yazılariktibasMacronizm günleri artık sona erdi - Harrison Stetler

Macronizm günleri artık sona erdi – Harrison Stetler

Orjinal yazının kaynağıjacobin.com
alıntı yapılan kaynakbirgun.net
Kategori:

Fransa’nın yeni başbakanı Sébastien Lecornu, muhalefetteki Sosyalist Parti’nin 2026 bütçe planlarına müdahil olabileceği önerisini reddetti. Merkez sol partinin taleplerini tek tek geri çeviren Lecornu, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2023’te yürürlüğe giren emeklilik yaşını artırma reformunun askıya alınması tartışmalarını da sert bir şekilde reddetti. Ülkenin en büyük servetlerine yönelik hedef odaklı bir vergi getirilmesi ya da Macron’un cumhurbaşkanlığı başında kaldırılan özel varlıklara yönelik küçük çaplı servet vergisinin yeniden uygulanması çağrılarını da geri çevirdi.

Kısacası, Macron’un yakın çalışma arkadaşı, çalışan ve orta sınıf Fransızları en çok etkileyecek bir mali kemer sıkma programında ısrarcı. Cumhurbaşkanının müttefikleri, ülkenin şişkin bütçe açığına işaret ederek harcama ve sosyal yardım kesintilerinden oluşan bir paketi savunuyor.

Ancak Lecornu’nun bu kadar popüler olmayan ve dengesiz bir ekonomik programı zorla geçirebilmek için ihtiyaç duyduğu parlamento çoğunluğundan çok uzak olduğu görülüyor. Derin şekilde bölünmüş parlamentonun önceki başbakan François Bayrou’yu görevden almasından bir ay sonra, Macron yanlısı merkez yine kırmızı çizgilerinin ardına çekiliyor.

Bu durum pek şaşırtıcı değil. Macron, 2017’deki ilk seçiminden bu yana sağdan yönetiyor ve şimdi de (ikinci dönemi resmi olarak 2027 baharında sona erecek) rotasını değiştirme niyetinde değil. Cumhurbaşkanının eliyle seçtiği başbakanın, hayatta kalmasının anahtarını elinde tutan aşırı sağ ve merkez sol muhalefetle önümüzdeki günlerde tekrar görüşmesi bekleniyor. Ancak elleri bağlı. Hükümetin bir kez daha çöküşüne dair spekülasyonlar artarken 2 Ekim’de olduğu gibi sendikalar öncülüğünde düzenlenen yürüyüşler ve grevlerle halk yeniden sokaklara dökülüyor.

Yeni bir yenilgi, Macron’un 2024 yazında ani seçim çağrısı yapma kararının acı meyvelerini toplayan meşruiyet krizini daha da kötüleştirir. Anketlerin çoğu, cumhurbaşkanının sekiz yıllık görev süresinde rekor düşük bir seviye olan %20’ye yakın onay oranlarına sahip olduğunu gösteriyor.

Ancak popülerlik soruları, Macron’un görev süresinin başarılı olup olmadığını nihayetinde belirlemeyecek. 2017’den beri ana görevi vergi indirimleri, örgütlü emeğe saldırılar veya sosyal demokrat refah haklarının aşındırılması yoluyla sosyal ve ekonomik gücü şirketlere ve zenginlere aktarmayı kolaylaştırmak oldu. Şimdi sırtı duvara dayandığında öncelik, Fransa’nın parçalanmış parti sisteminde bir mevzi savaşına dönüşen bu zaferleri korumak.

SEÇİM Mİ? HANGİ SEÇİM?

Eğer hükümet yeniden çökerse, Macron’un en olası hamlesi Ulusal Meclis’i feshederek, Haziran 2024’teki ani seçimden on altı ay sonra yeni bir seçim çağrısı yapmak olur. Perde arkasında, Fransa’nın siyasi güçleri şimdiden kampanya planları ve aday listeleri hazırlıyor. Bu, Macron’un kampının devam eden bütçe görüşmelerindeki ısrarcılığını daha da merak uyandırıcı hale getiriyor. Destekçileri, yeni bir seçimden en çok zarar görecek olanlar olabilir.

