yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKonuşturulmayan yönleriyle Hindistan – Özkan Yıkıcı

Konuşturulmayan yönleriyle Hindistan – Özkan Yıkıcı

Atmışlı ve seksenli yaşlarındaki, entelektüyel kesimden ilerici demokrat politikacılar şu serzenişi yeri geldikçe yaparlar: “Atmışlarla Seksenlere dek dünyada olan önemli muhalefet ve devrimci hareketin de haberlerini ratyo ve televizyondan duymak mümkündü. Hat ta, yerel medya haberi yapmasa dahi muhalefet yayınlardan bazı uluslarrası yayınlar konuları haberleştirip gündeme oturtur. Ayni şekilde kamuoyu da karşılıkla bunu alıp gelişmelerde kulanır”. Oysa, gidrek yeni dönem denip birçok konunun haber dahi yapılmadığı ve yalanın daha dda algılaşıp düşünceyi zaptetiği de görüldü. Nitekim; günümüzde öylesine medya algısı oluşup siyasal besletildi ki adıyla sarsıntı yaratacak gelişmeleri pek de duyma şansımız olmuyor. Bunun nedeni sermayenin develtlerle birlikte medyayı direk ele geçirip probaganda aracı yapmasının önemi kaçınılmazdır. aAyrıca, sistemi deyiştirecek siyasal güçlerin de günümüzde dünyada çok zayıf veya bazı yerlerde hiç denecek konuma gelmesiyle birlikte ilgili koşulun oluşturulduğudur. Artık, milyonların eylemleri  haber derecesine gelemezken, kamuoyu bunun kendini ilgelendirmediği düşünce kısgacına sokuldu. Hindistan bunun son önemli canlı örneği. Üstelik, Hindistan yönetimiyle faşistleşmeye doğru gidrken, önemli sermaye pazarı olurken, kültürle çatışma stratejilerine hizmet eden tetiklemelerle de haberleşirken, nedense Yüzlerle ifade edilen grevler, haber dahi dduyulma şansı çok az duruma da gelindi. Hindistan bir anlamda rekabetin işdahı ile güncelleşip haberleşirken, sosyal patlamalarla direnç gösteren muhalefet eksenine de pek dokunma olmama iki yüzlülüğün direk kanıtıdır. Tıpkı, Korona salgınında ölüler ve genel başarısızlıklar arada not olarak bilgilendirilirken, Komonist Partinin elindeki eyaletde gösterilen başarının da başarı hanesine konulmaması gibi…..

Hindistan dünyanın haber algısının bence konulması gereken önemli ülke halindedir. Faşizmin kurumsallaşması, kültürler çatışmasının zorlandığı, Neoliberal açılımlarla sermaye için işdah pazarına sokulurken, haberleşirken, Kasımın sonundan beri oluşan sendikalarla başlayıp çifcilerin de katılımıyla oluşan dalganın da duyrultma olmaması veya haber deyeeri verilmemesinin önemli deneyim medyacılığıdır. 26 Kasımda alınan grev kararı ve buna kimine göre 250 milyon, kimine göre de 300 milyon katılımla, dünyada en büyük grev olduğu kabullenen olay, dünyada çoğu yerde haber dahi yapılmadı. Konuyu yazmak için bilgisayar taraması yaptım. Doyurucu bilgi pek bulmadım. Daha doğrusu olayın Hindistanda oluşu nedeniyle “doğu küçümseme algısı ile sol siyasal eksiklik sonucu” olay fazla önemsenip deyeri anlaşılmadığı için net doyurucu bilgi bulamaıyordum.

Halbuki, konu Eylül ayında ateşlendi.n Hindistan faşist lider Modi tıpkı öteki günümüz benzer liderler igibi, hem otoriterlikleri geliştirirken, milliyetçi ırkçılıklarla içte politik kitlesel potansiyele oynarken,ekonomide de klasik bilineni gerçekleştirmeğe girişiyordu. Neoliberaleşme yasaları meclise öneriyordu. Eylülde hem kazanılan hakları geri alma hem de örneğin çifcilerin uluslararsı tekelere bağımlılığını artıracak yeni dönüşümler yasalaştırmaya girişti. Bu hamle, sonuçta sayısal parmakla geçeceği belliyken, engelinin sokakta olacağı durumu da anlaşılıyordu.

Kasım ayının 26 günü yapılmaya başlanan Sendikal eylem ve ardından çifci örgütlerinden gelen benzer destekli hamleler, Faşist yönetimin Neoliberaleşme ile Hindistanı uluslararası sermayeye dönüştürme dinrenciydi. En basitiyle esnek çalışma zamanıyla 8  saatden 12 saate yöneliş ile bazı hakların kırpılması bunun ilk deneceleriydi. Çifcilerin tohumdan pazarlamaya ve kırılacak  örgütsel şekilden sermaye bağımlılık hamleleri bu konudaki tepkilerin temelinde oluşuyordu. Komonist Partiler baştaa olmak üzere sonradan Kongre partisinin de katılımıyla önemli kitlesel potansiyle, örgütsel olarak sokağa çıktı. Grevlerden sonra, Çifciler kırsaldan şehirlere ve ordan da başkente yöneldiler. Tüm engelemelere rağmen kuşatma hareketleri gelişmeğe yönelindi.

Bu sayılan eylemler öyle binlerle deyil milyonların az kaldığı üçyüz milyona dek ifade edilen kkatılımla işçi köylü birlikteliliği gösteriyordu. Hindistanın parçalı kimlikli yapısı ve faşist fitileştirme ile Hindu Müslüman kıyımlarının gerçekleştiği ortamda, böylesi kitlesel eylemin olması da öyle kolay kolay grçekleşecek durum deyildi. Üstelik, pandemi denilen konu da yaşamda damgasını vururken!

