yaklaşımlarÖzkan YıkıcıMarksist ekonomistler yine haklı çıktı - Özkan Yıkıcı

Marksist ekonomistler yine haklı çıktı – Özkan Yıkıcı

Kapitalist sistem çok yönlü krizlerle boğuşuyor. Boğuşuyor da hala içinden çıkamıyor. Sadece yayınlanan eflasyon rakamları veya parasal dalgalanma yükseltileri, konunun nedenli önemli hale geldiğinin örnekleridir. Yine klasik tekrarla, kapitalist siyasal devletlerin seçenek üretemedeikleri tıkanışının da haykırılan yüzü olarak netleşmesi de tesadüf değildir. Tüm kapitalist ekonomislerin, önerile ve nedenleri açıklamaları ise karşılık bulmuyor. Üstelik, her öneri sistemin devamı ve sermaye çıkarlı eksende olması nedeniyle de ezilen eksende de yankı bulamıyor. Öte yandan, yine Marksis ekonomistler yeniden haklı çıktılar. Grek krzilerin gelişini doğru okumaları, gerek önerilen çözümlerin krizi daha da derinleştirip çeşitlendirileceği bulguları yaşamda doğrulandı. Marksis ekonomisgtler bu nedenle analizleri dikate alınan en önemli ekonomistler konumuna istennmese de geliyor. Bunda elbet NMakrsis ekonomistlerin kendi kurumsal bilimsel gerçekliğinin değerinin ortaya çıkmasının da katgısı çoktur. Öyle ki milyonluk dolarlı kapitalist her yönlüü iktisatçıların tahmin ve çözümleri tutmazken, giderek tereddütle karşılanırken, her önemli Marksis ekonomistin değerlendirmeleri oldukça dikate alınıyor ve yaşamda da karşılığı çıkmaya devam ediyor. Öldü, bitmiştir denilen sosyalizmin özellikle ekonomi alanındaki bilimsel kesimlerin dumadan haklı çıkmaları da marksın hayalinin yeniden dolaştığı tekerlemesini de akla getirmekten kurtulunamadı.
Marksis iktisatçıların haklı çıkmalarında temel iki kural vardır. Uygulanan kendi bilimsel yöntemlerinin neden sonuç ilişkisindeki temel kuramlar oldukça katgı yapıyor. Birinncisi, kapitalist sistemi iyin analiz ediyorlar. Hem sistemi hem de işleyiş temel noktalarını iyi bilmeye çalışıyorlar. Birikim sonucu da gelecek sistem içi tehlikeleri ve nedenlerini doğru yerlere koyma kolaylığı oluşuyor. Kapitalizmin eşitsizlik olgusundan sermaye bakışlı tutumlarına dek incelenerek öteki yüz emek eksenli kesimle de dengeleme bilgileri sonucu kapitalizmi doğru anbaliz edecek bikimler peşpeşe geliyor. Nitekim, daha seksenler başında tüm marksis ekonomistler Neolierbalizmi analiz ederken, gübnünüz krizlerine dek gelen geniş yarını da yerine oturtuyorlardı. Oysa Kapitalist kesimler sermaye karı ve hareketleriyle ölçekli dolarlı araştırmalarında hep sistemin artık krizlerden kurtulduğu çağrılarını haykırıyorlardı. Sonuçta, örneğin İMF Endonezya ve malizye rüyalarını anlatırken, Marksisler artık neoliberalizmin tükendiğini söylediler. Nitekim iki yıl sonra 98 yılında haklı yine Marksisler çıktı. Buna benzer çok örnek var.
İkinci önemli ayak ise çok önemlidir: Marksis iktisatçılar sadece işleyen ekonominin dinamikleri ile sorunlarının nedenleriyle yetinmiyordu. Seçenek olarak da sistemin değişmesi ve yeni ekonomik seçenekerre dek uzanan alternatifler de üretiyorlardı. Bu da kapitalizim sosyalist ikilemi anlayışları denklemini de kuruyorlardı. Oysa, Kapitalist iktisatçılar, her krizde veya gelişmede salt sermaye eksenli kar endeksli çıkışlarla sorunların çözümüne odaklanıyuorlardı. Bu giderek son dönemlerde olduğu gibi finansman sektörlü rant işdahlı projelerle krizlerden çıkma ve refah önerileri hazırlıyorlardı. Tek ayak düzeyine dek geldiler. Aşmazları örtme ve tek tip önerilerle algılar oluşturdular. Örneğin Türkiye için tüm eşitsizlikler veya derinleşen yoksuluklar yerine hep gelecek dış sermaye hareketleriylen döviz eksenli sıcak para noktasındn rahatlama reçeteleri sunmaktadırlar. Daha kötüsü gelecek iser gayrı ister normal dış sermaye paralarıyla sistemin iyleşip devamının üzerinden ekonomi poli
Kısaca, yine yaşam bize kanıtladı. Marksis ekonomistler haklı çıktı. Neoliberalizim tıkandı. Girilen ekonomik krizlerden çıkılamadığı gibi, uygarlık, iklim ve kültürel krizlerde peşpeşe gelip sağlık pandemisiyle de zincir gelişledi. Kapitalizim tıkandı tıkanmasına. Sosyalist dalga da zayıf olunca, peşinden gericilik, faşizim ve devlet biçimi otoriterleşmeleri yaşamda kitlesel karşılık buluyor. Buna savaş da eklenince, krizlerin nefes alma borusuna da gericilik, kin ve öfke kalıyor. Ama yine de gerçek gizlenemiyor: Marksis ekonomistler haklı çıktı. Tek ayak ise yetersiz. Siyasal ayakla ancak değişim olacağı da kesin.tikası üretilmeğe uğraşılıyor.
