Kıbrıs iktibasŞener ElcilKimin Eli Kimin Cebinde! - Şener Elcil

Kimin Eli Kimin Cebinde! – Şener Elcil

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com
Kategori:

Tarihi gelişmeleri bilmeyenler, sonuçlar üzerinde lafazanlık yapmaktan öte iş yapmazlar.

Orta Doğu’da devam eden çatışmaların nedenini ve sonucunun nereye varacağını kestirmek için tarihi gelişmelere kısaca bakmak gerekir.

Mısır’daki köleleri örgütleyip, ilk tek tanrılı dini benimseyen Musa peygamber, ona inananlarla beraber, Mısır firavununun zulmünden kaçarak, Filistin’e yerleşir.

Onlara “on emri” içeren, Müslüman ve Hristiyanların da daha sonra benimsediği birtakım kuralları öğretir. Musa peygamberin öğretisini benimseyenlere “Musevi veya Yahudi” tanımlaması yapılır.

Yahudiler ayni ırktan gelen bir ulus değil, aksine, bir dini benimseyenlerin oluşturduğu değişik ırklardan gelen dini bir topluluktur.

Bu dinde en önem verilen konu, Hebrew Alfabesi’nin ve okuma yazmanın öğrenilme zorunluluğudur.

Babilliler’in, Yahudileri önce Babil’e ve Romalıların da daha sonra onları Filistin’den çıkarıp dünyanın her tarafına sürmelerinden sonra dini, inançlarını, kimlik ve kültürlerini koruyarak, gittikleri her ülkede başarılı olmalarının temelinde eğitime verdikleri değer ile aralarındaki dayanışma çok önemli rol oynamıştır.

Dünya tarihinde “Haçlı Seferleri” olarak bilinen dönemde başlayan, İslam alemi ve Vatikan’daki papa öncülüğündeki Hristiyanlar arasındaki, dünya yönetimini paylaşma kavgası, hala daha sürmektedir.

Din kavgası olarak başlayan bu mücadele, aslında dünyayı yöneten sermaye gruplarının kavgasıdır.

Birinci Dünya Savaşı öncesine kadar kendini bulunduğu ülke içinde gizleyen Yahudi sermayesi, yönetimler üstünde etkili olarak bu savaşları finanse etmiş ve iki dünya savaşından da daha da zenginleşerek çıkmıştır.

İkinci Dünya Savaşı öncesi Yahudilerin bulundukları ülkelerde toplumları sosyal olarak çürüttüklerini ve yüksek faizli bankacılık sistemi ile sömürdüklerini gören Adolf Hitler liderliğindeki Naziler, sosyal çürümenin ana kaynağı olarak gördükleri ve Yahudilerin çalıştırdıkları batakhanelerle, faizi yasaklamışlardır.

Yahudilerin, bir ulus içinde çürüme yarattıklarını düşünen Naziler, savaş boyunca Yahudilere etnik temizlik yaparak, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden topladıkları altı milyon Yahudi’yi katletmişlerdir.

Ne ilginçtir ki, bu savaşı finanse eden yine Yahudi bankerler olmuş ve savaş sonunda Yahudilerin uğradığı bu soykırım bahane edilerek 1948 yılında, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasına zemin yaratılmıştır.

Bölgedeki Arap devletlerinin tüm itirazlarına ve mücadelelerine rağmen, İsrail Devleti Yahudi lobisinin yönetimlerinde etkin olduğu batılı devletlerin desteği ile ayakta kalarak, bugün tüm bölge ülkelerine kafa tutar, noktaya gelmiştir.

ABD’de odaklanan Yahudi sermaye grupları, ABD’nin siyasi ve askeri gücünü kullanarak son yüz yıldır dünyadaki gelişmeleri organize etmektedir.

Orta Doğu ülkelerinin başında olan yöneticilerin hemen hemen hepsi ABD’ye dolayısı ile İsrail’e hizmet etmektedirler.

İran’da bugün düşman saflarda görülen “Molla Rejimi” ABD’nin yani İsrail’in onayı ile 1979’da başa getirilmiştir. Hem İran hem de Türkiye, ABD’nin Irak’ı işgal etmesine yardımcı olmuşlardır.

İsrail Devleti’ni ilk tanıyan ülkelerden biri de Türkiye’dir. Osmanlı’dan bu yana Yahudilerin yönetiminde etkin olduğu Türkiye’nin tutumu batılı devletlerden farklı değildir. Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından 1570’te alınmasında bile, “Josef Nasi” ismindeki Yahudi bankerin padişah üstünde ne kadar etkili olduğunu tarih kitaplarında bulabilirsiniz.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ABD etkisine giren Türkiye Cumhuriyeti’nin de Yahudi lobisinin etkisinde ve güdümünde olduğunu, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Washington’da yaptığı konuşmada şöyle ifade eder; “Türkiye İsrail Devleti’nin yaşam hakkının tehdit edilmesine asla razı olmayacaktır”

İkinci Dünya Savaşı sonunda dünyayı yönetme erkini, Yahudi orijinli küresel güçlere kaptıran küresel ölçekli Hristiyan sermaye grupları arasında uzun bir süreden beri devam eden rekabet yeni bir dünya düzeni oluşturmaya doğru hızla gitmektedir.

