yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKapuşari alanında sıkışmanın göstergeleri - Özkan Yıkıcı

Kapuşari alanında sıkışmanın göstergeleri – Özkan Yıkıcı

Türkiyede artık seçim dönemine girildiğinin kanıtları birbir sıralanıyor. Bilinen, beklenen Altılı masanın da adayı Kılıçtaroğlu, tam da itifaka benzeyen kriz çalkalanmasıyla açıklandı. Bu açıklama ile zaten Erdoğan eğer samimiyse artık seçim günü deilan edilerek resmen şu veya bu şekilde seçim sürecine girildi. Ama, peşinen de belirtelim: bu normal bilinen kurallarla yapılan seçim süreci girişi olmadı. Tam aksine rejim içeriğini de içerecek sonuçlarla birlikte birçok seçim dönemine uymayan koşullarla olay yol almaya çalışıyor. Devlet içi itifak ağırlıklı ayrılma ile  sosyal muhalefetin dışta ama destekleme zorunlu kuralıylan dönem işlemeye hız verdi. Şu noktayı açıklayalım: Herkes yaşanan itifak krizinde liderlere metiyeler dizme ile algı operasyonu yapıyor. Oysa, eğer halkın direnci ve ısrarla dayatılma olması bu kriz geçiştirilemezdi. Sadece Sadet partisi önündeki kitlelerin “haydi be, haydi be” haykırşlarıyla liderleri zorlamasa, uzlaşmanın pek de olacağını sanmıyorum. Buda bir dip not olarak ekleyecem.

Bir başka gerçek de şu: artık seçim sürecine hem de oldukça kuşkulu gidişatlarla dönem başladı. Probaganda önceliği mutlaka olacak. Birçok gerçek de ötelenmeye başlanması da normal. Fakat, ilerde şu sorgu mutlaka olacak: nasıl ki dahan önceki anayasa referandumdaki  yetmez ama ecet veya mühürsüz zarflar konusunda sesiz kalma tutumları hala eleştiriliyorsa, yarın seçimin sonucuna göre de verilen destek veya karşı çıkmaların da eleştirilme olasılığı öncekiler gibi olacağı kesin. Ama tarihin bir gerçeği var. Bu yaşandıktan sonra bir daha geri dönüp tekrarlanamaz. Şimdilik bu konuları burada brakıp, yine yarınlarda hatırlatma umuduyla süreçte rejimle özdeşleşen süreci bir de K. Kıbrısla bağdaştıralım.*****

Türkiye aslında muhalefete göre yerel seçimlerden hemen sonra girdi. Erken seçim ve derken seçim sürecine gelinme dönemi geçildi. Şimdi artık rejimin de geleceğini mutlaka etkileyecek önemli ikili seçime girildi. Hem cumhurbaşkanlığı hem de parlemento seçimleri birlikte yapılmaktadır. Seçimin önemi salt Türkiyede deyil, uluslararasında d önemli etkisi olacağı kesin. Zaten birçok dünya medyasının bunu mahşetleştirmesi, tahminler yürütmesi boşuna deyil. Üstelik Türkiye dış politikasında önemli denklemlere de oturtma durumu da yatsınmamalıdır.

Bir fark var: Türkiyeleşen gerçeği, yönetiminde direk elçiliğin ve atanana Ankara memurlarının olmasına, K. Kıbrısta nifusun önemli kısmının da oy kulanacağı durumuna rağmen, burada başta çoğunluk medyası ve resmi partilerden hala gelişmeler konusunda pek bir yoruma raslamanız mümkün deyil. Avrupa gibi bir gazete veya birkaç internet gazetesi dışında Türkiyedeki gelişmeleri ön sayfalarında yorumlalyan yok. Oysa, Türkiyenin hem iç politik yapılanmasından, hem dış politik pazarlıklarında hem de bölgesel hegemonya mücadelesinde K. Kıbrıs Türkiye için içeleşen bir politik figür tabusun halaine geldi. Gerek iç gerek se dış her politik kıpırtı K. Kıbrasa da hemen yansımaktadır. Ekonomik karardan tutun, oluşan siyasal pazarlık dış politikaya dek adım veya tartışmadan K. Kıbrıs da nasibini alır.

