlerle birlikte...

Faik Bulut yazdı: Hizbullah ve İsrail kavgasının 20 yıllık bilançosu

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar ve mücadelenin tarihi 1980'lerin...

Canlı yayın