Sosyalist ekonomistler ise konuya sınıfsal yönden bakıp sonra kapitalist sistemin işleyişi noktasından hareket ediyor. Çözümleri sermaye karına finansman noktasında değil de daha eşitlikli sınıfsal dönüüşün ekseninden yaklaşıyor. Kamusal temeli daha eşitlikli bir yapı ekonomisi önerilmektedir. Nitekim son dönem krizlerinde hep klasikleşen ama tıkanan Neoliebral bekleyişle gelecek dış sermaye rüyasına yatan sistem varken, Marksis iktisatçılar bunun neden çözüm olmadığını hep hatırlatmaktan geri durmuyor. Hep haklı çıkıyorlar. Krizlerdeki hem nedendeki yanlış bakışın hem de gelecek belirsizlik hikayeleri nedeniyle bu tip ekonomistlere daha önem veren yaklaşımlar da artıyuor. Ama bir önemli eksik var: Marksis ekonomistlerin doğru tesbitleri ve yarın için önemli uyarılarını hayata geçirecek sosyalist güççlü seçeneğin olmamasıdır. Buda ekonomi ve siyaset ikileminin ortaklaşma önemini yeniden uyarmaya devam edilmesinin temel gerçeğidir.
Bir noktaya daha deyinecem: Neoliberaleşme ile birlikte sermaye içi finansman sektörün ağırlığı daha da artıyor. Bu artış kendini sorunlara kapitalist yaklaşıma dek yansıdı. En önemli göstergelerin döviz dalgalanması veya dış sermaye gelişiyle açıklanmasının temel nedenlerinden biri haline geldi. Ayrıca, Neoliebralizimle birlikte artan sermaye hareketleri ve üretim dışı kesimlerin güçlenmesiyle “borsa, spekiletif” yapılar epey yer buldular. Bazı krizlerde Asya kaplanlarındaki gibi Spekülatif sermaye katgısı oldukça çoktur. Üretimden çok daha fazla hisenin borsada olduğu çelişkisi çıktı. Başka bir çelişki de nizami ile gayrı nizami sermaye dengesinin verilen müsaadenin çok üstüne çıkmasıdır. Boşuna değil son dönemdeki Türkiyedekin mafya siyaset bilgilerinin uçuşması. Bunlar hep Neoliberaleşmedeki sermaye hareketlerindeki gelinen önemli sistemsel çöküşteki önemli etkilerdir. Nedeni ise daha baştan Neolibraleşmede Fritman gibi para piyasalarına önem veren birinin yapıyı kurumsallaşmadaki önemli rolundan da kaynaklanmaktadır.
Marksis ekonomistler, bu görüşleri geriden çoktan vurguladılar. Neoliberalizmin temelindeki kapitalist ilkelerle açıkladılar. Fakat acıdır: gerileyen sosyalist siyasal hareketler sonucu özelikle sosyal demokrat ekonomistler dahi kapitalist sistem içi çözümlerle uğraşıp, sermaye karını genel ile bütünleştirip sağ teslimiyete dek ulaştılar. Eflasyon düşürülmesindeki klasik kapitalist ilkelere ağlı çözümler öneriyorlardı. Bir anlamda dorğulanan ama siyasal desteği olmayan Marksis ekonomistler yerine sermaye sözcülüklü sol ayağı seçtiler. Böyleliklen bir ço yerde sol adına konuşanların aslında liberal iktisatçı ağzının sol vrsyonu olunması da gözden kaçırıldı. Buda sola önemli darbe getirdi. Sağ ile solun farklı olmadığı çizgisibne de inanç oluşturdu. Hat ta piyasanın devamı ile üstüne sosyal politika damıtma deneğimleri tekrar tekrar iflas ederken, nedense doğrulanan Marksis ekonomik gerçekliğe yaklaşmayı hiç istemediler. Aynenbizde de böyle ypılıyor. Sanki sömürgecilik yokmuş gibi, yasadışılık ilkesi temel değilmişçesine, sınıfsal eksenin kriterleri oluşmamış bakışıyla normal ülke sistem kurtarma bakışıyla sıkışılan dar alanda ekonomicilik oynanmaktadır. Buna bir de Erdoğanın kendi klasik siyasal oyunlarıyla gerçekleştirdiği ekonomik devşirme olunca, herkes Marksis ekonomistlere bakışı da unutuyor. Solcu olup Marksist ekonomiye bakmayı unutan yeni sol kapitalist ekonomistler de böylelikle türetildi.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...

Özkan Yıkıcı yazdı: Gelişmelerde unutturulan sistemsel yapı: emperyalizm

İster İran ister Ukrayna savaşlarına bakarken, günlük propagandayla takılı...
4,640BeğenenlerBeğen
1,583TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Hayri Kozanoğlu yazdı: Trump devrinde merkez bankacılığı

Küreselleşmiş kapitalizm kurgusu içerisinde, özellikle de sermaye akışlarının serbestliği...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Online” doktor randevusu için bu rezil “site”yi, devlete kim kakaladı?

Dünya; 1980’lerden beridir, “çevrimiçi devlet hizmeti”nin keyfini sürmektedir. Neredeyse yarım...

Michael Löwy yazdı: 23 Aralık 2084

Merhaba. Kış başlıyor ve burada, Grönland’da, 40 dereceyi aşmayan...

Canlı yayın