Kıbrıs iktibasHasan KahvecioğluTürkiye bu olamaz… ELAM'a tutsak bir Başkan… — Hasan Kahvecioğlu

Türkiye bu olamaz… ELAM’a tutsak bir Başkan… — Hasan Kahvecioğlu

Orjinal yazının kaynağınoktakibris.com

Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’nin genel merkezinde geçtiğimiz Pazar günü yaşananlar eminim; insan olan her bireyin kalbini derinden acıtmıştır.

Bu görüntüler, Türkiye’nin demokrasiden her geçen gün daha da uzaklaştığını gösteriyor.

Partililer arasındaki şiddet de, devletin uyguladığı şiddet de uygarlık dışıydı…

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen, 3 yıl önceki CHP kurultayının iptali, eski genel başkanının tekrar partinin başına geçmesi kararı, yalnızca CHP’yi ilgilendiren, bir “parti içi mücadele” olarak görülemez.

Bu yüzden bu yaşananlar, Türkiye’yi çağdaş dünya içinde, modern bir ülke olarak görmek isteyen her bireyin “gailesi” olmalıdır.

Bu “devlet” Kıbrıslı Türk onlarca kişiye, son beş yıldır “ülkeye giriş yasağı” uygulamış olsa da, kimse Türkiye’nin bu çağdışı görüntülerle anılmasını, tek adam rejimine teslim olmuş bir antidemokratik ülke haline gelmesini istemez.

Ben de istemiyorum…

Şurası kesindir ki; CHP eski başkanı Kılıçdaroğlu’na “Allah belanı versin” demek, derinliklerdeki asıl nedenleri görmezden gelmek, operasyonun hedefini gözlerden kaçırmak anlamına gelir.

Mesele; CHP’yi ve muhalefeti susturmak, yok etmektir. Bu yüzden “rejim” saldırganlaşmıştır ve Türkiye bir “iç savaş” gerginliğine mahkum edilmiştir.

Elbette rejim, bu parti içinde “işbirlikçiler” bulacaktı ve buldu…

“Bay Kemal” dedikleri şahıs; kurt işareti yapan, ülkücüyüm diyen, aşırı sağcılarla işbirliği yapabilen bir politikacıydı.

Kıbrıs konusunda da Erdoğan’ın “milli çizgi”sine destek vermek için buralara kadar gelmiş, Akıncı’dan randevu alıp son dakika onunla yan yana gelmekten kaçınmış biriydi.

Korkaklığı o dereceydi yani…

Zamanında, tüm bu niteliklerini bu köşede eleştirmiştim.

Arkasından gelen CHP Başkanı Özgür Özel’in Kıbrıs sorununu daha “pragmatik” bir zeminde öğrenmeye çalıştığını, çaba harcadığını, burayla doğru dürüst ilişki kurduğunu gördük.

Bir ülkede ana muhalefet partisinin genel merkezi, polis tarafından işgal edilebiliyor ve sıradan bir mahkemenin kararıyla genel kurulu 3 yıl sonra iptal edilebiliyorsa, “Bu ülkede her muhalifin her an başına herşey gelebilir” demektir.

Böyle bir Türkiye, bizim buradan bakınca görmek istediğimiz Türkiye değil…

Türkiye’yi yeniden çağdaş, demokratik bir hukuk devleti yapma uğraşı veren TC’de her yurtsevere dayanışma duygusuyla Kıbrıs’tan selâm olsun…

…

1960 yılında “Kıbrıs Cumhuriyeti” kurulduğunda, “Temsilciler Meclisi” ortak parlamentomuzdu.

1963 Aralık ayında toplumlararası çatışmalar başlayınca, Temsilciler Meclisi’nin Türk üyeleri toplantılara katılmadılar.

Sandalyeleri yıllarca boş bekletildi…

1985 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Rumlar tarafından tek taraflı değiştirildi ve üye sayısı 50’den 80’e çıkarıldı. Teoride bunun 56’sı Rum, 24’ü Türk üye olacaktı.

Rum seçmenler geçen Pazar günü bu 56 sandalye için sandık başına gittiler.

Herşeyden önce şunu söyleyelim: Bu seçim; partiler seçimiydi ama Kıbrıs’ın güneyinde başkanlık sistemi olduğu için, herşey “Cumhurbaşkanlığı” ekseninde şekilleniyor.

Bu yüzden; 2028 Şubatı’nda yer alacak olan “Cumhurbaşkanlığı” seçimine, daha şimdiden bu sonuçlar ışığında “start” verildi diyebiliriz.

Temsilciler Meclisi’nde Hristodulitis’i destekleyen “toparlama” bir çoğunluk vardı. DİKO, ELAM, EDEK, DİPA ve Ekologlar Hareketi sayesinde Hristodulitis yasa geçirebiliyordu.