Gelişmeler hala devam ediyor. Bunun zaman zaman eldeki yeterli bilgi olsa da yazmanın önemi de ortada. Dünyada herşeyin kolayca gerçekleştiği, seçeneksizlikler, sendikaların etkisizleştiği, çifci hareketlerinin unutulduğu gündemde, hem de milyonlarla birlikte rıkıçılığın en yaygınlaştığı koşulda yapılmasının önemi malumdur. Fakat, medya teslimiyeti ile dünyada olanlardan bana ne duruşları böylesi önemli çıkışların da duyulmayarak sermayenin hep istekleriyle idolojik duruş sergilenme koşullarda kalınmasını sağlamaktadır.***

Konunun bir de şu tuhaf bakışının etkisi var: Kapitalist yapı genellikle batıda olan ve gelişmiş kapitalist ülkenin sermaye çıkarına göre önemseme yapılıyor. Bunu Çin aşısı tartışmalarında da yaşıyoruz. Hindistanı, geri kalmış, kas sistemli ve Keşmr sorunu veya hindu islam krizleriyle algılatılıyor. Hindistandaki çok uluslu yapıdaki sınıfsal birliktelikler pek bilgi eksenine konudurtulmuyor. Ayni durum kendine sınıfsal bakışlı Avrupalı kesimde de var. Onlar da ezilenlerin merkezinin kendielrinde olduğu inancı da var. Sanırım, Mısırlı sosyalistlerin Mısırdaki yaşananlarla onlara yaptıkları eleştiriler hala aklınızda kaldığına inanıyorum. Çünkü Avrupalı Sol parti dahi sömürge rejimlerini bazen sosyalistlere karşı desteklediği örnekler Ortadoğuda o  günlerde yaşanıyordu.

Şimdi de Hindistanda hem de dünyada en büyük grev yapılmasına rağmen, bu ülkedeki entelektüyelerin de anlatılarına rağmen, konu pek değerlendirilmiyor. Sanki her şeyin merkezi batıymış algısı sol içinde de dar ulusçuluğa sokulmuş gibidir. Oysa, bu tip eylemlerin deyerlendirilmesi gerekir. Sınıfsal dayanışma kadar, alınacak dersler de var. Batıda sendikal örgütlenme zayıflardken bu tip hareketlerin yeni sömürge kimi yerde güçlendiği de kesindir. Hindistan tüm bu koşşulların kısgacında, yine de konuşulmalıdır. Konuşulmanın ötesinde, yeni dünya açısından da değerlendirilmelidir. Hareket olan yerde ancak deyişimin de taşları örülme şansı vardır. Hep Batıda deyil, tıpkı sosyalist devrimler gibi hazırlıklı olunan yerlerde başarılı olunur.

Tekrar edelim: Hindistanda hem de Modi gibi faşist liderlerle kurumsalaşmaya yönelirken, kültürler çatışmasının alevlendirildiği ortamda yüzmilyonlarla ifade edilen eylemler, mutlaka haberleşmeli, gereken dersler de alınıp duyurultmalıdır.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Özkan Yıkıcı yazdı: Trafik katliamından genel sistem gerçeğine

Normal yaşamla en anormal kötü koşullar kolayca dönüşür. Sanki...

Özkan Yıkıcı yazdı: Unutulmaması gereken ülkelerden biridir: Irak

Yakın tarihle Ortadoğu tamamlanınca, emperyalist çağın planlarıyla alakalı uygulama...

Özkan Yıkıcı yazdı: Bozulan iklim koşullarında siyaset de ısınırken

Temmuz ayına ve yaşadığımız haftaya artık elvedayı çekiyoruz. O...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,916TakipçilerTakip Et
916AboneAbone Ol

Son eklenenler

Özkan Yıkıcı yazdı: Kavram fetişizminden yalan kullanım normalleşmesine

Neoliberalleşme ile birlikte, kendi kurallarını, bakış açısını da yerleştirip...

Özgür Gürbüz yazdı: Türkiye Küresel Serinletme Taahhüdü’nde neden yok?

İnsan kaynaklı iklim değişikliği kentleri yaşanmaz hale getiriyor. Avrupa’da...

Nafiz Özbek yazdı: Alman militarizmi ve sermaye: Almanya’nın yeniden askerileşmesinin politik ekonomisi

İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından doğan modern Almanya, kısmen Hitler faşizmini...

İlhan Uzgel yazdı: Küresel Siyaset Dönüşürken-II: NATO 3.0 nereden çıktı?

Avrupa coğrafyasında ve Türkiye’de savunma, güvenlik konuları olunca dikkatler NATO’ya...

Hayri Kozanoğlu yazdı: Yapay zekâ krizi senaryosu

Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler küresel ekonominin başlıca konusu olmaya...

Volkan Yaraşır yazdı: ‘Efendiliğin reddi’: Üçgen örgütlenme ve direniş ağları

Efendiliğin reddi kolektif bir karşı duruş, yıkıcı bir ayağa...

Hasan Kahvecioğlu yazdı: “Sıfıra sıfır, elde var sıfır…”

Lafı “gevelemeye” hiç gerek yok… Olmadı… Yapamadınız… “BM Genel Sekreteri bizim...

Özkan Yıkıcı yazdı: İspanya-Fas hattında neler oldu

Bir haftadır İspanya'nın Afrika topraklarındaki küçük bir yerleşimindeki gelişmeler,...

Canlı yayın