Bunlar varken ve son gelişmelerde direk rejim de sorgulanırken, uygulanan politik kurallardan K. Kıbrıs da direk gerekeni alırken, burada gelişmelerin konuşulmasından kaçmanın da öteki sömürgesel kültürleşmenin siyasal yansıyışından başka bir şey deyildir. Nitekim, hafta sonu altılı itfakta oluşan kriz, birçok başta Avrupa ülkelerinde yorumlanırken, Türkiyede yazılmayan temaslar dahi yazılırken, K. Kıbrıs tatil havasından gerçeğe dahi çıkamadı. Sonrası da pek yorumlanmadı. Partiler ise hala sesiz. Kimi sesizlikle beklerken kimi de fırsat umuduyla oraya buraya savruluyor. Fakat, Türkiyedeki resmin önemli yansıyış resmi K. Kıbrıs eksen politikasında oluşmaktadır. Kimse Erdoğan sonrası Kılıçtaroğlu döneminde de Kıbrıs politikasının önemli deyişimlere uğrayacağını beklememektedir. Buna önemli katgı da Kuzey KIbrıstaki siyasal alanın da tutumu önemli katgı yapmaktadır. Hem Türkiye ile oluşan ilişki ağı hem de K. KIbrıstaki siyasal sömürgesel ilhaklaşma gidişatı nedeniyle politika belirleme yerine, bekleme ve fırsatın kendilerine gelmesini umak dışında gelişim sağlanamıyor. Bunu salt darmadağınıklarla talimat UBP ve toplama partilerde deyil, muhalefetde olan CTP ekseninde de hava yani esmektedir. Ondandır ki onca Türkiye gelişmeleri ve dünyada dahi yankı bulan tutumlar, K. Kıbrısta başta yerel basın ve partilerde konu edilmemeye asla direnç gösterme duruşu sergilenmektedir.

Dün en keskin atatürkcüler şimdi en keskin tarikatçı luşlarındaki işbirlikçilik ruhu zamanında başka söürgecilerin de işirliği ile ayakta kalma ruhiyesinin torunun halindedir. Beklemek de bir anlamda aldanmanın öteki gerçeğidir. Üstelik K. KIbrısta yerel nifustan daha çok TC yurttaşının da olup oy kulanacağı gerçeği de varken. Bu kısır döngüde ne yazık, maalesef Türkiye konularında bilgisiz kalıp yeri geldiğinde de ses yükselterek veya teslim olarak haklı olmanın da davranışıyla ordan oraya savrulmaya devam edilmektedir. AKP kızar diye viskiyi resmi alanda içmeyenler, yarın Kılıçtaroğlu döneminde viskiyi açıkça içip geşmişi eleştirme iki yüzlülükleri de eğer itifak kazanırsa, görmeye de hazır olalım.


Yeniçağ Kıbrıs sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a reply

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Diğer yazıları

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Özkan Yıkıcı yazdı: Geliyorken gelen: ancak hâlâ kabullenmeyen gerçek

Şu anda Karpaz’dayım. Yağmur sıkça yağıyor. Dün geceye doğru...

Özkan Yıkıcı yazdı: Hey gidi Almanya hey!

Bana birisi, onca gündemi varken, dünyada konuşulur, bizde algılarla...

Özkan Yıkıcı yazdı: Nem kapmadan dokunmak

Kıbrıs penceresinden, gün gecikmeye kavuşurken, şöylesine bir Kıbrıs-Türkiye gelişmelerine...

Özkan Yıkıcı yazdı: İngiliz’de oyun bitmez!

Kıbrıs deneyimlerimiz bize öğretti ki gerçekten İngiltere'nin siyasi oyunları...
4,663BeğenenlerBeğen
1,585TakipçilerTakip Et
3,905TakipçilerTakip Et
930AboneAbone Ol

Son eklenenler

George Koumoullis yazdı: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kronik ikiyüzlülüğü: Doros Loizou, Tasos Isaak ve Solomos Solomu cinayetleri

Üç cinayetin özeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzleşmekten kaçındığı bir gerçeğin...

Marios Epaminondas yazdı: Şehir Surlardan Çıkıyor

Bir asır önce yaratılmasından bu yana Lefkoşa'nın canlı bir...

Halil Karapaşaoğlu yazdı: Türg Hegemonya İnşasında; Türkiya’nın Paralı Ordusu SADAT

Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT)...

Özkan Yıkıcı yazdı: İzlanda halkı AB ile görüşmelere hayır dedi

Bizde pek konuşulmadı. Zaten çoğu konu resmi duruştan toplumsal...

Taner Akçam yazdı: Wo warst du? Sen neredeydin?

‘Wo warst Du?’ – ‘Sen Neredeydin’ 1968 Alman gençlik...

Ecehan Balta yazdı: Nepal felaketi bize ne anlatıyor?

Nepal ile Tibet sınırında yaşanan son sel felaketi, ekolojik...

Neşe Yaşın yazdı: Ver elini Eylül

Bazen insan öylesine yoğun bir iletişim ve duygu skalası...

Niyazi Kızılyürek yazdı: “Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!

Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her...

Canlı yayın