yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKonuya bir de mesleki gözle bakacak olursam - Özkan Yıkıcı

Konuya bir de mesleki gözle bakacak olursam – Özkan Yıkıcı

Son günlerde yeni faciyanın rezalet gerçekelriyle savrulup duruyoruz. Basit kural vardır: tartıştığınız veya anlamaya uğraştığınız konunun, yerini mutlaka beraberce işin içine katmanız gerekir. Somutlayacak olursak, son ister bebek ölümü, isterse iki mühürlü oy pusulalar da mutlaka ülke kkoşullarıyla birlikte ele almak önemlidir. Çünkü, ayni olay koşullar göz önünde olunca daha iyi kavranır. Dersler ve neden soruları daha kolay yanıtlanır. Nitekim, son bebek ölümü ile beraberinde gelmesi gereken tutumlarda bu farklar fazla gözetilmiyor. Filan ülkede böyle oldu kıyası konulur. Sanki ayni koşullar varmış gibi de adeta burada da olması gerektiği vurgulanır. Benzer başka olumsuz yanlışa da kolayca düşeriz.

Ayni durum oy pusula hikayesinde yaşandı. Oysa gerçek şu: burası Kuzey Kıbrısdır. İfade kuramında sömürgecilik yanına mutlaka ilhaklaşma gelecek işleyişini de eklemek önemlidir. Sömürge kültürünün biyat versyonu vardır. Bir de kültürleşen sosyolojik gerçekle, biyat etme ile bu yöntemlerle yapının oluşmasıdır. Ben yaparım kuralı ile kulaşan ilhak biyatı artık birlikte işlemektedir.***

Gelelim bebek konusunun bazı mesleki kuramla deyerlendirilmesi.. net olarak şunu ilk gözlemde belirtelim. En basit kural dahi olmadı. İnsani neden hiç dikate konulmadı. Ayleye bilgi verilmedi. Ayle yaşadığı acıyı ancak basından sonradan öğrendi. Bu en hafif isimlendirmesi ahlaksızlık ve utanmazlıktır. Buda bize şunu da hatırlatır: benzer olaylarda eğer tepki olmasa, basın gündeme taşımasa haber dahi olunmaacaktı. Yaşanan bebek ölümleri olsa da gerecek anlaşılmayacak, bilinmekten kaçınılacaktır. Zaten bu konuda ayni alanda örnekler bolca vardır.

Hatırlalyın doksanlarda bir ayda yine bebek ölümleri oldu. Bazı tahminler yapıldı. Ayleler sorgulamaya gitmeyip, normal kabul etikleri için de nedeni hiçbirzaman konuşulmadı. Benzer ölümler hastahanelerde yaşandı. Hele dokunulmaz özel hastahanelerin hikayeleri çok acıtıcıdır. Hat da bazı yabancılar ölülerini dahi nasıl zorla aldıkları haberleri de arada kaynayıp gitti. Son olaydaki gerçeklik, aylenin direnci olmasa, makamcılar bunu hiç seslendirmeyeceklerdir. Basit bazı nedenlerle de geçiştirecekti.

Daha da acısı, atanan özel kalemin yaptığı açıklamalar oldu. Birileri de ayni makamcının atandıktan sonrna karıştığı sokak mahale kavgasını da gündeme taşımak istendi. Olmadı. Burası K. Kıbrıs. Benim adamımın zırhına dokunacak uok. Zaten başka bir ek de geldi: üstel: afetmeyecekmiş.. ne çabuk unutuk. Adapas sgandalı sahtekarlığı Ünal Üstelin sağlık bakanlığı döneminde oldu. Hem de olayı ihalesiz verdiği yandaş şirket sürecinde yapıldı. Hatırlalyın nasıl kapandığını. Daha konu gündeme gelirken, birden bir uçak havalanıp Ankara yoluna giderken, basının bir kısmı da “artık kapanacak” başlıklarını çekti.

Neyse bildik hikaeleri tekrarlamama amacındayken, kendimi yine de içinde buldum.****

Dikat etinizmi; olaydan sonra makamcılar suskunluk ve sonra acayip açıklamalar yaptı. Ama ahalide de bir zincir boşalma gibi sohbetler gelişti. Herkes daha önce yaşadığı hastahane acılarını konuştu. Aklına getirip, acıyı yeniden hatırladı. Bir anda, bebek ölümü, var olan sağlık gerçeğinin yeniden görünen şekliyle acılarla konuşuldu. Ama mahşetlerde değil elbet. Hele politikacılarda pek de fazla yer bulmadı. Hesaptaki hukuk ise sadece günah kurbanları hemşirelerle yetiniyor. Birçok basit soruya dahi dokunmuyor. Makama giden yol veya sistemin öz gerçeklerine sanki yok hükmündeydi. Yurtaşlar ise acı travmasıyla yaşadıklarını anlatıyor. Halbuki yaşadıkalrını neden zamanında gündemleştirmediklerini hiç kendi kendileriyle yüzleşmediler. Makam, çıkar ve korku miskinliği bunları getirdi.

