yaklaşımlarÖzkan YıkıcıÖzetleme teknikleriyle anlatmaya çalışma - Özkan Yıkıcı

Özetleme teknikleriyle anlatmaya çalışma – Özkan Yıkıcı

Bugün 24 Ocak. Hem Uğur Mumcunun katledilme hem de tarihi Türkiye Neoliberaleşme başlangıç kararları günü. Şimdi günümüze geldik. Her iki olay da buraya etkileriyle altüstler yaratma örnekleriyle doldu. Siyasetin geliş mesajları ordan iyice okunur.

Uğur Mumcu: en önemli gazetecilik dersleri mafya üzerinden yazdıklaryla da anlaşılmalı. Türkiyedeki gelişen mafya siyaset ilişkilerini derinliğine anlatmaya  çalıştı. Sonuçta arabasında bonbalı saldırıyla katledildi. Katledildikten sonra eşi okul arkadaşı da olan Ağıra şunu sorar: “katileri bulunacak mı”? dAğır tarihi yanıtını verir: “bir binadan bir tuğla çekilirse, bina yıkılır”. Bu yanıt tarihi yerini çoktan aldı. Şimdi Türkiyede mafya siyaset ilişkileri ayuka çıktı. Bir telefonla tutuklanan mafya lideri serbes brakılıyor. Türkiye sokaklarında sadece Türkiye deyil “Bulgaristan, Gürcistan, Rusya, Azerbeycan, Sırbistan” ve nice ülke uluslararası mafyaları çatışmaktadır. Kolonbiyadan çıkan tonlarca yüklü kokayin Mersin limanı atresiyle yolda. Bunlara eklenecek çok örnekler var. Siyaset mafya ilişkisi yaygın. Cinayetlerdeki mafya ayakları da yaygın.

Aynen Kuzey KIbrısta da süreç yaşandı. Mumcu olayından sonra, K. Kıbrısta da mafyaya dokunmak isteyen Adalı katledildi. Aynen Muncu gibi cinayetin çözümsüzlüğü onca bilinene rağmen çözülmedi. Son itiraflar dahi ne K. Kıbrıs nede Türkiyede pek de yaprak kıpırtacak derecede olmadı.

Bugün K. KIbrısta da mafya kol geziyor. Her alanda ahtapot gibi bizi kuşatı. Falyalı cinayeti ve uluslararası yönleriyle birlikte nereye geldiğimizin kanıtıdır. Bunlar bir yakın tarih sürecinin bir basit örneğidir. Hele doksanlar sürecinde Türkiyede başlayan ve direk buraya da yansıyan devlet içi çatışmaları ve mafyalaşma sürecinin, şimdi “meyvelerini” topluyoruz. Bir dip not: Mafyaların önemli koşullarından biri olup kara para aracı kumarhaneler de doksanlarda buraya gelmeye başladı.

****

Ayni tarihin  bir başka önemi de 24 Ocak kararlarıdır. Türkiyenin kurulu yapısından Neoliberaleşme dönemine sıçraması için Demirel hükümeti tarafından İMF reçetesi olarak karara bağlandı. Daha baştan bu kararların demokratik yapıyla gerçekleşemeyeceği Latin Amerika deneyimleriyle kesin şekilde kanıtlandı. Nitekim, aylar sonra Türkiyede de 12 Eylül askeri darbesi gerçekleştirildi. Belek sildirtmesinden toplumsal altüstler yaşandı. Ancak, haklı olunup söyletilmeyen gerçek, hangi tehlike dendiyse gerçekleşti AKP iktidarından yoksulaşmaya, nilitarizme ve ekonomik piyasalaşmayla dış sermaye bağımlılıjları oluştu. Kamusal alanlar metalaştırıldı. Şimdi bu kararların versyonlarının ürünlerini Türkiyede topluyoruz. Örgütsüz toplum ve gericileşen kültürel lyapıyla artık adını ne korsanız koyun.

benzeri de bizde oldu. Üstelik Türkiyenin ilhaklaşma siyasetinin yapılanmasını da yaşadığımız için, sosyolojik olarak toplum veya halk olmlaktan koparıldık. Öylesine bir yapı oluştu ki “nifusu bilinmeyen, planlama olmlayan, kamusal alanların rantiye veya iflasının gerçekleştiği, ekonomik yapının bitirilip yeni sistemi kurumsallaştırıldığı günlere geldik”. Doksanların atltın çocuğu Asil Nadir dahi artık kendi demecini verecek gazetesi dahi kalmadı. Elinden son kaleleri de alındı.

Olay başlangıcında biz en basitiyle şunu açıklıyorduk: içme suyu parayla olacak, hastahaneler ve tüm sağlık özeleştirilecek, plansız olduğu için tüm alanlarda ihdiyaçlar bilinmeyecek, eğitimde de özele açılım olacak, koparatifler özerkliklrini kaybedecek, bağımlılıj nedeniyle gün ola TC sermayesi buradaki işbirlikçileri rtasfiye edecek” gibi açıklamalar yapıyorduk. Özellikle o günlerde sağlık ve eğitimdeki bedavacılık ile ulaşıla bilinen başta suyun da kolayca elde edilme nedendiyle buranın yerli “aydınları” dahi gülüyordu. Sanırım, son grip salgını, ilaçbulunamama, sağlıktaki özelleşme ile parayla satın alma dahi sorunlarla dolu oluşu, okuların hali ve kurdurtulan ünüverrsitelerin konumu neden haklı çıktığımızın basit anıtlarıdır.

Siyasetin de teslimiyet ile içi boşaltılıp, tercih edilen koltukçular aynası ise şöyle : et fiyatı düşecek denildi, tam aksi oldu. Benzin var dendi, olmadığı ve ardından zam geldi. Elektrik hikayesi ise rezalet kekelimesi az verilen mesaj ise tam tersi yanlış çıkma normalliğine gelindi. Ama teşekkür ile hamasi atışlara da devam deniliyor. Bunlar bir anlamda Türkiyeleşme gerçeğimiz, neoliberaleşme süreci ile siyasal ilhaklaşma dönemeçlerini geçerek geldiğimiz basit gerçeklelrdir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Şu anda Karpaz’dayım. Yağmur sıkça yağıyor. Dün geceye doğru...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın