yazılariktibas‘Milli iktisat’ niye tutmadı? - Cihan Tuğal

‘Milli iktisat’ niye tutmadı? – Cihan Tuğal

Orjinal yazının kaynağıevrensel.net
Kategori:

Aşırı sağın Macaristan’daki hezimeti, çoğunlukla siyasi bir çerçevede tartışıldı. Hakim anlatıya göre, Orban’ın yolsuzluk, baskı ve medya tekeli sarmalı diktatörün sonunu getirdi. 

Oysa Macar seçimlerinin bizi asıl ilgilendiren tarafı, milli iktisat deneyinin niye işlemediği. Seçimle gelen diğer sağcı liderlerin çoğuyla karşılaştırıldığında, “ekonomik ortodoksi”nin sınırlarını daha fazla zorladı Orban. Bu da onlardan daha uzun süre kesintisiz iktidarda kalmasını sağladı. Erdoğan’ı andıran ve Orbán’ı Trump, Bolsonaro ve Duterte’den ayrıştıran bu yanı, dikkatli bir tahlili hakkediyor.

Orbáncı ekonomi niye tutmadı? “Milli değildi zaten” diye başlayabilirsiniz cevaba, haklı da bir başlangıç olur bu. Ama yeterli olmaz.

Orbán’ın partisi Fidesz, Avrupa Birliği’nin Macaristan’ı bir “koloni”ye indirgediğini söyleyerek iktidara geldi. Sovyet bağımlılığı gitmiş, onun yerini AB’ye kölelik almıştı bu iddiaya göre. Tüm üretim yabancıların ya da uşaklarının eline geçmiş, halk yoksullaşmıştı.

Bu keskin çıkışa rağmen, 16 yıl süren Fidesz yönetimi yabancı yatırımların itici gücünü korumadı sadece. Perçinledi. Dahası var. Ücretleri düşük tuttuğu için, artan yabancı üretimi dış talebe bağımlı kıldı.

Yabancı şirketler Alman, Japon ve Güney Koreli; önemi giderek artan dış talep ise ağırlıklı olarak Avrupalıydı. Dış talebin daralması, bu ekonomik dengeye ağır bir darbe vurdu.

O halde, Orbán’ın “milli ekonomi” vaadi bir kandırmacadan mı ibaretti? Hayır. Bunu söylemek kolaycılık olur. Milliyetçi kökleri sahih olan, yüz binlerin sokak mobilizasyonuna, elit kadroların düşünce kuruluşlarına dayanan Fidesz, kendi sağcı düşünce evreninin izin verdiği ölçüde “yabancı” gördüğü güçlerle savaştı gerçekten.

Nasıl mı? AB ile güçlü bağları olan aktörler, ekonomik karar mercilerinden uzaklaştırıldı. Bankalar, enerji, telefon büyük ölçüde yabancılardan alındı. Taşradaki küçük ve orta boylu sermayedarlar desteklendi; yabancı araba ve akü üretiminin yan sanayilerinde, mümkün mertebe, milli bir burjuvazi yaratıldı. Kırdan kente, parti bağımlısı inşaat ve emlak zenginleri türedi.

Düşük ücretli, güvencesiz ve sendikasız da olsa, işçi sınıfının düzenli olarak işe gidip gelen kısmı genişledi. Özellikle taşrada sanayi havzaları oluştu. Bu havzaların çalışanları, 2010’ların sefil koşullarını 1990’ların ve 2000’lerin hem sefil hem işsiz koşullarına tercih etmeye başladılar.

İşte rejimin tam da bu boyutu tıkandı 2020’lerde. Rejim “Trumpçı”laştı. Yani Orbán’ın çevresindeki bir avuç zengini şişirmeyi ve diktatörlüğün siyasi boyutunu (yolsuzluk, baskı, medya tekeli) derinleştirmeyi öncelik haline getirdi. Ekonomik modeli boşladı.

Sonuç: Fidesz, kitle desteğinin belkemiği olan taşra burjuvazisini ve endüstriyel işçi sınıfını kaybetti.