Cumhurbaşkanının en büyük umudu, yeni bir seçimin mevcut parlamentodaki tıkanıklıkta kendi rolünü örtbas edebileceği. Anayasa hukuku uzmanı Dominique Rousseau, “Haziran 2024 feshi birçok insan için mantıksızdı” diyor. “Bugün, eğer bir fesih olursa, en azından bir gerekçesi olur: bütçe meselesi.”

Sonuçsuz parlamento seçimlerinin olası senaryosu, Macron’un istifa ederek 2027’de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerini hızlandırması gerektiği önerilerini besliyor. Bazı anketler, halkın yarısının Macron’un cumhurbaşkanlığını terk etmesini istediğini, bazı çalışmalarda bu oranın neredeyse üçte ikiye yükseldiğini gösteriyor.

HAVLU MU ATMALI?

Sol parti Le France Insoumise (Boyun Eğmeyen Fransa-LFI), geçen sonbahardan beri bu fikri zorluyor. Macron, Nouveau Front Populaire (Yeni Sol Cephe-NFP) ittifakı erken seçimlerde birinci olduktan sonra soldan bir başbakan atamayı reddetmişti. LFI milletvekili Danièle Obono, Jacobin’e, partinin devam eden kemer sıkma karşıtı protestolara destek verdiğini söylerken, “Fransız halkının şimdi yapması gereken seçim, Macron’un istifasını zorlayıp zorlamamak” dedi.

Her halükârda, yeni bir cumhurbaşkanlığı seçiminin nihayetinde kazananın parlamentoda çoğunluğu elde etmesini sağlayacağı şüpheli.

Son on iki ayın gösterdiği Macron, zayıflatılmış bir alt meclisle uzlaşmaya fazlasıyla istekli. Politik sicilini sorgulayanlara karşı koymak için “evcilleştirilmiş” bir azınlık koalisyonuna yaslanıyor. Bu siyasi felç durumu, bahar aylarında aşırı sağdan merkez sola kadar milletvekillerinin büyük çoğunluklarının sert suçla mücadele yasasında anlaşmasını engellemedi. Zor durumlarda, cumhurbaşkanının müttefikleri göçmenlik konusunda aşırı sağa tavizler verebilir.

Alt mecliste orantılı temsilin getirilmesi şeklinde bir kurumsal reform konuşuluyor. Bu, Le Pen ve müttefiklerinin uzun süredir talep ettiği bir şey. Yurtiçinde sevilmeyen Macron, uluslararası toplantılar ve diplomasinin parıltısında teselli arayabilir, parlamentoyu bütçe hesaplaşmasından bütçe hesaplaşmasına sürüklenmeye bırakabilir.

Ancak her şeyi fetheden, zafer kazanan Macronizm günleri kesinlikle sona erdi. Kendisini kurumsal sürekliliğin “koruyucusu” olarak konumlandıran cumhurbaşkanı için, gündeminde herhangi bir geri adım atmayı engellemek, kontrolü elinde tutmak için yeterli bir neden. Geçen Cuma, Lecornu, bütçe görüşmelerinde emeklilik reformunun askıya alınmasını masadan kaldırdığında bunu kabul etmiş görünüyordu ve bunun “cumhurbaşkanlığı seçimleri için iyi bir konu olacağını” söyledi. Ne zaman gelirse gelsin, en azından çizgiler çizildi.

Çeviren: Umut Can FIRTINA


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Zafer Taşkın yazdı: Alman jeopolitiğinden NATO’ya: Türkeş, Türk Sağı ve antikomünizm

19.yüzyılın sonlarında Almanya, İngiltere ve Fransa gibi geniş sömürge imparatorluklarına...

Andy Storey yazdı: FIFA’nın güçle çirkin ortaklığı

Dünya Kupası, ABD’nin ne kadar kötü bir ortak ev sahibi...

Esra Akgemci yazdı: Kolombiya’dan Peru’ya: Güvenlikçi siyasetin gölgesinde seçimler

Toplumsal sorunların çözümünü daha fazla güvenlik, daha fazla ceza...

Mehmet Yaşin yazdı: Mutfaktaki “kızıl” devrimci!

Bu haftaki konumuz, Avrupa mutfaklarıyla tanıştıktan sonra tüm mönüleri...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,939TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Canlı yayın