Her yıl dini bayram öncesi bazı niyetler söylenir. Hayat siyasal alanda donuklaşmaya, dini retorikler peş peşe gelir. Artık siyaset en azından Kuzey Kıbrıs ile Türkiye’de donuklaşır. Tatile girer. Hatta Türkiye’de tatil eklerle dokuz güne dek uzatılır. Böylelikle daha anormal olmayan politiksiz ortamla bayram gelip geçer. Demeçler, ziyaretler ve maddi olanakları olanlar seyahat tatillerine giderler. Yine de konuyla ilgili biraz daha genele yaklaşanlar, “benim gibi” dini tatil ile kutsal bayram olmasına rağmen, Müslüman dünyasında savaşlarda dahi ateşkes ilan edilmeyecek derecede siyaset korkunçlaşıyor diyecektir. Fakat en azından bizde ve Türkiye’de resmen bayram tatili ve siyasal donuklaşma birlikte günlerce yaşatılır.
Fakat bu yıl böyle olmadı. Normal işleyişin de ötesine geçildi. Hatta kirli karanlık hesaplar dahi hafta sonu ile bayrama sıkıştırılmak istenir haldedir. Bu, özellikle rejimin kendine yol açma, muhalefeti parçalama hedefinin resmen bayramı, dini değerleri falan dikkate almayacağının kararını vermiş olduğunun açık göstergesidir.
Arife günü, normalde bayram havasına girip tebrikler başlaması gereken şafağın söküşünde, Türkiye’de yine bir belediye başkanına operasyon düzenlenip gözaltına alındı. Bu artık anormal denilecek davranışın normalin ötesine geçişinin yeni haberi idi. Üstelik bayram havasına insanlar sokulup tatil ile ödüllendirildiğinin vurgulandığı anda oluyordu. Ama kimseye sürpriz gelmedi. Çünkü bayram öncesi hem de hafta sonuna rastlantısal CHP binası baskını, adeta rejim için gözün kararıp yönelinilen hedefin direkt mesajı idi. Üstelik en acısı; gölgede oturan Kılıçdaroğlu, kılıç gibi ferman yazıp düne dek en yoğun eleştirdiği göründüğü iktidardan, kendini koltuğa yeniden oturtması için merkez binaya karşı polis operasyonu istiyordu. Bu, tarihi bir karanlık sayfanın Türkiye siyasi tarihine eklenmesiydi.
Kılıçdaroğlu normal seçimle gelmediği için iktidarın yargı sopasıyla koltuğa oturtulma ödününü de partiye fatura etmeye hemen işten durdurmalar, ayıklama açıklamalarıyla karşılık veriyordu. Böylesi teslimiyeti beklemeyenleri itap ediyordu. Yine de tüm gelişmelere rağmen temenni etmeler ve yasa-hukuk demeler de arada dolaştı. Ama İzmir’deki izin vermeme tutumu ile polisin şiddeti, artık öfkenin yeşermesi veya teslim olma çizgisini çekiyordu.
Kısaca bu bayram, Türkiye’de normal hâlde gelmedi. Devamının da öyle olacağı kesin. Hele de tam da bayram havasına girilecekken alelacele çıkarılıp yazılan mutlak butlan kararı ile Kılıçdaroğlu’nun operasyonları, olayın tarihe yine karanlık bir bölüm olarak yazılacağının mesajlarını kırmızı kalemle belirtiyordu. Tabii belediye başkanı operasyonları da devam ederek adeta yeni seçenek önerileri de sunuluyordu. Düne dek ya itirafname imzala, ya istifa et, yoksa hapse gidersin seçenekleri vardı. Devamında “ya bize katıl ya hapse gidersiniz” işlemi daha da köpürtüldü. Bazı meyveleri de alındı. Şimdi yeni bir seçenek de oluşuyor: ya Kılıçdaroğlu’ndan yana ol, ya da partiden de atılırsınız deniyor. Daha da çirkini şu: suçlulukları ispatlanmayan nice belediye başkanı adeta suçluymuş gibi partiden atılma ayıklamasına sokuluyor. Kılıçdaroğlu yakın tarihte yazdığı siyasal tarihe devam ediyor. Ses çıkarmama, destekleme ikileminde birçok karanlık dönemde etkisizlikle yol verdi. Şimdi de tam da toparlanıp iktidara yürüyen, birinci parti konumuna gelen CHP’yi durdurması için kılıcını çekti. İkili iktidar yaratmadan parti içi tasfiyelere varan hamlelere hemen başladı. Böylelikle seçim ve sandık diyen CHP, şimdi Kılıçdaroğlu pençesinde öfke ve direnme çizgisine çekildi.
Elbet Kıbrıs’a da bu defa konu biraz yansıdı. Muhalefet kesimleri en azından konuştu. Ancak benzer müdahaleyi yaşayan UBP; teslim edilen şahsın hâlâ teşekkürle yola devam etmesi de kıyas yapılacak örnekledir. UBP, %65 oyla seçtiği, başbakan yaptığı kişiyi bırakın kurşun atmayı, laf dahi diyemeden yedirtti. Yenilen kişi de hâlâ itibarında kusur yapmadan susup görevini teslimiyetle yerine getirmektedir.
Kısaca; bu Kurban Bayramı, Türkiye’de rejimin kendini sürdürme ile yerleştirme adına baskıları çok yönlü artırarak yakaladı. Arife günü dahi belediye başkanı operasyonu ve İzmir’de öfkeli protestolar vardı. CHP binasında başka direniş eylemi değil, hangi direnenlerin atılması listeleriyle meşgul olunuyor. Erdoğan, dün “bir köyden ötekine gidemeyen kişi” diye suçladığı Kılıçdaroğlu’nu koltuğa oturtup medet umup partiyi köye geri çekip kapatmasını beklemektedir. Belli ki Türkiye, önemli rejim yerleşmesini çok bedel ödeyerek yaşamak zorunda bırakılmaya devam edecektir. Bu arada belirtmeden yazıyı bitirmeyelim: yeni yasaklı yasalarla gerçeklerin yazılmamasını sağlama hukuku da bizde de yeni geçirilen yasalarla sağlanıyor. Susmak ve susturmak, zorla, sopayla, yargıyla da rejim yoluna devam etmeye devam diyor. Bayram böylesi kutlama dilekleriyle ne yazık ki başladı.



