Gazze kuralları soykırım üzerinden çeşitlenerek devam ediyor. Soykırım açık işkalden, kendi kendini imha anlaşmalı tslimeyete ulaşan siyasal bakışlar artık birbirine girdi. Hedef, genelde Filistin konusu özünde Gazzenin yeniden kolonizyasyon yapılanmasının tamamlanmasıdır. İki yüzlüler ise gırla etrafta dolaşıyor. Hem Filistin yanlısı nutuklara hem de İsrail Marikan planlarına açık destek vererek kendilerini konumluyorlar. Bu arada halkların da direnişi çeşitli olanaklarla sürdürülmeğe çalışılınıyor. Sumud gibi filolarla abluka kırmadan tutun, içte gösteriler, limanlardan israile gidecek gemileri engelemeğe varan eylemler de yapılmaktadır. Fakat, nedense medya ağırlıklı olarak muhalefet ivmelerini zorunlu olmadıkça vermiyorlar. Sistemin hukuku yerlebir edilip yetkinin gücüyle kutsanırken, medya da dördüncü denetim kuveti yerine, algı operasyonları yandaş sırasına dek geriledi. Bunlar bir konuda yoğunlaştı: Filistinin geleceği…
Elbet fazla haberi yapılmasa da Filistin hareketine destek, direk İsrail ile Amerikayı kendi devletlerini de ekleyerek protestolar da oluyor. Bazı hükümetler daha da ileri gidiyor. Bunlardan ikisini, bu yazımda kısaça konu edecem. Net sonuç: solun olmadığı yerde faşizmin genişleyerek nasıl kıyım yaratığının sistemsel acı kanıtıdır Gazze.
İtalyada sokaklar ısınıyor. Grevlerle de dstekleniyor. Son olarak Geneel emek konfederasyonunun ilan etiği grevle de konu devam deniliyor. İtalyan solu ve demokratik eksen, baştan beri Gazze katliyamına değişik yöntemlerle karşı çıktılar. Ne acı tesadüf ki italyanın başbakanı da faşist Melonidir. Trumpla oldukça sarmaş dolaş. İsrailin soykırımını destekliyor. İtalyan demokratik duyarlı kesimler hem kendi yönetimlerine hem de genel emperyalist Gazze soykırımına karşı direnç göstermeğe uğraşıyor.
Sokaklarda gösteriler, sendikalar grevler, her uluslarası faliyete katılma gibi değişik alanlarda boy gösteriyorlar. Limanlarda israile gidecek gemileri engelemeğe de uğraştılar. Ama karşılarında devlet vardır. Faşist başbakandan, militarist anlayışlı kesimler ısrarla soykırıma destek veriyorlar. Bana istemeden şu soruyu da göstermektedir. Onca demokratik duyarlılığa karşın, üstelik sokakta da hareket etme gücüne sanipken, nasıl oldu da faşist Meloni birinci parti olarak başbakanlığı aldı.
Kalsik basit ama içi oldukça dolu yanıt karşıma dikilir. Sol partilerin parçalı olmaları, sorunlarda gereken direnci bazen koyamama ile başbakanlık dönemlerinde sol gibi değil de sağ gibi davranma ikilemlerini kolayca sıralamak gerekir. Ayrıca, hernekadar siyasal parti arenasında sol dağınık olsa da toplumsal muhalefet ekseninde demokratik örgütler oldukça hareketlidir. Bunu en son Filistin konusunda görmek mümkün. Nedeolsa Gramşinin ülkesidir. Gramşi gibi sosyalist politikacı felsefeci kadar, Berlinguyer anlayışlı sağa teslim olan solun da memleketi italyadır. Tabi faşizim deneyimli Musolini ile berlusgoni da faşist alanın önemli başbakanlarıdır. Şimdi de Meloni tarihini yazdırıyor.
Ama yine de burası italya. Tarih yazan ülke. İslam ülkeleri israile desteği verirken, halkları sesiz kalırken, ama Hamasla başlaayan babaneli durumlar yaşanırken, İtalyan sosyal muhalefetden sosyalist taban örgütleri sokakta Gazze katliyamını protesto ediyordu. Sumud filo yolculuğubda insanları katılıyordu. Bu gerçeklik bize çok olgu anlatır. Ama neden sol eksik olunca hiçbirşey olmazın İtalyan örneği önemlidir. Seçenek olamayan siyasal partilere karşın, demokratik sol örgüt merkezleşmesi sokakta protestolarla yankı yapmaya devam ediyorlar. Bunu enson sendikal grevden SUMUD filosundaki İtalyanların olmasına dek çeşitli şekilerde bize aktarıldı.