Bu sadece Fidesz’in eksikliklerinden kaynaklanan bir durum değildi. (Ama iktidar rehavetinin, sokak hakimiyetini bir parça boşlamayı beraberinde getirdiğini geçerken belirteyim). Dış talebin daralması kadar, Orbán’ın Ukrayna politikasından dolayı AB’nin fonları kesmesi, suni biçimde şişirilen “milli ekonomi” nin duvara toslamasına sebep oldu. İroniyi başka şekilde ifade edecek olursak: Orbán AB’ye karşı esip gürleyerek iktidarda kalıyordu. Ama bu “kahraman”lığı mümkün kılan, Avrupa’nın (Suriyeli, vs. göçmenleri AB dışında tutmak gibi) bir dizi hizmetinden dolayı Orbán’ı sürekli fona boğmasıydı. (Bilmem tanıdık geldi mi bu çelişki?) İnşaat burjuvazisi, bu fonlardan bol bol yararlandı. Ukrayna konusunda Orbán’ın AB’ye hizmeti aksaklığa uğrayınca, ipi çekildi.

Yani “milli iktisat”, küresel liberalizme göbekten bağlıydı. 

Bunu Orbán’la sınırlı bir durum zannetmeyelim. Sürecin özellikle “dış talep” boyutu, dünya çapında yükselen ekonomik milliyetçiliğin sınırlarına işaret ediyor.

Ekonomik milliyetçiliğin önderi olarak görünen Çin bile Amerikan ve Batı talebine bağımlı. Dış talep daraldıkça, Çin stagnasyona doğru gidiyor.

Bu kısır döngüyü değiştirebilecek tek dinamik, iç talebin balon şişirmelerle değil yapısal olarak genişletilmesi. Çin’de yirmi yıldır çeşitli ölçeklerde ve farklı aralıklarla denendi böyle bir genişleme. Ancak bir dizi küresel ve ulusal dinamikten dolayı, kalıcı bir proje haline gelemedi. Macaristan’da ise bunun izdüşümleri daha bile zayıftı. Böyle bir değişim zaten birkaç siyasetçi ve uzmanın karar verip uygulamaya koyabileceği bir şey değil. Başta grevler ve emek örgütlenmesi olmak üzere toplumsal hareketler ciddi bir güç odağı haline gelmedikçe, kalıcı değişim mümkün değil. Bu değişim yaşanmadıkça, ülkeler neoliberalizm ve sözde milli ekonomiler arasında gidip gelecekler.

Peki şimdi ne olacak? “Milli iktisat”tan ağzı yanan Macaristan, düz neoliberalizme dönüp iyice batabilir. İlk işaretler, Magyar’ın 1990’lar ve 2000’lerin modelini tekrar dirilteceği yönünde. Halkı o zamanlar bile sefalete sürükleyen bu modelin, bugünkü dayanakları o zamana göre çok daha zayıf. Liberal bir hezimet, dört ya da sekiz seneye Fidesz’in kendisinin bile daha sağına düşen partilerle birleşip daha güçlü bir geri dönüş yapmasıyla sonuçlanabilir.

Bizdeki tehlike de tam olarak bu. Bir dahaki sefere Türkiye’deki “milli iktisat”-neoliberalizm salınımını ele alalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

Federico Pita yazdı: Latin Amerika tekno-faşizmin yeni laboratuvarı

Latin Amerika, teknoloji-üstüncülüğünün siyasi ve ideolojik laboratuvarına dönüşüyor. Silicon Valley milyarderi...

Ertan Erol yazdı: Trump’ın kayığında Kolombiya sağı

Kolombiya’da Seçilmiş Başkan Abelardo de la Espriella kuracağı hükümeti...

Shamim Chaudhry yazdı: Güney Asya’nın genç kuşağı yeni bir sosyal devrime doğru mu ilerliyor?

Güney Asya, şu anda dünyadaki genç nüfus oranının en...

Hazal Yalın yazdı: Nikaragua, 7 Ders

Ben Latin Amerika uzmanı değilim; kuşkusuz Nikaragua’yı benden çok daha...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,910TakipçilerTakip Et
918AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıyas yapma örneği: Kolombiya

Kolombiya, son yıllarda değişik yönleriyle gündemde oluyordu. Özellikle solcu...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde gündem oluşturma sırrı

Bir ufak soru sorsam: Türkiye'deki gelişmeleri buradaki medya kaçı...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hızla çerçeve yasası geçerken

İki yıldır konuşturuldu. Algılarla epey propaganda yaptırıldı. Algılar diyorum:...

Özkan Yıkıcı yazdı: Çerçeve yasası meclise gelirken

Sonuçta bilinmeyen ama üzerinden bol bol yorumlar yapılan yasa,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Canlı yayın