DİSİ; yani eski patronu Başkan Anastasiades’in partisi, bazen iktidar partisi gibi, bazen de muhalefet partisi gibi davranıyordu.

Hükümette etkin olan güç ise; aşırı sağcı ELAM idi. ELAM’ın bazı devlet kurumlarını bütünüyle kontrol ettiği görülüyordu.

Bu seçimlerde, iki büyük parti; merkez sağ DİSİ ile komünist AKEL Meclis’teki sandalye sayılarını korudular. DİSİ’nin 17, AKEL’in 15 koltuk sayısı değişmedi.

DİSİ’nin “oylarını koruması” gelecek CB seçimleri için sağda “fırtınalı” günlere işaret ediyor.

Şöyle ki; şimdiki DİSİ Başkanı Annita Demetriu’nun DİSİ oylarını yüzde 23’lerin altına düşürmesi beklentisi vardı. Anketler öyle diyordu. Bu durumda gelecek CB seçimlerinde “aday” olması güçleşecekti. Şimdi ise partiyi geriletmemiş bir başkan olarak Şubat 2028’e doğru daha güçlü adımlarla yürüyecek. Bu; Hristodulitis’in karşısında bir güçlü rakip olacağını işaret ediyor. Öte yandan DİSİ’nin eski başkanı Averof Neofidu köşede bekliyor. Onun da aday olması söz konusu. Yani sağda aday çok, solda henüz “tık” yok.

Tekrar Hristodulitis’e dönecek olursak; destekçisi DİKO’nun sandalye sayısı 9’dan 8’e düştü. Bu kendisi için büyük bir kayıp değil. Ancak destekçisi EDEK, DİPA, Ekologlar, Meclis dışında kaldı. Bunlar giderken, büyük ortağı ELAM ise sandalye sayısını ikiye katladı. 4 vekili vardı, 8 oldu.

Temiz toplum diyerek sert muhalefet yapan ALMA ile Fenomen Fidias’ın “Doğrudan Demokrasi” partilerinin 4’er sandalye ile Meclis’e girmeleri Hristodulitis’in korkulu rüyası olurken, Avrupa ve çözüm yanlısı Volt’un 3.6’lık baraja takılması sürpriz oldu.

Kısacası; bu seçimlerin en belirgin sonucu; Hristodulitis’in ELAM’a tutsaklığının artmasıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Hasan Kahvecioğlu yazdı: 6 Aralık’ta “kirlilik ve rüşvet” kanımıza işledi mi, göreceğiz…

2020 yılının Ekim ayında Akıncı’nın Ankara darbesiyle alaşağı edilmesinin...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: Annamazsınız be amma…

Bilmemek… Bilmediğini bilmek ya da bilmediğini bilmemek… Bilmiyorum… Bilmiyorsun… Bilmiyor… Bilmiyoruz… Bilmiyorsunuz…...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “İnsülin pompası” her “diyabetli” çocuğun hakkıdır… Bunu sınırlamayınız…

Siz de bir akşam; durmadan idrara çıkma ihtiyacı duyabilirsiniz… Dudaklarınız...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Solomon’u öldürmedi… Orada yoktu… Ya 3 gün önce?”

Şener Levent soruyor: “Sen hangi cehennemden çıkıp geldin?” EA yanıt veriyor: “Yaşadığın...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,898TakipçilerTakip Et
964AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Hafta sonu esintilerinden pazartesiye düşenler

Yeni bir haftaya doğru yaklaşmaktayız. Artık ekim ayında bulunuyoruz....

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Gıbrız Cumhuriyeti Bayra’ı Asmag Yasagdır?

Koray Başdoğrultmacı ve Çinem Sonel’e… 2011 yılında Koray Başdoğrultmacı Birleşik...

Niyazi Kızılyürek yazdı: Siyasi Eşitlik Nemize Yetmez? Unutmamalıdır ki İfrat İfret Doğurur!

Kıbrıslı Türkler 1882 yılından, Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar (1960)...

Fehim Taştekin yazdı: Amerikan çekilmesi ve ulusal egemenlik: Hoş ama içi boş bir seda!

Irak 2003’teki işgalle birlikte kaybettiği egemenliğini, Amerikan güçlerinin çekilmesine...

Serdar M. Değirmencioğlu yazdı: Minab’da kıyamet yaşandı

Geçtiğimiz hafta, ABD’de bağımsız gazetecilik adına ciddi işler yapan...

Gözde Bedeloğlu yazdı: Sansürün kamusal bedeli

Türkiye’de hak ve özgürlüklerin alanı daraltılırken uygulanan yöntem hiç...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bosna Hersek makalesi kararına gelirken

Cumartesi yine Lefkoşa'dan uzaklara doğru yolculuk yaptım. Bu defa...

Canlı yayın