Bu arada mesleki örgütler de demeçler verdi. Fakat, öyle bir ylıprandılar ki fazla karşılık ne yazık bulmadılar. Çünkü açıkça zamanında bazı konularda bu sistemi onlar da savundu. Kendilerine dokunan yanlışlarda da sustular. Sağlık sisteminin çöktürülürken, çürümüşlük üzerinden rantlaşma devam denilirken, birgün kendine dokunulduğunda, en haklı oldukları zamanda, ne yazık karşılık göremiyorlar. Makamcılar ise pişkinliğe devam deniliyor. Ahali ise hala sistemi değil işine geleni konuşmakla sınırlanıyor.

Türkiyede yeni doğan çetesiyle çalkalanılıyor. K. Kıbrıs bunları hiç duymak istemedi. Sonra klasik gerçeğin dokunuşu oldu: “Türkiyede ne varsa burada da olacak”.. öyle de oldu. En hafifi gerçekleşti. Akla gelmeyecek ihmaller ve sistemin işleyiş birlikteliği karşımıza dikildi. Bebek ölümü. Ama pişkinlik ayuka çıktı. Sokak kavgacısı makamcı insanlara inanılmaz sözler söyledi. Nedeolsa oraya bilgisi ile gelmedi. dürüslük ile idari birikimi de yok. Hele insanlara davranış kuralının tam aksini yaptı. Ama partili idi. Oraya o ünvanın gücüyle erleşti. Onun için ağzından çıkanı da biliyor. Biyatçılığın koltuk zehirlenmesiyle davrandı. Makamcı ise pişkinlikte önde. Nasıl olsa ahali unutacak. Soruşturmada adı dahi konulmayacak. Susturmada kurbanlar da hemşireler.

Hep şu acı aklıma geliyor: doksan yılında sağlıktaki uygulanan sistemleşen yanlışları eleştirdim. Sağlık bakanlığından b azı delegeler bana “bizden oy bekleme” telehonlarını yaptılar. Rant ve kurumsal çürüme sonuçta bir yerden dışa vurur. Hele de nifusu bilinmeen karışık sosyolojik kültürlerin yozlaşarak rant içinde buluşmasından sonra herhalde gül bahçesi olamazdı. Son bebek olayı, resmen karşımıza hernyönüyle sistemi getirdi. Roller net. Ama en basit istifa veya idari soruşturma da yok. Yeter ki iş açığa çıkınca bir günah keçisi bulunsun.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Özkan Yıkıcı yazdı: Kolombiya’da kırılma sürecine girildi

Özellikle bu yıl direkt Kolombiya ile alakalı makaleler yazdım....

Özkan Yıkıcı yazdı: İki garantörümüzdeki gelişmeler

Bizde sık sık kullanılan, her olguda zehirli olup olmadığına...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kıbrıs müziğinden bir kesit

Kuzey Kıbrıs'ın sosyolojik yapısı darmadağın oldu. Karmakarışık bir hâle...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,940TakipçilerTakip Et
880AboneAbone Ol

Son eklenenler

Umut Can Fırtına yazdı: Latin Amerika kaynıyor

ABD’nin Küresel Güney’deki hegemonya tesisi stratejisiyle iyice belirginleşen Latin Amerika’daki...

Hediye Levent yazdı: NATO zirvesi, Barrack ve ekonomik örümcek ağı!

Amerika’nın Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye ile Irak...

Metin Yeğin yazdı: Bir ihtiyaç olarak komünal ekonomi

Bize her gün aynı masalı anlatıyorlar. Herkes kendi başının...

Özkan Yıkıcı yazdı: Kaygan Zeminde Kayganlaşırken, Yaprak Misali Savrulmalar

Senelerdir Ortadoğu başlığında durmadan yazıp çizdik. Bazen ülkeler düzeyinde,...

Mihalis Stavru yazdı: Bu adada sadece biz yaşamıyoruz

“Politis” gazetesinin birkaç gün önceki manşeti, bazılarının yaşadığı yanılsamayı...

Özge Güneş yazdı: Kolombiya’dan kıtaya neofaşist kuşatma

Kolombiya tarihinin en kritik siyasi süreçlerinden birini geride bıraktı. Ülkenin...

Şener Elcil yazdı: Muhalif Olmak

Bir ülkede hükümetlerin görev yapma süresi, muhalefet edenlerin başarısı ile ters...

Özkan Yıkıcı yazdı: Sızdırtmalardan Öngörülere Kıbrıs

Adamızda yine diplomatlar gezileri başladı. Amaç malum: Kıbrıs sorunu....

Canlı yayın