ABD ile Avrupa’nın NATO üstünden devam eden çelişkilerinin ve önemli dünya liderlerini özel hayat üzerinden rehin alan Mossad ajanı “Jefrey Epstein” dosyalarının açılmasının nedeni budur.

Büyük Orta Doğu Projesi ile birlikte, ulus devlet modeli yerine eyaletleşme, ulus yerine coğrafi tanımlama (Türk – Türkiyelilik), milli sermaye yerine küresel sermayenin egemenliği, çok dinli, çok kültürlü bir toplum yapısı, terörizm ve savaş çıkarıp silah satma yerine çok tüketim yapan bireyler ve teknoloji ile insan ırkını kontrol altına almak hedeflenmiştir.

Küresel sermaye, Orta Doğu’da kurduğu terörist yapıları ve rejimleri tek tek yok etmektedir.

Körfez ülkelerinde çöl içine kara para ve uyuşturucu baronlarının paraları ile kurdurulan sahte cennetler bu savaş bahane edilerek yok edilmektedir. İran’ın bu bölgede “ben saldırmadım” diyerek açıklama yaptığı petrol tesislerini ve hotelleri kim vurmaktadır?

Yahudi sermayesinin güdümünde hareket eden ABD Başkanı Donald Trump da, Siyonizm ideoloji ile hareket edip “insan kasabına” dönüşen Benjamin Netanyahu da Yahudilerin onayı ile iktidara getirilen İran’daki molla rejimi de ABD’ye ve dolayısı ile İsrail’le hizmet eden Türkiye’deki tek adam rejimi de bu savaş sonunda tek tek düşecektir.

Kıbrıs’ta da statükonun değişeceği artık açık açık görülmektedir.

Unutmayın ki, dünyadaki hiçbir devlet halkının refahı için değil, başındaki yönetici sınıfın daha da zenginleşmesi ve refahının artırması için varlığını devam ettirir.

Halkın haksızlıklara isyan etmemesi ve uyutulması için de “vatan, millet, bayrak, din, şehit” edebiyatı yapılarak gerçekler gizlenir.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Şener Elcil yazdı: “Bu Beni Geçti Be!”

Geçtiğimiz yıl İngiliz Yüksek Komiserliği’nin her yıl düzenlediği geleneksel...

Şener Elcil yazdı: Bölgemizde Kısa Bir Gezinti

İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşananların temel çıkış noktası, İsrail Devleti’nin...

Şener Elcil yazdı: Brüksel’in Kıbrıs’a Bakışı

Avrupa Konseyi’nin davetlisi olarak, geniş katılımlı bir ekiple Brüksel’de...

Şener Elcil yazdı: Tembel Kıbrıslılar!

Kıbrıs’ta İngiliz koloni yönetimi çalışma saatlerini düzenlerken, o yörenin...

Şener Elcil yazdı: Enerji ve Siyasi İstikrar

Birleşmiş Milletler’den yapılan bir açıklamaya göre, savaşlar, etnik ve...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
4,268TakipçilerTakip Et
1,240AboneAbone Ol

Son eklenenler

Miquel Pellicer yazdı: Lula’nın dijital zaferinin anatomisi

Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva’nın 25 Ekim 2026’da...

Fikret Başkaya yazdı: Araba çılgınlığına dair…

‘Eğer hem insanlarla ve hem de doğayla kaybettiğimiz ilişkiyi...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hamasi sarhoşluktan Azerbaycan gerçeğine aralanırken

Ankara'da Türk devletleri zirvesi toplandı. Tabii kimisi de Türk...

Erkan Çavuş yazdı: Sonumuzun gelmesini mi bekleyeceğiz, ayağa kalkarak kendi kaderimizi ellerimize mi alacağız?

80’li yıllardan itibaren reel sosyalizmin yenilgisiyle birlikte dünyada sağ...

Özkan Yıkıcı yazdı: Cumhuriyet bayramlı bir gün yaşadım

Perşembe gününü resmî tatil olarak geçirdim. Doğrusu, havada yağmurun...

Hediye Levent yazdı: İran, Mekke anlaşmasına neden katılmak istiyor?

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Katar, ABD-İran savaşının durdurulması için...

Ceren Ergenç yazdı: ‘Avrupa malı’ duvarı ve Türkiye otomotiv sanayi

Fransa ve Almanya, geçen hafta AB otomotiv politikasındaki uzun...

Kansu Yıldırım yazdı: Brezilya’da sınıf ittifakları, devlet ve sol

Lula da Silva, 25 Ekim 2026'daki ikinci turda Flávio...

Canlı yayın