****
Bir başka ülkeğe gidelim. Burası daha uzakta olan devlete ulaşacağız. Üstelik önemli dönemlerde hep bölgedeki en yakın Amrikancı ülke idi. Kolonbiyadan söz ediyorum. Sol gelince ne değişir sorusuna hem de Gazze bölümüyle yanıt veriyordu. Öyle bir yanıt ki B.M. kürüsünden direk Amerika suçlandı. Amerikada yapılan Filistin destekli eyleme katılan devlet başkanı, ayni zamanda da konuştu. Buna kızan Amerikan yönetimi de Petronun ülkeğe giriş vizesini iptal ediyordu..
Konumuz, bu defa Kolonbiya. Son gelişmeleri bilmeyenler, öncekileri de bilenler elbet şaşırmakta haklıdırlar. Kolonbiya Latin Amerikada Amerikaya en yakın müttefiktir. Ülkede Amerikan üstleri var. yetmiyor: Amerika başta Venezuelaya müdahalelerde Kolonbiyayı kulanmaktaydı. Taki solcu gerila Gonzales Petronun başa gelmesine dek. Amerika ile Kolonbiya çevreleri Petronun kazanmasından hiç memnun olmadılar. Birçok dalaverayı da yapmaya uğraştılar.
İlk kaybedilen olay ise Amerikn eskisi gibi komşu Venezulelalya müdahale olanağını kaybeti. Benzer kararlar çıktı. Gazze katliyamında ilk eylem haline gelen de Kolonbiya devletiydi protestoyu da aşarak bazı khamleler de yaptı. İsraile yönelik ilişkileri daraltmaya başladı. Ülkede Filistin destekli toplantılarla ortak eylemler amaçlandı.
Enson konu B.M. kürsüsünden geldi. Petro açıkça sadece Gazze değil Amerikanın sorgusuz suğalsiz tekneleri vurup batırmalarını da eleştirdi. Amerikanın bazı Latin Amerika liderini “uyuşturucu karterli” suçlamasına da hep karşı yanıt verdi. Örneğin Maduroyu Güneşler karterinin lideri ilan edilirken, Petro bunun yalan olduğunu, öyle bir uyuşturucu kartelin olmadığını belirti. Buda bize Amerikan tek eksenli bakışlarda başka bir kaynak olarak epey yardımcı olundu.
Filistin konusunda da Petro hep hamleler yaptı. Enson İsrail ile imzalanan serbes bölge anlaşmasından çekildi. İsrail diplomatlarını ülkeden göndereceğini belirti. Dikat edin, olayı islam ülkesi yapmıyor. Hamasa nutuklarla destek verenlerin tersine yardım edenlerle de alakası yok. Kolonbiya bir anlamda uluslarası koşullarda dahi eğer gerçekten sol görüşleri savunan başkanların olması taktirde nasıl fark atacağını gösteren kanıt oldu.
Petro bu nedenle katılmak için B.M. yolunda aldığı vizeği Amerikan başkanı iptal ediyor. Entrikalrla Gonzales Petroyu iktidardan uzaklaştırma hamleleri de oldu. Dünün en Amerikancı ülkesi, birden İsrail Gazze politikasında karşılarına geldi. Siyasal duruşların önemi burada gizlidir. Zaten Filistin hareketi solun zayıflamasıyla desteklerini de kaybetti. Böylelikle daraltıla daraltıla bir yere kadar sıkıştırıldı. Kolonbiya gibi ülkelerde eski sol gerilecının tutumu veya italyadaki demokratik eylemlerle sokakların ısınması gerçeği, öyle herkes aynidir basit bakışın nedenli yanlış olduğunu da anlatmaktadır. Onun için, bu tür eylemlerin duyulmaması, alınan kararların habersiz kılınarak, sistemin tek yanlı ponpalamalarına devam edilmektedir. Medya kuşatmasından devlet propagandasına dek aygıt böyle işletildi.
Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.



